Tekil Mesaj gösterimi
  #21 (permalink)  
Alt 01-05-2009, 14:11
Diriliş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Diriliş Diriliş isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Daima Arıza
 
Üyelik Tarihi: 25-04-2009
Nerden: Ankara
Yaş: 37
Mesajlar: 50
İnsanların tarih boyunca sergilerdikleri genel eğilim olguları değişmeyen, sabit ve mutlak olarak görmüş olmalarıdır. İnsanoğlu, bilim öncesi çağlarda gerek maddeyi gerekse de toplumu bunlardaki sürekli devingenliği ve değişimi görebilecek araçlardan yoksun olduğu için ancak sabit şeyler olarak düşünebilmiştir. Örneğin dünya sabitti ve döndüğünü bilen yoktu. Dünyanın bir öküzün boynuzları üzerinde durduğuna yüzyıllarca inandı insanoğlu. Böylece kendisinin ve diğer canlı türlerinin de hep aynı biçimiyle var olmadığını, zaman ve koşullar içinde değişerek evrim geçirdiğini araştırma yapacak araçları geliştirip bilimde ilerlemeye başladığı zamana kadar anlayamadı. İnsana benzeyen ilk atalarımızın 7 milyon yıl önce yaşamış olduklarını göz önünde tutacak olursak insanlığın bilim serüveninin henüz çok başında olduğunu görmemiz de kolaylaşır. Son iki asırda bilimsel buluşlarda büyük bir patlama yaşanmıştır ve insan zekası evrenin ve kendinin nasıl oluştuğu gibi temel soruları çözmek yolunda devasa adımlar atmış, evrenin ve insanın gizlerini aydınlatacak birçok bilimsel bulguya erişmiştir. Hücre organellerinin ve embriyonun gelişimi bilinmeden önce evrimi reddedebilen biyologlar olsa da, artık günümüzde, hele ki dna şifrelerinin çözülmesi ve genetik yakınlıkların evrimi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlamasından sonra modern biyolojide evrime inanmayan bir biyolog kalmamıştır. Canlıların ortak bir atadan basitten karmaşık bir yapıya doğru evrimleştikleri günümüzde artık bilinen bir gerçektir. Bunu yadsımak demek modern biyolojinin üstüne kurulu olduğu temelleri yıkmak ve daha açık bir dille bilim yoktur demektir! Darwinin ortaya attığı evrim kuramı onun ölümünden bu yana gelişen teknoloji ile sürekli yükselen bir denizi andırmaktadır. Kuyruksuz maymun (ape) DNA'sı ile insan DNA'sı arasındaki benzerlik on binde dokuz bin dokuz yüz doksan dokuzdur! Benzer biçimde ape'in kan plazması ile insan kanının plazması arasında da baş döndürücü bir benzerlik vardır. Tüm bunlar arasında bir ilişki kurmak kuşkusuz hiç de zor değildir. Hepsi bir yana, herhangi bir memeli ile insan arasında sayısız çoklukta benzerlik bulabilmek için bunların görünüşüne, fizyolojisine, yediğine, içtiğine, dışkısına vs şöyle bir göz atmak bile aslında yeterlidir. Ama, insanoğlunun en eski çağlardan beri kurtulamadığı tabular ve dogmalar buna şimdiye kadar hep engel olmuştur.

Konu Diriliş tarafından (01-05-2009 Saat 14:23 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla