|
Felsefenin son iki senedir en çok ilgimi çeken akımı varolşçuluk. Merkeze bireyi alarak, özgür irade seçiminin temelinde oluşmuştur. Burada varoluş probleminin ele alınmasında Heidegger'in katolik ya da Kierkegaard'ın protestan tavrından uzak açıklama yapan Sartre'ın fikirleri bana daha yakın. Sartre'ın Tanrıya inanmaması "insan önce var olur sonra kendini tanımlar" fikrini ortaya çıkarır. Bu da yeniden yapılanmada iplerin sadece bireylerin elinde olması ve dolayısıyla insanın kendini yine kendisinin şekillendirmesi açısından önem taşıyan bir bakış açısıdır. Konuşulacak çok şey var nihayetinde bir felsefe akımı.. Öncesinde iyi sindirmek gerek tabi..
"Eğer insanlar Tanrı olsaydı, kendilerini demokratik olarak yönetebilirlerdi. İnsanlar Tanrı olmadıklarına göre, mükemmel bir devlet insanlara göre değildir."
Jean-Jacques Rousseau
|