|
Güçlü sorular alchemy..Güçlü oldukları kadar önemliler. Ne var ki cevap vermek güç bunlara. Yine de, bir psikoloji öğrencisi olarak, sınırlı bir geçerlilik ile cevap vermeye çalışacağım.
Kişilerin eylemleri neden yaptığına ilişkin genelleştirilmiş önermeler vermek oldukça zordur. "Zararlı" davranışları kişiler arasında oldukça çeşitli sebepleri olduğunu söylediğimizde, bu kaçamak bir cevap olmayacaktır, çünkü gerçek budur. Ancak genellenmiş bir söylem de mümkündür. Ölüm korkusu, açık ya da örtülü şekilde tüm kişilerde vardır ki bunun bir şekilde kontrol altına alınması önemlidir. Esasında örtülü ölüm korkusu yaşayan kişiler, bu başedilmesi zor durumu somutlaştırırak daha kolay karşılanabilecek hallere dönüşterek, ölüm düşüncesini bir şekilde kontrol atına almışlardır. Zararlı alışkanlıkların da bununla ilgili olduğunu düşünüyorum. Ölüm düşüncesinin, "ölümcül" bir eylemle kontrol edilmesi, yaygın bir davranıştır. "Ekstrem" sporlar, sigara-alkol--uyuşturucu bağımlılıkları, vs. bir katarsis durumudur.
Böylece bu davranışları "irade-tercih" hallerinin dışında tutmak davranışın anlaşılması için daha elverişli bir düşünce yapısı oluşturabilir.
Yaşamımızın iki mutlak gerçeği vardır: doğum ve ölüm. Ancak her kişi için geçmişte kalmış doğum, gelecekte belirsiz bir yerde bekleyen ölüm kadar güçlü değildir. Beklenen ve çoğu zaman kaçılan ölüm, davranışa yönelmemizi etkileyen en temel güdüdür. Frud, libido ve thanatos demiştir. Ancak libidoyu öne çıkararak hata yaptığını düşünüyorum. Libido'nun işlevi, Thanatos(ölüm-şiddet güdüsü) karşısında bir savunudur. Spermlerini boşaltmak ve hayat vermek; çoğu zaman onları "öldürmek".
Libidal enerjinin aktarım sorununun yol açtığı problemler, Thantos karşısında yaşayanan zayıflıktan ilerigelir. Ölüm karşısında savunmasız bir duruş, doğrudan ya da dolaylı anksiyetelere sebep olur. Dünyaya-yaşama karşı geliştirlen bağlar, ölüm karşısındaki duruşumuzu güçlendirmek için kurulur. Biliçdışı bir yönelimle dünyaya bağlanırsak, ondan koparılamayacağımıza inandığımızı düşünüyorum. Cinsellik bu bağlardan biri ve en güçlüsüdür, thanatosa karşı bildiğimiz en ilkel savunu olan libidal enerji nedeniyle. Ve takıntıların bağlanmanın bir başka çeşidi olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü onlar doğrudan dünyaya bağlı kalmaya öykünen davranışlardır. Bağlanmanın takıntılar yönüyle açığa çıkmasının, libidal enerjiye bağlanması ise hatalı bir tutum olacaktır ki, alchemy, verdiğiniz örnek açıkça gösteriyor bunu. Takıntılarla kurulan bağın gelişiminin doğrudan ölüme bakışımızla ilgili olduğunu söylemek gerekecektir. Irvin Yalom, güneşe bakmak* demiştir. Gölgeleri izlemek bizi gölgelerle ilgili takıntılara zorlayabilir.
Esasında insan doğasının, bilinçli bir canlının, yönelimlerini incelemek için onun en mutlak gerçekleri ile uğraşmak gerektiği ortadadır. Günümüzde psikolojinin hatası budur. Pek çok terapist ve deneysel psikolog, kişilerin ölüm düşüncelerini görmezden gelir. Çünkü bu, kendi ölümleri ile yüzleşmek anlamına gelecektir.... Peki bu kadar eksik bir alana "bilim" demek mümkün müdür gerçekten? Şunu söylemek gerekir, bilinç sonsuz sayıda değişkenden etkilenen bir olgu iken, onu labaratuarlarda incelemeye çalışmak anlamsız bir çabadır. Psikoloji kendini "insan"dan yalıttıkça kendini tamamlayamayacaktır.
|