Tekil Mesaj gösterimi
  #172 (permalink)  
Alt 07-03-2009, 17:20
bahadır tuğal bahadır tuğal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 22-01-2009
Yaş: 28
Mesajlar: 3
HAKAN GÜNDAY/ "ZARGANA"

"Caddenin sonundaki gökdelenin ışıkları, bir üçgenin içindeki çemberi, yani binanın sahibi olan şirketin logosunu andıracak biçimde açık bırakılmıştı. Herhangi bir reklamcıyla çaışmaktan daha ucuza geliyordu ay sonundaki elektrik faturasını ödemek. Gökdelendeki boş ofislerin ışıklarının gece boyunca belli bir biçimde yakılması, caddeden geçenlere ve civardaki binalarda yaşayanlara şirketin yirmi dört saat orada olduğunu anlatmaya yarıyordu. Büyük Şirketler de hayat gibidir. Yirmi dört saat çalışırlar. İnsanlar uyurken evlerine hırsızları yollayan hayattır. İnsanlar ölüyken paralarını işletenlerse şirketler. İkisi de durmaz. Sürekli açık bırakırlar ışıklarını. Geceleri gökdelenlerdeki ofisleri aydınlatan spotların trafolarından gelen o sinir bozucu sürekli ses de, hayat da devam eder. Parayı görmek için Wall Street' e gitmeye gerek yoktur. Gece ışıklarını açık bırakmış bir gökdelenin duvarlarına kulak dayamak yeter. O spotların trafo uğultusu paranın işletilmesinin sesidir. O kulaklar duvarlardan alınıp toprağa konulduğunda ise hayatın sesi duyulur. İçi yanan dünyanın, üzerindeki hayatı er geç kaynatacağı ana kadar fokurdamasının sesi...
Hayat, magmanın tabanları yakmaya başalayacağı güne kadar var. Daha sonrası yok. Küllerin aşkları, dostları olmaz. El ele bile tutuşamazlar. Rüzgâr izin vermez. Savrulurlar. İnsanlar gibi. Bronzlaşmış tatilcilerin tanımadıkları denizlerin akıntılarına kapılmaları gibi... Yanık kokan bir dünya. Tüten insanlar. Dumanlı bir hayat. Cehennemden biraz daha serin bir dünya..."
Hakan Günday, Zargana, 5. Bası, 2007.

Konu bahadır tuğal tarafından (07-03-2009 Saat 17:22 ) değiştirilmiştir.. Sebep: imla
Alıntı ile Cevapla