|
Alıntı:
O bölgede devlet asker ve kolluk güçleri dışında neredeyse yok gibi, silah sahibi olanların önemli bir kısmı korucu köyleri zaten. Bunun dışındakilerin silah taşıması(otomatik silahlardan bahsediyorum) bariz tehlikedir, devlet yakalarsa direk terörizmden içeri atıyor malum
İçeri atmayı geç kırsalda görürse affetmez ama yöre halkı da asla silahından vazgeçmez, bir örnek vereyim; çoğu yerde düğünlerde gelinin erkek kardeşine bir silah hediye edilir, amacı töresel bir hata halinde o silahı kız kardeşine karşı kullanmasıdır, bir nevi alışveriş garantisi de denebilir.
Alıntı:
Kürtçeyi yasaklayan Kenan Evren mi federasyon talep etmiş? Ortada hiçbir şey yokken mi? Diyarbakır askeri ceza evi gerçeği ve darbe olgusu hiçbir şey mi? Hatta önceki 28 kürt isyanı da bir şey değil mi? O coğrafyada isyan hep vardı zaten.
Evet, aynı Kenan evren geçen sene bu sorunun çözümünde federasyonun iyi bir seçenek olduğunu ifade etmiştir, Diyarbakır cezaevinde yaşananlar Kürtçenin yasaklanmasıyla eşzamanlı ve birbirini destekler niteliktedir, 80 ihtilali şu anki BOP un 30 yıl önce atılmış temellerinden biridir, dindar bir halk yaratılması ve etnik çatışmaların başlamasına ön ayak olan hamleleri uzun vadeli planları ihtilal yapısı içinde görebiliriz. Sonuçları içinse iktidardaki imamlara ve güneydoğuda yaşananlara bakmak yeterlidir. ABD, CIA ve benzer organlarıyla bu ihtilale direk destek vermiştir, toprak reformu, sosyalleşme vs tartışılırken ülkenin kaderi birden değiştirilmiş ve ABD eksenine sokulmuştur. Eğer Sovyetler diğer küresel amaçlarını ön plana alarak göz yummasaydı haklısın olamazdı ama emperyalist dünya el ele vererek Anadolu halklarını harcamıştır.
Örgütün ABD tarafından sıkıştırılması ise hiç inandırıcı değil, Irak’ı işgal eden ABD, yaltakçısı konumundaki Barzani ve Talabani mi örgüte karşı oldukları halde o topraklardan tasfiye edemiyor, İrandan Filistine gizli silah taşıyan bir treni vurdu örgüt İsrailin Lübnan işgali sırasında. Buna ne diyeceksiniz peki örgüte atılmış bir iftira mı? Ben bir yalanlama hatırlamıyorum ama.
Alıntı:
Benim bahsettiğim gelinen aşamadaki çözümsüzlüktür; yoksa askeri statükonun siyasallaşması için herhangi özel bir sebebe de gerek yoktur; zira yasalar buna müsait...
Güneydoğudaki savaş olmasaydı asker bu kadar büyük bir etki alanına, halk desteğine ve maddi altyapıya sahip olabilir miydi? Militer sistemler kendilerine bir düşman yaratmadan ayakta durabilirler mi? Halkın aklına yıllarca sol, sosyalizm denince bölücü terörist olgusu gelmedi mi, getirilmedi mi? Halk bu şekilde faşizanlaştırılmadı mı?
Alıntı:
Koruculuk sistemini yaratan devlet; bu konuda önlemler almayan ve şiddeti körükleyen yine devlet politikaları ve ciddi ihmallerdir. Korucuların işledilkleri suçlarla ilgili İHD'de ciddi dosyalar var, lütfen onlara göz at...
Bana İHD deme sakın, gerçekten can-ı gönülden çalışan insanlar İHD den tasfiye edildi, örgüte destek vermeyenin barınması imkansızlaştırıldı, İHD yozlaştı ve tek taraflı hale geldi, örgüt İHD yi resmen ele geçirmiş durumda.
Tekrar söylüyorum koruculuk yada devlet politikalarının savunulacak bir yanı yok ama burada durum farklı, akrabalar birbirlerini katlediyor. Bireysel bir soykırım çabası var ortada ve bu durum siyasi çatışma kapsamında değerlendirilmemeli kesinlikle.
Alıntı:
Yahuu bu örgütün Türkiyeyi değiştirecez, tüm dünyaya refah ve mutluluk yayacak gibi bir vaadi mi olmuş? Evet güçlü bir örgüt, çünkü ciddi derecede tabanı var ve komşu ülkelerin durumları ve coğrafi şartlar da kendisiyle mücadele edilmesini zorlaştırıyor. Senin bu örgütü pek tanıdığını sanmıyorum; ben de şahsen tanımıyorum elbet Ancak, ne iddia ediyorlar, neyi savunuyorlar ve nasıl politik açılımlar gerçekleştiriyorlar az-çok biliyorum. PKK İnsan Hakları Derneği değildir yada Kadın Hakları Derneği; misyonu bellidir; politik açılımları bellidir. Söz gelimi mecliste kadınların en yoğun olduğu partilerden biri DTP'dir Kadın kotası bulunan tek parti DTP'dir mecliste
Örgütün son dönemlerdeki tavırlarını tanıyabilen varsa gelsin anlatsın, bnde bir anlam veremiyorum çünkü yapılanlara ama eski dönemlerini kısmen bilirim örgütün MKM den, İHD den ve çevremdeki sempatizanlardan. Benim gördüğüm tavırlar genelde sözde kalan göstermelik girişimler. Ayrıca 20 yıldır biz kürt halkının temsilcisiyiz diyen bir örgüt kürt halkının sosyal (en azından bölge içlerinde) sorunlarından sorumlu değilim ben çıkar savaşırım derse devletten ne farkı olduğunu da açıklamak durumunda kalır,
Alıntı:
Alavere, dalavere kürt memet nöbete diyorsun yani Haklısın, pkk şiddeti aktif kullanan bir örgüttür. Silahlı mücadelelerini değilse de stratejilerini ve politik açılımlarını genişletmiştir. ABD, suriye, iran ve Türkiye gibi ülkelerin top yekun baskısına karşın bir yıkılamamıştır, son bulmamıştır.
ABD baskısının varlığı kabul etmediğimi yukarıda da söyledim, uçaklardan dağlara yanlışlıkla düşen yardım kargolarını unutmamak gerekeli.
Alıntı:
Devletin operasyon yapmayacağını, sivil siyasetçileri tutuklamayacağını ve talepleri sulandırmayacağını kim garanti eder? Bunun kolay bir süreç olacağını kim garanti eder? Bu örgüt 5-6 sene silah bıraktı, herhangi bir açılım oldu mu? Ben çok mu memnunum gariban askerler, köylüler ölüyor; yada dağdakiler çok mu memnun sürekli savaşmaktan yahıt dağa çıkan adam pilknik yapmaya mı çıkıyor? Dağdaki adam kendisi için onursuzuk addedilebilecek bir çözüme yanaşır mı? Zaten dağa bunun için çıkmıyor mu? Bizler, yani ücüncü cephedeki siviller olarak bu adamların dağdan inmesinin koşullarını yaratmalıyız, devletin sahte açılımlarına kanmamalıyız. Yahuu biz önce normalleşelim; sen dilediğin kadar ''terörist, abd maşası'' de; kürt halkı seni dinliyor mu? Bu örgüt kendi fesh ediyor mu?
Bu süreç kolay değildir, sancılıdır ve “iki taraf da” güvenilmezdir, haklı aramıyorum çünkü halktan başka haklı yok ortada ve sırf karşı taraf olduğu için böyle bir örgütün desteklenmesi ve haklı gösterilmesi karşılıklı çözümsüzlüğü körüklüyor.
Alıntı:
Onursuz ve teslimci bir çözüm olmaz, adam gibi sivilleşeceğiz önce. Anayasamızla, siyasetimizle adam gibi sivilleşelim...
Sivilleşecez diye İslamlaşmayalım sakın? Adam gibi sivilleşme uzak bir hayal, 28 şubattan sonra değişen dengeleri göz önünde bulundurmadan asker karşıtı olsun da isterse hamas olsun, molla olsun fark etmez dersek başımıza gelecekler İran örneği şeklinde dimdik duruyor karşımızda…
|