Tekil Mesaj gösterimi
  #12 (permalink)  
Alt 12-05-2009, 15:34
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
Alıntı:
Güneydoğuda çobanlar bile sürülerini korumak için G3, Kalaşnikof gibi piyde silahlarını kullanıyor, insanlar düğün kutmalarında RPG roketatarlar el bombaları kullanıyor.
Devlet yanlısı korucu aşiret köy düğünlerini diyorsan haklısın; ancak çobanların bile keleşle dolaştığı, kutlama yaptığı gerçek dışı bir iddiadır. Olağanüstü hal koşullarında bir çoban ve elinde keleş, nabarlar o adamı sonra? Ha, korucu bir köylü ise sorun yok elbet , zaten o silahı da devlet veriyor

Aksi durumda kaynak istiyeceğim senden?

Alıntı:
daha PKK ortada yokken de bu böyleydi. meslek haline gelmiş kaçakçılık ve komşu ülkelerdeki koşullar bu durumu daha da kolay hale getiriyor.
Devlet orayı sömürge yönetimleri gibi idare ediyor, bunun olması doğal...


Alıntı:
Koruculuk sisteminin savunulacak bir yanı yok, devletin yarattığı terörün de örgütten kalır yok. hatta örgütün oluşması bile devlet eliyle ve yarattığı koşullarla.
Bunu, örgütü de devlet oluşturdu şeklinde mi söylüyorsun? Sömürgeci devlet modeli dersen buna hak veririm. Ancak, bu konuda bir izah bekliyorum...

Alıntı:
Devleti savunmak gibi bir niyetim kesinlikle yok ancak şu an o bölgede uzun yıllardır hüküm süren iki büyük güç var ve bölgedeki halkın günümüzde içinde bulunduğu durumu örgütün tavırlarından bağımsız algılamak hatadır.
İlişkiyi tersten kuruyorsun. O bölgenin özgün koşulları bir yana, devlet o bölgeyi PKK özelinde şekillendiriyor. Şayet koruculuğu reddediyorsan pkk'li olmasan dahi orada barınman gerçekten zorlaşıyor...


Alıntı:
Halkın içinden doğan örgüt silahlı mücadele ve provakasyon kadar bilinçlendirme araçlarını da kullandı mı, kadın-çocuk hakları, çok eşlilik, töre, din, tabu konusunda yeterli mücadeleyi vardimi yoksa enerjisini tamamen güç edinimine mi adadı?
öncelikle baskı ve mücadele araçları sınırlı bir örgütten bahsediyoruz; bölgedeki insani ve kültürel sorunları çözmek tek başına böyle bir örgütün sorumluluğu mudur? Kaldı ki kadın ve töre sorununa dair pekçok değerlendirmeleri de mevcuttur ki son dönemlerde bu konulardaki çalışmalara da ağırlık verdiler, sorunuzun cevabı maalesef evet

Alıntı:
Burada da bu koşullar altında nasıl olsundu derseniz, çatışma dışında tüm çözümleri mücadelenin ertesine atmak çatışmayı tek çözüm haline getirir ve sonuç hayatın her alanında çözümü çatışmada arayan bir toplum olur.
Örgüt her fırsatta silah bırakmak istediğini, çözümü konuşabileceğini; hatta ulus-devlet sınırları içinde demokratik bir çözüm için diyaloğa hazır olduğunu belirtiyor. Peki, bu adımların desteklenmesi, örgütün silah bırakması için gerekli koşulların yaratılmasının talep edilmesi gerekmez mi? Kürt muhalifleri her fırsatta kültürel açılımlar, yerel belediyelerin güçlendirilmes ve genel af/genel barış perspektifinin çatışmanın bitmesi için yeterli olduğunu ifade ediyor zaten. Çözümsüzlüğü ve şiddeti dayatan devletin kendisi değil mi? Bakın ben bunları söylerken PKK tarafgirliği yapmıyorum, sadece olanı olduğu gibi ifade ediyorum. PKK sorunu askeri statükonun siyasallaşması için kullandığı yegane araçlardan biri oldu maaelsef ve çözümsüzlük şu ana kadar onların işine geldi hep...

Alıntı:
Bu istatistiklerin nüfus yoğunluğu , duyulma yada gizli kalma oranı ve göç kavramından bağımsız mı değerlendiriyorsun. Güneydoğudaki şiddeti tamamen örgütlü görmek nasıl bir yaklaşımdır, doğuda şiddet kültürün bir parçası haline gelmiştir, getirilmiştir ve bu karşılıklı oportünizmin sonucudur...
Üretim ilişkileri kültürü belirler. Örgütlü devlet şiddetini ben hayatımın her adımında görüyorum, asıl bunu sen nasıl göremiyorsun? Eğitim politikalarında militarizm yok mu? Din-kültür politikalarında ataerkil feodal değerlerin populerleştirilmesi yok mu? Milliyetçilik devlet ve medya eliyle populer kültür içerisinde yeniden üretilmiyor mu? Tam 4 darbe yapmış ve her dönemde sivil siyasete müdahele etmiş bir devlet geleneğinden/yönetim üslubundan söz ediyoruz. Üstelik tüm yasaların askeri vesayet altında şekillenmiş. Kolluk güçlerinin şiddetine maruz kalan sivillerin durumu ortada. AİHM'deki dosyalardan aldığımız cezalar ortada. İHD rapoları ortada... Bu kadar örgütlü bir yapıyı inkar mı edeceğiz? Sen VAN'daki bahar şenliklerinin akşam 9-10 gibi jandarmayla basılıp dağıtıldığını biliyor musun her sene?

Egemen siyasal kültür ve devlet geleneği baskı araç gereçlerine sahiptir. Toplumu şekillendirmeye çalışan en dirençli baskı unsuru devlettir. Bu inkar edilebilir mi? Doğudaki aşiret kültürünü ve feodalizmi bu egemenler tasfiye edebilir mi? Bu egemenler koruculuğu kaldırabilir mi? Devletçi Kürt ağaları Hamidiyelerden beri gelenekselleşmedi mi? Toprak reformu gerçekleşti mi? Tüm bunlar yapılmadığı gibi verimli arazilere mayınlar döşendi, ormanlar yakıldı, verimli otlaklar yasaklandı ve köyler boşaltıldı. Kürtlerin yaşamsal alanına ilişkin ne varsa zora sokuldu; üstüne neoliberal politik adımlar da tuz biber oldu...


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Alıntı ile Cevapla