Marks'ın ortaya koyduğu temel olgu ''kapitalizmin maksimum kar'' ve ''rekabet'' dengeleridir. Peki bilimsel bir tartışmada bunları inkar etmemiz mümkün müdür? Kapitalizm, karın genişletilmiş ölçekte, her seferinde tekrar üretilmesidir. Kapitalist piyasa koşullarında, sermaye sahipleri karlarını ve dolayısıyla sermayelerini sürekli büyütmek zorundadır; aksi halde, kapitalist piyasa koşullarında, kısa bir süre içinde ''iflas'' etmeleri mümkündür. Koçların, Sabancıların onca malın/mülkün varlığına karşın sürekli atak/saldırgan ve doymaz bir iştahla davranmalarının sebeb-i hikmeti de buradadır. Bu adamlar büyümek, genişlemek zorunda; aksi taktirde batacaktır! Mesala şu an, pc piyasasında ağırlıklı olarak Windows'un yazılımları kullanılır. Biri çıkıp, çok daha işlevsel, pratik ve ucuz bir yazılım geliştirdiği zaman, Windows'un piyasadaki ağırlığını kaybedip iflasa kadar sürüklenmesi işten bile değildir. Bu durumun olmaması için, piyasa hacmi yani tüketim oranları sürekli pompalanıp geniletilmeye, böylece farklı şirketler ve rekabetçilerin de asgari miktarda yaşamasına zemin sağlanmaya çalışılır. Her ne yaparsanız yapın, piyasa hacmi ve piyasanın tüketebileceği pasta aşağı yukarı bellidir. Bu pastanın kaç şirketi ve rekabetçiyi kaldırabileceği de bellidir. Kapitalizmin altın kuralı yine değişmez ve rekabet edemezsen ölürsün
Tüm bu söylediklerimizden yola çıkarak, şunu diyebiliriz ki;bir ülkenin iktisat ve ekonomi politikaları, buna bağlı olarak da, eğitim,sağlık, sosyal güvenlik gibi tüm politikaları ''piyasaların arzu, istek ve şartları'' göz önüne alınarak kurgulanır. Mesela, Türkiye'deki yeni sosyal güvenlik yasası çıktığında bunun gerek toplum ve halk, gerekse devlet için ne kadar gerekli bir düzenleme olduğu ''binbir türlü yağlama, yıkama ve ağdalamayla'' karışık bir dille anlatıldı. Bunlar temel iktisat gerçekleridir. Sana göre, bana göre değişen bilgiler değildir. Birileri, kapitalizmin gelişmeye başladığı eski çağlardan beri bu yapının ''tanrı vergsi-kader'' olup bunun başka yolu olmadığına insanları ''din, milliyetçilik ve militarizm'' gibi yollara zorla kabul ettirmeye çalışıyor.Aklı başında her muhalifin de öncelikle bilmesi gereken şey, kapitalizmin temel iktisadi-ekonomik norm ve işleyişidir. Sürekli rekabet, genişleyen kar, emek ücretlerinin piyasa koşullarına/insafına terk edilmesi, piyasa ihtiyaçları ve koşullarını merkeze alan hukuki-yasal-ekonomik nizamlar ile eğitim,sağlık ve sosyal güvenlik gibi konular her muhalifin öncelikli muhalefet alanlarıdır. Bizim kapitalizmin yarattığu tahribatları bir kenara koyarak, bununla hasbelkadar mücadele etmeye çalışan insanlarla çatışmayı girmemiz, açıkçası pek de manalı gelmemekte bana. Eleştiri lazımsa, buyrun Marks'ın da net bir tablo halinde ortaya koyduğu iktisadi-ekonomik nizam ile devlet modelinden yola çıkarak başlayalım. Kendi çözümlerinizi ve görüşlerinizi somut verilerle buyrun siz ortaya koyun? Sosyalizm, kar-emek-sermaye üçkeninde hangi yanlışları yapmıştır ve bunun doğrusu nedir siz söyleyin? Amaç devleti tasviye etmekse ve sosyalizm bunda yetersz kalmışsa(şimdiye kadarki modeller itibariyle) bunun nasıl olacağını, devletsiz bir toplumda üretimin, barınmanın ve sosyal hayatın nasıl düzenlenmesi gerektiiğini ve bunun hangi araç ve ilkelerle yapılacağını siz ortaya koyun? Ben bunun en somut örneklerini gerçekten merak ediyorum? Mesela Zeitgeist Movie adlı belgeselde bu konuda bazı somut örnekler vardı. İyi de, bu küresel ölçekli bir modeldi. Mevcut yapı içerisinde, örneğin Türkiyedeki imkan ve olanaklarla bu kurgulanabilir mi? Evetse nasıl?
Zor oldu sanırım

Demem şu ki, ideallerin/modellerin ve fikirlerin somutlaşması reel olanla birebir örtüşmez; zaten, her model gerçek orjinalinin tıpatıp aynısı asla değildir ve pratikte mutlak bir farklılık her zaman olacaktır.
Saygılar...