|
lokmalar boğazımızda kalarak,gözyaşlarımızı içimize akıtarak baktık olanlara...diğerleri içlerinden geçenleri sıraladı-sisteme-düzene-erke sövdü...ben sadece sustum...acının tarihini tutmak bize düştü yine...bize düştü Hakkari'de polis dayağıyla komaya girmek,bize düştü mersin'de lince uğramak...
bu son olsun,bu son...dilimin ucunda,varlığımın her hücresinde bu son olsun çığlığı-bu son olsun umudu...oysa bilirim ilk degildir bu...bilirim bu umudu sayısız kez yok ettiklerini...yine de bu son olsun der içimdeki son iyi yer...
seyfi iyleşecek...hiç unutmayacak yaralarını ama iyleşecek...belki de tutuklanacak iyleşir iyleşmez...yaşıtı diğer sayısız çocuk gibi gözaltında büyüyecek...mersin'deki muşlu aile hayat mücadelesine devam edecek...yaşanacak-yaşanmalı ve mücadele etmeli...o koşarak evden çıkan küçücük çocuklar büyüyecek...onlar da bunu hiç unutmayacak...evlerini taşlayan koca mahalleyi,silah seslerini,anne-babalarının kaygısını unutmayacaklar...korkular da onlarla beraber büyüyecek....
izi hiç geçmeyen-geçmeyeck bir yara taşıyacak olan seyfi de,dehşetin-korkunun gözlerine yerleştiği o ürkek bakışlı muşlu çocuklar da büyüyecek...çocuk olmadan-olamadan büyüyen diğer tüm Kürt çocukları gibi onlar da büyüyecek...her biri ruhunda bir vahşet hikayesiyle büyüyecek...ama bu ülke hiç büyümeyecek...hiç degişmeyecek,iyleşmeyecek...asıl korkutucu olan da bu...
|