Tekil Mesaj gösterimi
  #2 (permalink)  
Alt 14-04-2007, 21:00
Ebruli
Guest
 
Mesajlar: n/a
Sanal gerçeklikle birlikte, bu ilgisizlik ya da soğuma daha da radikal boyutlara ulaşmaktadır… Dolayısıyla neredeyse toptan denilebilecek bir kopuş, özgüvenini yitirme evresi içine girmiş bulunuyoruz…

Sanal evrende kendisine karşı bir yükümlülük duygusu hissetmek zorunda olduğumuz bir şey var mı?...

Gerçeklik, amaçlar ve nihai anlam konusunda tümden agnostik olduğumuz bir anda (tıpkı agnostiklerin Tanrı nın varlığı konusunda içine düştükleri durum gibi) bu belki de teknik güdülmeme ve performans açısından bir koz olarak kabul edilebilir… Agnostiklerin kendi konularında oldukça bilgili ve uzman kişiler olduğu söylenmektedir!... Burada asıl sorulması gereken soru: Sözü edilen şeyin daha özgür olmak mı yoksa daha önce rastlanmamış boyutlara ulaşan bir teslimiyet biçimi olup olmadığıdır…

Simgesel meydan okuma sorunu hayati bir öneme sahiptir… Herkes bir şeyler talep etmektedir… Talep edilen iktidar, anlam ve göstergeye boyun eğme, isterse başkaldırma, ister inanç, isterse inançsızlık aracılığıyla olsun muhakkak bir yanıt verilmesi gerekmektedir…

İktidar rastlantısallaşıp, belirsizleştikçe göstergeler giderek anlamlarını yitirmekte ve yanıtlanmaları güçleşmektedir… Halbuki iktidar artık bizi sorgulamakla (gerçek soruların dolayısıyla gerçek yanıtların söz konusu olmadığı sondajlar dışında) uğraşmamaktadır… Değiş tokuş edilen göstergeler karşılıklı etkileşim, iletişim ve haber süreci dışında bizi sorgulamamaktadır, ki bu süreç gerçek ikili bir ilişkiyi gerektirmediği için gerçek bir yanıt da söz konusu değildir… Bu ikili ilişkinin sona ermesiyle birlikte ortaya topyekun bir soyutlama girişimi ve bir egemenlik biçimi çıkmaktadır…

Egemenlik stratejisi tüm iletişim teknikleri/teknolojileriyle hiç kesintiye uğramadan, dört bir yandan saldıran haber üzerine oturduğundan yanıt verebilmek olanaksızdır… Öte yandan anlamsızlık da benzer bir kayıtsızlık ve direnişe yol açmaktadır… Hızlandırılmakla birlikte göstergeler düzeyinde değer kaybına uğrayan toplumsal bir dolanım süreciyle sorusuz ve yanıtsız bir karşılıklı etkileşim oyununda, iktidar ve bireylerin birbirlerini etkileyebilmeleri olanaksız olup, aralarında herhangi bir politik ilişki bulunması da söz konusu değildir… Sanal soyutlamaya başvurmanın böyle bedeli vardır ama bunun gerçek kayıp olduğu söylenebilir mi?...

Günümüzde bunun kolektif bir tercih olduğu söylenebilir… Belki de makineler tarafından yönetilmeyi insanlar tarafından yönetilmeye yeğliyoruz… Belki de anonim ve otomatikleşmiş bir egemenlik biçimini insan iradesine bağlı, hesaba kitaba dayalı egemenlik biçimine yeğliyoruz… Yabancı irade yerine bizi emip, her türlü sorumluluğu üzerimizden alan integral hesaba boyun eğmeyi yeğliyoruz…

Belki de asgari özgürlük tanımı budur… Aslında bunun daha çok bir yoksunlaşma, beklentiden yoksun bir kayıtsızlık, makinelerinkine benzeyen zihinsel bir ekonomi yapma biçimi olduğu söylenebilir… Bizler de giderek bu sorumluluktan tamamıyla bihaber makinelere benzemeye başladık…

Bunun bilinçli bir davranış ya da yadsıma biçimi olduğu söylenemez… Bunun için yeterli enerjiye sahip değiliz… Bu daha çok belirsiz, yani olumsuz bir tercihe benzemektedir…


Jean Baudrıllard
Alıntı ile Cevapla