Tekil Mesaj gösterimi
  #46 (permalink)  
Alt 24-02-2009, 18:34
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,666
Hakaret etmekle tartışmak arasında ciddi farklar var, derdin fikirlerse fikirlere yorum yap öncelikle
12 eylül cunta anayasasında bile demokratik bir hukuk devleti olduğumuz yazar; ancak, neyin ne olduğunu herkes biliyor.
Bir ülke düşün ki, hem kendini türk hisseden herkesin türk olduğunu söyleyecek hem de kürtlerin Türklerin bilmem hangi soyundan geldiğini ispat etmeye çalışan onlarca tez (hatta tüm dünyanın da ) yayınlayacak! Söylemle gerçek arasında ciddi fark olduğu için biz bugün pekçok konuyu tartışır durumdayız. Tarihinde 4 tane darbe olup da bunlarla kökten ve radikal bir şekilde hesaplaşmamış bir devletin demokratik ve hukuk sıfatlarına haiz olan bir cumhuriyet olduğu büyük bir yanılsamadır.
İmam sayısı ülkedeki doktor sayısını geçerken, diyanet işler bakanlığı gerçekliği ortadayken ve zorunlu din dersleri var iken laik değil ancak laikçi oluruz. 93 yılına kadar bizim laik ülkemizde hayat kadınlarına tecavüz etmenin cezai indirimi bile vardı!
Bizim sorununumuz kavramların kendisiyle değil; güncel pratikleri ve içerikleriyle ilgili. Burada bulunan hemen herkes demokratik, laik ve hukuk devleti sıfatlarını en az sen kadar destekler bence.
1. Sömürge Paylaşım savaşları ve onun öncesinde Balkan savaşlarında birçok Türkün nasıl hunharca katledildiğini bilmiyor değilim. Ve ülkemdeki radikal ulusçuluğun Balkanlardan miras bir tepkisel düşün hareket, olduğunu da bilmekteyiz. ulus-devlet süreçlerinden istisnasız dünyanın her yerinde ciddi dramlar yaşanmıştır. Bunun köklü siyasi ve felsefi sebepleri vardır. Yapılmak istenen tüm bu acı ve dramların arkasında yatan siyasal-iktisadi ve felsefi gerçekleri ortaya koymaktan ibarettir.
Sorunları soykırım olgusuna hapsetmek istemememin arkasında yatan da budur. Benim için önemli olan ulus-devlet projesi, radikal-tepkisel türk milliyetçiliğinin sınıfsal ve iktisadi analizi, cumhuriyetin felsefi, iktisadi analizidir. Bu ülkede 90'lardan beri 17bin civarında fail-i meçhul ve kayıp olayı yaşanmıştır! Bu ülkede 4 darbe ve onlarca muhtıra verilmiştir! Diyarbakır askeri ceza evinde 20 bin kürdün adam edilmek için işkenceden geçtiğini Kenan Paşa söylemiştir. Doğudaki bir çok ilde çatışma varmış izlenimi yaratılması için bombalar atıldığını emekli paşalar söylemiştir.Bu ülkede en zor olan şey hesap sormaktır.
Hakikaten demokrat isen, demokrasiyi arzu ediyorsan, bu ülkede başta generaller olmak üzere herkesin hesap verebilmesi gerekir. Askeri yargının kalkması gerekir. Savaş harcamalarının kısıtlanması-şefaflaşması gerekir! Seçim yapısı değiştirilmeli, anayasa gerçekten sivilleşmeli. Biz batı tipi liberal demokrasiyi bile kuramadık daha!
Bir önceki yazımda bu ülkenin alnında kara leke gibi duran onlarca olay yazdım. Gerçek yurttaşın görevi, halkının çektiği sıkıntılara duyarlı olmaktır. Uygar ülkelerin yurttaşlarının devleti savunmak, devletin avukatlığını yapmak gibi bir misyonu yoktur. Uygar ülkelerde aydınlarla devlet ilişkisi daima negatiftir! Uygar ülkelerde ilişki devletten halka yöneliktir. Ve dünyanın tüm uygar ülkerinin yurttaşları ile aydınlar devletin bir egemenler iktidarı olduğunu bilir! Egemenlerle kendilerinin çıkarlarının aynı olmadığının farkındadırlar. Ve dünyanın tüm uygar ülkelerinin yurttaşları ile aydınları ''Kaynaşmış, sınıfsız ve bütün'' bir toplum olmadıklarına inanırlar...
Alıntı ile Cevapla