Alıntı:
pupilla´isimli arızadan alıntı
Yorumları okdum, hepsini, ve çoğu suç teşkil ediyor. Halkı askerlikten soğutmak anayasal bir suçtur ve 6 ay hapis cezası vardır. Bazı yorumlar gülünç, kimse kaydını yaptırmasın, kimse gitmesin gibi çocukca çabalar var. Bu konu içerisinde anarşik bir cemaatleşme söz konusu. Son söyleyeceğim iki kelime,
SIKIYOSA GİTMEYİN.
|
Derya içindeki balıklar gibisin kardeşim. Daha nereye yazdığını anlamamış olacaksın ki ''bu yazılanlar anayasal suçtur'' deme gafletine düşebiliyorsun. Tamam, karşı olduğunu söyleyebilirsin; ancak, hitap ettiğin kitlenin savunduğu düşünceleri bile doğru düzgün bilmeden onlar adına yorum yapman saçmalık mı desem, işgüzarlık mı yoksa cehalet mi tam karar veremedim...
Vicdani red olgusu savaş kavramına duyulan tepkidir basitçe. Atacığınızın yurtta ve cihanda sulh vaz ettiği bir ülkede, söylemlerin karşılığını bulabilmesi için savaş olgusunu iyi etüt etmen ve militarizmin ne olduğunu bilmen gerekir! Burada bizi asıl ilgilendiren militarizm olgusudur.
Bir şey hakkında yorum yapabilmen için önce yeterli düzeyde donanımın ve birikimin olması gerekir. Militarizmin sosyal yaşam formlarına ve toplumsal düzene hangi araç ve yöntemlerle empoze edildiğinden de haberdar olacaksın. Bu iki durumu anlamışsan, sözgelimi ilkokul çocuklarının askeri bir disiplin ve nizamla her sabah niçin ''milli and'' denilen absürd bir ritüeli gerçekleştirdiğini anlarsın. Yine aynı ilköğretim çocuklarının hocaları derse girdiklerinde niçin ayağa kalkıp hazır ola geçtiklerini de anlarsın. Askeri bir disiplin ve nizamla terbiye edilen bu bireylerin ileriki yaşamlarında hangi maceralara hangi ''kutsal, yüce ve milli''(!) serüvenlere itildiğini de kavrayacaksın böylece.
Yine farkındalık düzeyin artıkça Türkiyede yaşayan insanların muhafazakar, otoriter ve baskıcı bir kültürü olmasına karşın sosyal nizamda büyük bir anarşinin(karmaşa anlamında) olduğunu farkedersin. Nazi rejiminin rahle-i tedrisinden geçmiş Alman toplumunda bireyler bizim kültüre nazaran son derece rahat, marjinal ve sıradışı tiplerdir; ancak bu ülkede sosyal yaşamda kurallar belirleyicidir, gittiğin her yerde işler(kamu işleri, trafik, yollar, çevre düzenlemeleri vs vs) kurallar çerçevesinde yürür. Söz gelimi orada trenlerin bizdeki gibi 15 dk önce yada sonra gelmesi gibi bir olay nadiren vuku bulur.
Biz en basit ve olağan şeylerin dahi sıradışı algılandığı bir toplum/kültürde yaşıyoruz. (Dünyanın başka bir ülkesinde işini normal ve olması gibi yapan insanlara plaket verilir mi sözgelimi bilmiyoruz

) Böylesi bir toplumda, insanlığın vicdanını yüceltecek ileri adımları/fikirleri tartışmak da zorlaşıyor. Siz daha olağan, olması gereken basit şeyleri halledememişken; karşınızda olması gerektiğine inanılanın dışında ileri adımlar/fikirler çıkıyor. Fuat Keyman'ın Postmodern Süblimleşme dediği hadise bu olsa gerek(Feodal inançlara sahip bir bireyin, söz gelimi hip-hop tarzı bol pantolonlar, tişörtler giyip Sagopa dinlemesi, bu arada kafada da türban/çarşaf vs elde de Kur'an

)
Hasılı durum biraz karışık. Söyleyebileceğim, hangi görüşe inanırsanız inanın lütfen inandığınız şeylerin kökenini iyi araştırın...