Alıntı:
Ukalalık kabul etmezsen bir şey belirteyim:Alıntı yapmak istiyorsan, alıntı yapacağın bölümü işaretle(metin kopyalarken mavi şeritli olur ya), sonra da yukardaki konuşma balonu şeklindeki kutucuğa tıkla.
Farkındayım ancak yazıların çoğunu forum üzerinden düzenlemiyorum, işyeri koşulları malum
Alıntı:
Bireysel silahlanla karadenizde de çok yaygındır örneğin, orada da namus cinayetleri, cinnetler olur. Bu doğuya has bir şey değildir, önce bunun hakkını verelim. Doğuya has olan sömürge gibi yönetilmek ve bariz bir ayrımcılıktır.
Bu sadece doğunun sorunudur diyen yok, benim anlatmaya çalıştığım da bu zaten, Karadenizdeki oluşumlarda, bölgenin Fatsa efsanesinden nerelere geldiği ortadadır. Sonuçlarını Dink’in katli gibi olaylarda da görüyoruz, tıpkı Malatya’nın TKP nin ilk defa milletvekili çıkardığı şehirden katiller çıkaran şehre nasıl dönüştürüldüğü gibi, örnekler arttırılabilir.
Soruna sadece örgütlü şiddet gözüyle bakarak nereye varabiliriz peki, Van da yaşanan son olaylara bak, bir kadının suratının töre gerekçesiyle diri diri doğranmasındaki örgütlülüğü açıklayabilir misin bana? Devlet kötü, devlet kötü eyvallah buna itirazı olan yok, yapılanlar ortada peki ama 80 öncesi devrimci gençliğin yaptığı bilinçlendirme çalışmalarıyla nerelere varıldığı, halkın hangi noktalara taşındığı da ortada. Töreye, çok eşliliğe karşı mücadeleyi bunları yaratan devlete bırakıp silah kuşanıp dağlara mı çıkmak zorundayız, savaşmayı bilmeyen çiftçilerden oluşan köylülerin coğrafyasında değiliz bunu bir kabul edelim önce, mücadele yöntemlerimiz de buna göre oluşturulmalı. Oturduğumuz yerden çatışmayı körüklemek kolay, alternatif çözümler üretemeyen insan devrimci falan değil olsa olsa birilerinin askeridir.
Alıntı:
Kuzeyde Barzani çizgisi hakim olsaydı emin ol hem milliyetçilikler hem de tarikat çizgileri tüm kürt coğrafyasını esir alırdı. Bu farkı anlamak için RİZGARİ adlı dergiye bakabilirsiniz. Bu adamlar Barzanicidir ve PKK'yı ulus-devlet fikrini desteklemediği için kıyasıya eleştirir; hatta PKK'yi de ergenekoncu ilan eder
DTP lilerin Barzaniden nasıl bahsettiği malum, Barzaninin hakim olduğu bölgede kız sünnetlerinin devam ettiği de, bu konuda kendi içlerindeki ikilemlerin varlığı da. Tarikat çizgileri tüm Kürt coğrafyasının büyük bir bölümünü elinde tutuyor zaten.
Alıntı:
Dtp'nin ciddi tabanı olan yerlerde tarikatların geniş sarmalını görebiliyor muyuz? Mesela, Diyarbakır... Mesela Tunceli...
Tunceli o coğrafya içinde çok farklı bir yerdedir ve DTP nin ciddi tabana sahip olmasının altında çok daha farklı nedenler vardır. Tunceli halkı her zaman direnişin içinde yer almıştır ve son döneme kadar bu hareketlere bakarsak DTP nin şoven çizgisinin ne kadar dışında olduğu görülebilir. Tunceli halkı DTP ye muhtaç bırakılmıştır.
Diyarbakır içinse bu sarmalı gayet net görebiliyorum, bölgede bulundun mu hiç bilmiyorum ama benim gözlemlerim bu yönde. Çalışmalar göstermelik olmaktan öteye geçememiş durumda
Alıntı:
Bu adamlar PKK'ya karşı Türkiye ile onlarca operasyona katılmadı mı? Güney'deki kürtler arasında da ciddi bir PKK desteği yok mu? Daha geçen gün Yaşar Büyükanıt 32. Gün adlı programda: ''Türkiye tüm ordusunu Kandil'e yığsa bu örgüt ordan temizlenemez'' demedi mi? PKK Barzani'den mi çekiniyor? Yahut Barzani'nin PKK'yla çatışması kolay mı sanıyorsun? Yahuu, Türkiye gibi modern techizatlara sahip düzenli bir ordu bile kendi
topraklarında onlaca kayıp veriyor...
Bu adamlar oportünizmin kucağına öyle bir düşmüş haldeler ki kim nerden destek verirse ona yaltaklanıyorlar. PKK silahlı mücadeleyle yada hak, af yoluyla biter diyebilir miyiz, ETA, IRA bitebildi mi ki PKK bitsin? Halkları birbirleriyle ve kendileriyle barıştırmadığımız müddetçe bu savaş sürüp gidecek, ne yaparsak yapalım.
Alıntı:
Öyle bir olay hatırlıyorum; hatta Türkiye de zor durumda kalmıştı bu konuda. O dönemde örgütün bunların nereye gittiğini bilmediğini söylediğini hatırlıyorum, yahut bilseler de Türkiye'yi zor durumda bırakmak için yapılmış olabilir. Haberin kaynağını da verirsen göz ata bilirim, ben de bulamadım şu an...
Kaynağı hatırlamıyorum ancak örgüte karşı bu kayıtsız şartsız güvenini anlamakta zorlanıyorum. Örgüt o trende silahların varlığını bilecek ama istikameti bilmeyecek, olaylar tamamen tesadüfi gelişecek, bu mümkün mü yani? Biraz daha objektif olmaya çalışsak?
Alıntı:
Güneydoğudaki savaş olmasaydı asker bu kadar büyük bir etki alanına, halk desteğine ve maddi altyapıya sahip olabilir miydi? Militer sistemler kendilerine bir düşman yaratmadan ayakta durabilirler mi? Halkın aklına yıllarca sol, sosyalizm denince bölücü terörist olgusu gelmedi mi, getirilmedi mi? Halk bu şekilde faşizanlaştırılmadı mı?
Olurdu... Bu tarihsel bir gelenektir, statüko kendine bahane bulmakta zorlanmaz; hatta üretir de. Ancak, Kürt realitesi yahut sorunu suni bir sorun değildir. 27 Mayıs darbesi yapıldığında ortada ne sosyalistler vardı ne de PKK. Zira, bu bir yönetim üslubudur, gelenektir. Ergenekon istisna değil, kuraldır...
Militer sistemler kendilerine bir düşman yaratmadan ayakta durabilirler mi?
İşte tarihin kuralı budur, 27 Mayıs ihtilalinde düşman demokrat partiydi, diğer ihtilallerde anarşikler şunlar bunlar. Ama terör yeni kuşağın en ideal düşmanıdır. Son dönem ABD politikalarına bir bakın, asla bitmeyecek ama asla büyük askeri zayiat verdirmeyecek,her zaman istenilen yöne çekilebilecek bir düşman. Bu yeni kapitalist militarizmin post modern yöntemidir. Ergenekonu açarsak konu çok bulanır, ama şu fikrimi söyleyeyim bu davada taraflar eskiden de olduğu gibi Amerika ve Rusya dan başkası değildir. Geri kalanlarsa figürandır.
Alıntı:
Hem anarşist tezlere sarılacaksın hem de sosyal-şövenlik yapacaksın...
Her şeyden önce şunu bir açıklığa kavuşturalım, benim sarıldığım tezler yok, yalnızca benimle ortak çıkar yolları görebilen insanlarla tartışmak, gelişmek, geliştirmek ve bir şeyler yapmak derdindeyim. Sabit fikrin ne olduğuna önem vermem.
Alıntı:
Bu kadarı da fazla dostum, kantarın topunu kaçırmaya gerek yok. 17500 faili belli cinayet var ortada, bu bağlamda İHD'nin Kürt sorununa eğilmesi yahut Kürt sorununun bu konuda İHD raporların geniş yer bulması doğal. Asıl bulmasaydı, bu ciddi bir sorun olurdu. Akın Birdal'ı boşuna öldürmeye çalışmadılar. Sosyal şövenliği İHD'ye de bulaştırmak istediler ve yemedi. Aynı şey KESK'te de yaşandı, kendim de yakınen tanığım. KESK kürt sorununda ne zaman tutarlı bir duruş segilemeye başladı sol sosyal şövenler ve devlet KESK'i bastırmaya, duyarlı insanları tasfiye etmeye başladı. Şu an ortada KESK'in esamesi okunuyor mu? KESK bundan 4-5 yıl önceki KESK mi?
Kürt şovenizmine karşı durmak ne zamandan beri şovenlik oldu, İHD nin bu olaylarda yer alması tabii ki doğal, peki tüm kadrolarda Kürtlerin yer alması? Diğerlerinin tasfiye edilmesi? İHD de örgüt eleştirilebiliyor mu, örgütün insanlığa karşı işlediği hiç mi suç yok? Bunlar ele alınabiliyor mu? Örgüte ve yarattığı şovenizme toz kondurmuyorsun, eleştirenleriyse şovenizmle suçluyorsun. Kantarın topuzunun kaçtığı nokta asıl burada.
Alıntı:
Töre cinayeti kadına ve çocuklara gitmez kolay kolay. Onaylamıyorum, ama her sosyal normun kendi iç kuralları vardır. Bu olayın temelinde ciddi rantlar vardır ve bu rantları açan, bu adamları böylesine bir ölüm makinesine çeviren koruculuk gerçeğidir.
Töre kadına gitmezse nereye gider ? Sırf erkeğin onurunu kırmak için kadınına tecavüz edilmez mi bu coğrafyada? Devletin suçu yoktur diyen yok bunu kaçıncı söyleyişim bilmiyorum, bana örgütün masum olduğunu anlatmalısın çünkü böyle bir tezin var, ama lütfen “tesadüfi, bir şekilde “ gibi kavramları kullanma Allahın işi gibi bir kapıya çıkıyor çünkü.
Alıntı:
Örgüt, 93 sürecinden sonra ciddi teorik dönüşümler yaşadı. Şu anki çizgisinin temelleri 90ların sonlarına doğru atıldı ve 2000'den sonra siyasallaşma/sivilleşme çabaları ağırlık kazandı. Hatta devlet, örgütü askeri yönden yenme noktasına geldi; belki bitebilirdi de. Fakat, bir şekilde atlatmayı başardılar. Gerilla savaşında da artık oldukça deneyimli kadroları oluştu ki asimetrik savaş sinsi bir yöntemdir. Düzenli orduların baş belasıdır. Amacı savaş kazanmaktan ziyade zayiat vermektir, yılgınlık yaratmaktır. Bağımsız bir ulus devlet modelinin hem konjonktür gereği imkansız hem de teorik açıdan sakıncalı olduğu biliniyordu artık ve örgüt kendini en makul seviyeye çekti. Ulus devlet içerisinde demokratik bir çözüm, güçlü yerel yönetimler, kısmi otonomi, geniş sosyal-kültürel haklar, kimliğin anayasal güvencesi... Şu an durum budur...
“Bir şekilde” ??? Emperyalist güçleri bu kadar hafife alarak hangi gerçekliğe ulaşabiliriz? Bu günün konjonktürünü belirleyen kim, halkların bir şekilde veya tesadüfi olarak yaptığı yanlışlar mı?
Alıntı:
ABD baskısının varlığı kabul etmediğimi yukarıda da söyledim, uçaklardan dağlara yanlışlıkla düşen yardım kargolarını unutmamak gerekeli.
ben de bunun neden olamıyacağını, sosyal-şöven ifadeleri ve medyatik propagandaları söylemiştim.
Uçaklardan kargolar düşmedi yani, yoksa buda mı tesadüfi? Amerika neden “tesadüfi” diye açıklama yapmak durumunda kaldı peki?
Alıntı:
Desteklenmesi gereken örgüt değil meşru demokratik haklar ve çözümdür. Üçüncü taraf çözümün yada olması gerekenlerin kimden geldiğine bakarak karar vermez. Bizlerin kafasında zaten meşru haklar ve ortak bir çözüm çerçevesinde belirli fikirler vardır(anadilde eğitim, anayasal güvenceler, yeni ve sivil bir anayasa, genel af, sivil siyasetin önünün açılması vb gibi). Demokratik açılımları PKK istiyor diye red mi edeceğiz ?
Demokratik açılımları veya Kürt gerçekliğini reddettiğimiz yok, reddedilen örgütün yanlış tavırlarının varlığının ve sonuçlarının reddidir.
Alıntı:
Meşru demokratik haklar, anayasal özgürlüklerün sana bana faydası yok mu? Kürtlerin demokratik hakları verilince bundan sen de ben de faydalanmıyacağız mı? Kaldıki ben neden üçüncü cepheden bahsediyorum?
Çözümü tartışıyoruz, şablonlaşmış Türk milliyetçisi bir liboş yok karşında. Ben çok daha öte özgürlüğün ve kardeşliğin derdindeyim, kalıp cümleler kurmana gerek yok.
Alıntı:
Şunu da anlayın artık, hep söylediğim bir şeydir: CHP ne kadar solsa AKP de o kadar İslamcıdır Diyaneti ve kuran kurslarını açan da Kemalistlerdir bu ülkede Zaten yeteri kadar muhafazakar bir taban vardır, gerisi abartıdır, propagandadır. 10 milyon yakın alevi nüfusun ve önemli sol-sosyal demokrat tabanın, kemalistin olduğu bir ülkenin İslamlaşması zordur ki ABD bile buna pek razı olmaz Milli Görüş çizgisini tasfiye eden de aynı ABD değil miydi? Erdoğan boşuna mı o gömleği çıkardı Bugün saadetin esamesi okunuyor mu?
El Kaideyi yaratan da ABD, Saddama kimyasal silah sattıran da, emperyalizm eski dostlardan düşman, düşmanlardan da dost yaratmayı iyi bilir. ABD nin Fettullaha desteğini nasıl yok sayacağız, kaldı ki ortada neden yoksa Kemalistler neden ABD karşıtlığına soyunup başlarına Ergenekon gibi bir belayı açsın ki?
Türkiye hızla İslamlaşmaktadır, şeriat geliyor koşun CHP ye demiyorum, bu politik tavrın abartmalarını da kaale alan yok ama Anadolu’nun iç kesimlerinde yaşanan sosyo-kültürel hayatın şeriattan farkı ne? Bu bölgede yaşayan Alevilerin (Bektaşi demek daha doğru aslında ama konuyu dağıtmayalım) başlarına gelenler ortada, yakılanlar, gırtlakları kesilenler, fişlenenler ortada, bunları yok mu sayacağız? Bunu yaratan da devlet diyeceksin, peki devleti silahla yıkana kadar bu konuda hiçbir şey yapılmamalı mı? Tek çıkar yol çatışma mı? Çatışanların hali ortada, ve hiçbir tarafa katılıp oluşturulmuş alternatifler adına harcanmaya yada insanların harcanmasına sessiz kalmaya akıl sır erdiremiyorum. Bu yüzden dönek de oldum, liboş da, hain de, deli de. Ama insanı asker veya silah haline getiren zihniyete her zaman karşı oldum olacağım da, kötünün iyisini seçmek getirmedi mi insanlığı bu hale?