|
Özgürlük üzerine o kadar çok söz söylenmiş ki.Kimileri aşkına özgürlük istemiş.Kimileri dört duvar arasında yaşamasına tepki göstermiş,özgürlük istemiş.Kimileri inançlarına özgürlük istemiş.Kimileri toplumun sapkınca bulduğu düşüncelerine özgürlük istemiş.Kimileri siyasetine özgürlük istemiş.Kimileri sosyal yaşamda özgürlük istemiş.Herkes bir şeylere özgürlük istemiş.burada var olan bir çelişkiye dikkatinizi çekmek isterim.Özgürlük tüm insanlığın paydası.Fakat sınırlandırmaları getirenler doğa ana değil.Gene bizleriz.Özgürlük için feryat eden bizler,birbirlerimizi sınırlıyoruz,ne gülünç.
Özgürlük en genel tanımı ile bağlı ve bağımlı olmama, dış etkilerden-etkenlerden bağımsız olma, engellenmemiş ve zorlanmamış olma halidir.
Özgürlüğün diğer bir tanımı ise insanın kendi kararlarını kendi verebilmesi ve başkalarına bağlı kalmaksızın kendi seçimlerini kendi iradesiyle yapabilmesidir.
Özgürlüğün hiçbir zaman mümkün olmadığı kanısındayım.Mitolojiden başlayarak tüm toplulukları,tüm insan birikintilerini,tüm dinleri inceleyelim.Karşımıza yığınla uyulması,uygulanması,inanılması gereken kurallar çıkacaktır.Bu kuralları hiç birini benimsemeden uzaklarda bir yerde yaşamak ise mümkün değildir.
İnsan doğduğu andan itibaren önce ailesinin sonra da toplumun kalıbına göre şekil alır.Eğer gerçekten sorgulamacı,güçlü bir beyin değilse toplumun kalıplarına uygun bir şekilde yaşamını sürdürür.
Bir topluluğun doğrularını belirleyen çoğunluktur.Çoğunluk için böyle bir inanış vardır.Bu durumu ‘biz atalarımızdan böyle gördük,bizde böyle yapacağız’ diyen insanlardan anlamak mümkün,zaten bir düşünür ‘küçükler ot gibidir,büyükler ise rüzgar,rüzgar ne yöne eserse ot o yöne eğilir’ sözüyle nede güzel anlatmış.
Özgürlüğe ilk darbeyi atan kişinin ebeveynleridir ve özgürlük doğuştan kısıtlanmıştır.Kimse en sevdiği topraklarda doğmadı, kimse kendi istediği aile yaşantısına sahip anne babadan doğmadı.Herkes kendine ne verildi ise onla yetinmek zorunda kaldı.Kendine verilenlere uyum sağladı ve onlar gibi oldu.Cioran bile hiçbir zaman özgür olamadı.Dilini,inancını değiştirmesine rağmen geçmişi,ona verilen kültür onu bırakmadı.
Doğada her şeyin bir sınırı vardır.Her elementin bir kaynama ve donma noktası vardır.Her atomun bir iyonlaşma değeri vardır.Her cismin bir direnci vardır.Eğer dikkat ederseniz bizim ve her şeyin yapısını oluşturan atomların özellikleri ve davranışları ile biz insanların davranışları arasında büyük benzerlikler vardır.Ben metal grubunu erkeklere ametalleri ise kadınlara benzetmişimdir her zaman.Aktif ametal ve metallerin bir ideali ulaşmak istediği bir konum var.Asil olanlar sınıfı soygazlar grubu.Bununla birlikte halinden memnun olan yarı soy metaller de vardır ki bunlar pasiftir ve tepki vermezler genelde.
Aralarında ki iletişimi sağlayan elektronlar aynı para gibi ve insanların yükselme arzusu ise atomlar arasıda ki soygazlara benzeme çabasına benziyor.
Burada anlatmak istediğim bizler bir bütünüz ve özelliklerimiz bizi meydana getiren parçalara benziyor.Aynı şekilde bizi meydana getiren parçaların özellikleri bütün olan bizlerin özelliklerine benziyor.Aynı şekilde atomun hareketleri galaksilerin hareketleri ile benzer.bu kadar çok benzerlik tesadüften öte olmalı.bu ancak yaratılıştan gelen bir özellik olabilir ancak.Ve sınırlarla var olan doğanın parçaları olan bizler sınırsız bir yapıya sahip olamayız.Dış etkenlerden bağımsız olmamız bu bakımdan mümkün değildir.Bununla birlikte kendi istediği kültürü ve gelenekleri kendi seçmemiş olan bir bireyin dış etkenlerden bağımsız karar vermesi düşünülemez.Kişi kendine verilen aileyi reddedip ondan kurtulabilir,benimsediği dili seçerek öz dilini hiç kullanmaya bilir,sevdiği topluluğa giderek oranın bir vatandaşı olabilir.Bunların hepsini yapan birey geçmişinden kurtulmuş ve geleceğini yönlendirmiştir.Eğer özgürlük bu ise büyük çabalar ile elde edilmiş çok az insanın başara bileceği bir eylemdir demektir.
Var olan özgürlük ancak zihinsel anlamdadır.Yetiştiği toplumdan,aileden farklı düşünen onca insan vardır.Bütün peygamberler topluma aykırı düşünen insanlardır ancak.Kişiyi var kılan tek sermayesi olan düşünceleri kişiyi özgün olabilir,özgür yapabilir.Düşünce sınırlara hükmedebilir,sınırlar düşünceye değil fakat zihinlerini aldıranlar pek çoktur.Çünkü böyle insanlar düşünmeye gerek duymazlar.Birileri kendisinden önce düşünmüş ve bir sistem oluşturmuştur nede olsa.Onlara kalan ise bu sisteme uyum göstermektir.Ne yazık ki kendi düşüncelerini satmayan insanlar çok azdır.Hiç pahasına satılan zihinler.Bak bu kötü.
Düşüncelerin satılık olması.
Kaderin ardına sığınmak,itaat et kurtul deyimleri,toplum baskısı,asker baskısı,siyaset baskısı,aile baskısı,din baskısı…
Çok basınç var bu dünyada kulaklara zarar veriyor.
Bireysel davranış özgürlüğü ise pek mümkün olmayandır.Ben özgürüm istediğimi yaparım deyimleri ise sadece fantezi.Bireysel özgürlük ancak bir uydurmacadır ve bireysel sınırlardırmalar vardır.Bunun sebebi ise bireyin özgürlüğünün çoğunluğa verebileceği zararlar ve rahatsızlıklar.Birey topluluğun bir parçası olarak bir sınırlandırma ile karşılaşıyor ise bireylerin oluşturduğu topluluğun özgür olması mümkün değildir.Yaratılış itibari ile insanların ancak düşünsel anlamda özgür olabileceği görülür ancak.Bakıldığı vakit düşünceler o kadar çeşitlidir ki.Birçok dini inanış vardır bunların hepsi düşüncenin özgürlüğünden gelir.Fakat hiçbir topluluk tamamıyla bir değerinden farklı değildir.Hepsi bir diğeri ile muhakkak bir ortak paydası vardır.Aynı din içerinde bile farklı mezhepler ile düşüncenin özgürlüğünden kaynaklanan farklılıklar vardır.
|