Tekil Mesaj gösterimi
  #17 (permalink)  
Alt 24-03-2009, 19:02
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
Alıntı:
Avakúma´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Bu filmelerin yapılmış olması elbette toplumun salak olduğunu göstermez. Ancak Dünya bu filmleri "salakça" bulurken, bizim toplumumuzu katıla katıla güldürmesi ve birçok insanın para vererek sinemada bu filmleri izlemesi yada CD'sini alıp izlmesi bir salaklık göstergesidir. Elbette toplumun tamamı salak değildir ancak bu salaklığı yapanlara birinin yaptıkları şeyin salaklık olduğunu anlatmalıdır. Eğer kimse anlatmıyor, buna yönelik bir tepki vermiyorsa buda bir çeşit salaklıktır...

Doğrudan yada dolaylı ortada birçok salaklık var!
Sayın yorumcu,
Kültürel öğelerin dili,anlatımı ve yerel özellikleri nedeniyle başka dillere, kültürlere çevrilmesi gerçekten zor iştir. Türkiye aydınları yada entellerinin ciddi bir yabancılaşma sorunu olduğu dikkatli gözlerden kaçmıyor. NTV'de yayınlanan bir röportajda populer ve deneysel ürünler yapan bir film yönetmeni, halkın kültürdüzeyini eleştirirken akla zarar bir örnek vermesi hala hafızamdadır. Aynı muhterem zat, dolmuşlarda çalınan arabesk müzikleri eleştirip birgün halkın o araçlarda Mozart'ı Bethowen'ı dinlediğini hayal ettiğini söylemişti Aydın yabancılaşması dediğimiz şey tam da böyle bir durumdur. Neticede ''arabesk'' olarak tabir edilen müzik türü toplum içindeki belli dinamiklerden güç alıp kökenleri halk müziği ritimlerinde yatar. Hazret'in örnek verdiği sanatçılar ise batı dünyasının klasik müzik türleri olup yine halkın içinde, batı kültüründen vücut bulmuş bir türdür. Benzer şekilde halkın operaya gitmeyip Müslüm Baba dinlemesini eleştiren bir aydın(!)ın aklı cidden sulanmıştır. Kültür dediğimiz olgulardan ve onun dinamiklerinden haberi olmayan bu zavallı insanın ciddi psikolojik bir terapiye ihtiyacı olduğunu düşünebiliriz

Demem şu ki, Türkiye'de cidden berbat ve iğrenç ötesi filmler yapılmıştır; ancak, bu coğrafyanın dinamiklerini, kültürünü ve yapısını iyi yansıtan ''komedi-mizah'' türü filmler bence başarılıdır. Hadi örnek verelim de, olay somutlansın. Söz gelimi Recep İvedik filmi! Bugünlerce çok tartışıldığı için örnek verdim bunu. Kendi tecrit edilmiş steril dünyalarından bakan orta sınıf enteller filme büyük bir öfkeyle hücum etse de, bu film eskilerin Kemal Sunal geleneğini bir biçimde devam ettiren güzel bir parodidir. Filmi yapanların öyle bir amacı olmadığını bilsek de, orta ve üst sınıfların steril ve riyakar yaşamlarının başarılı gözlemler ve biraz da abartılmış jest-mimiklerle yerdiğini görebiliyoruz kanımca. Buna karşın, yeniyetme gençlerin ve eski tüfek romantiklerin şatafatlı pohpohlamalarla sundukları ''Babam ve Oğlum'' filmi, ''dram, gözyaşı ve populistbir aşk''ın kurbanı olmuştur. Sinemaya her girenin gözyaşlarıyla çıktığını söylediği bu filmi izlediğim zaman bende büyük bir hayal kırıklığı oldu. Ancak, Takva filmi yeni dönem yapımlarından son derece başarılı bir örnektir.Din-Tarikat-Birey ve Sınıfsal çıkarlar bağlamında harika bir yapıttır bu film. Erkan Can'ın usta işi oyunculuğu da filmle ayrı bir tat vermiştir. Yine Lalelide Bir Azize üçlemesi, Duvar ve Fatih Akın filmleri(Bu adam da Almanyada yetişmiştirsonuçta) son dönemki ciddi yapımlardır; fakat sayıları yeterli değildir. Toplumsal gerçekleri işleyen, anlatan ve tema yapan filmler yeteri kadar cesur değildir ve bu tür filmlerde senaryolar(maalesef ki) populist aşklara kurban gitmektedir(Biraz amerikan-vari değil midir sizce de? )Ancak, komedi ve mizah türü, belki de doğası gereği, daima daha cesur ve ciddi yapımlardır. Beynelmilel filmini izleyin mesela. 12 eylülün ve şark gerçeğinin ne kadar güzel tiye alındığını göreceksiniz. Mehmet Ali Alabora'nın bu tarz bir filmi vardı ki, yakın tanıdıklarım filmde yaşananların aynısını yaşadıklarını söyleyip çok gülmüşlerdir. Yine Pardon filmi de güzel bir örnektir. Bakın buna benzer birçok film daha sayabiliriz ve hepsi kendi türünde cidden hoş filmlerdir.

Türkiye'nin halktiyatrosu, ortaoyunu geleneğinin modern estürümanlarla devam ettiren tiyatro ve kabereler de bu bağlamda önemlidir. Cem Yılmaz'ı bu kadar meşhur edenşey eski bir geleneğin yeni araç ve söylemlerle devam etmesidir mesela.Filmlerde de bu kullanılır.

Özet olarak, sanat eserlerini kendi iç dinamikleriyle birlikte değerlendirebilmek önemlidir. Bu tarz toptancı değerlendirmeler, yapılmış bir çok güzel işin de hakkını yemektedir. Batılı ülkelerin bizim yerli eserlerden bir şey anlamaması, saçma gelmesi doğaldır. Kültürel ürünlerin dili ve anlatımı çevrilemez çünkü. Benzer biçimde bize de birsürü batılı film saçma gelmektedir...


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Alıntı ile Cevapla