Tekil Mesaj gösterimi
  #9 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 21:02
T_N_T T_N_T isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
24. Buluşmadan, Sayfa 425, 426, 427 (K. Çözümlemesi, W.Reich)

(Hasta yavaş yavaş bedensel boşalma tepkesine kavuşmaya doğru gidiyordu. Bunun en belirgin belirtisi kendisini ölmek, kaybolmak üzere duyumsuyor olmasıydı. Bedensel boşalma tepkesi hastalıktan iyileşme sürecine geçiş döneminde kendisini bu şekilde gösterir. Daha ayrıntılı bilgi için kitabı okumanızı öneririm. Yalnız tepkenin tam olarak gerçekleşmesine alın ve göz bölgesindeki kıpırtısızlık ket vuruyordu. Ayrıca gırtlaktaki solunuma karşı gösterilen kilitlenme de henüz tamamen kırılmamıştı. Alın ve göz bölgesindeki zırhın da kırılması girişimden sonraki yaşananları anlatan kesimdir bu 24. buluşma. Parantez arası açıklamayı yapan: Serdar)

Hasta <<coşkular şuradan dışarı çıkacak sanki…>> der demez sustu(bunu derken üreme örgenlerini gösteriyordu), birden bembeyaz kesildi; orada değilmiş gibi kıpırdanmadan duruyordu; sorularıma karşılık vermiyordu. Uzunca bir suskunluktan sonra: <<Bir Pater duası okudum… coşkular çekip gitti>> dedi ürkek bir sesle.

Yanımdan ayrılırken son derece dingin, ama biraz dalgındı. Ertesi gün şu mektubu aldım.(Kimi sözcüklerin altını ben çizdim W.R)


Kısacası coşku bu – Liszt’in <<Macar Rapsodisi>>ni çalan orkestra konusunda hiçbir şey bilmiyorsunuz – ya da başka bir şey – notalar beni delip geçiyor – sizi ya da başka birini delip geçmiyor – bana bir şeyler anlatıyorlar – genellikle bunun ne olduğunu bilmiyorum – o akşam bana uzun boyumdan söz ediyorlardı – siz bunu anlayamazsınız, ne siz anlayabilirsiniz, ne de yeryüzündeki başka bir insan.

Renkler, gölgeler ve ışıklar var – o akşam müthiş yağmur yağıyordu, su birikintilerine basa basa yürüyordum, neredeyse pabuçlarımı çıkaracak sizin eve doğru yollanacaktım, trende ve sokakta insanlar gözlerini dikmiş bana bakıyorlardı – sizin kocaman sokakta bir şeyler yiyecektim, hastane bahçesinde ve Bellevue’deki oğlanla konuşan bir kadın vardı – orada çalışmışlardı- canımı sıkmak için bana seslendiler, ama gülümsemediler – yüzüme de gülmediler- trendeki insanlar eğlendi – yollarından çekileyim istiyorlardı, ama ben orda dikiliyordum.

Eve döndüm kamu yönetimin bir sınavından geçtiğimi öğrendim – kamu kurumlarından bir yazıcılık elde edeceğim galiba – bu işten ayrılmam kolay olmayacak.

Tam anlamıyla insanca ve duygulu mu? – siz bunu bilemezsiniz – gizli güçler’ime inanmadığımı söylemiştiniz – oysa onlar bana inanıyorlar – bana yağmur gönderiyor, bildiklerimi söylüyorlar – iki gün sizi görmeyeceğim, belki sizi de, yapıtınızı da unuturum – 86000 Yahudi öldürüldü – Naziler tarafından, hem de bugün, Rusya’da gebertildi – bütün bunlar İsa’nın çarmıha gerilmesinden ötürü – ellerinde ayaklarında çiviler var – yaralarının çok kanayıp kanamadığını merak ediyorum – Kutsal Ana’cığım beni bağışlayın – Egemenlik ve baş aylası sonsuza dek sizindir, Amin!

Siz kutsal ruhu çarmıha gerdiniz – siz ve dindaşlarınız bunun cezasını çekeceksiniz – Düşmanlarımdan korunuyorum, beni tedirgin ettikleri için yağmur alınlarına damga vuruyor – sizin de başınıza bir şeyler gelecek – Adler, tam kendisine söylediğim gibi can verdi – Akıl Hastanesi hekimlerinden Katz da öldü – başınız müthiş derde girecek – bunun son derece doğal olduğunu sanacaksınız, ama ben çok daha fazlasını biliyorum…

Bana yardım edebilirdiniz, ama siz ille de kimsenin ardından gelemeyeceği yoldan yürüdünüz – bir bilim özeti – durmadan dönen küreler – onca gereksindiğim bana yardım etmediniz – oysa ben korunup esirgenmekteyim, zaman zaman acı çekiyorsam, bunun da belli bir nedeni var – başkalarının canlı kalabilmesi için içimdeki Yahudi’nin acı çekmesi gerek.

Ey Ulu Tanrım, bütün varlığımla yalnız size güveniyorum – bu da sizi alıp ölümsüz yaşama götürüyor – Buyruğunuzu söyleyin, hemen yerine getireceğim, hiçbir bağ gelip beni bulamaz, hiçbir güç yazgımı gerçekleştirmemi engelleyemez – Rica ederim, kendinizi gösterin Yüce Tanrım –

İlginiz kalmadıysa bu işi durdurmaya hazırım – Ben’iniz kabarmayı sürdürecekse, ben bu işi durdurmaya hazırım, çünkü her şeyden önce yaralı insanların yaşamasına yardım etmek zorundayım.

Mumyalarla kaçıklar güneşte kararıp bozuluyorlar – (arı düşünce)

Siz de,
F…



Bu belgenin çok ciddiye alınmasını öneriyorum. Us yarılımı deneyiminde, bir bakıma, sıradan gizemcilikle gerçek dinin <<öbür dünya>>sı gözümüzün önünde canlanmaktadır. Bu dili öğrenmeliyiz; olağan insanın tanımaya yanaşmadığı, ancak gizli gizli düşüp kalktığı ya da alay ettiği doğal güçlerin ciddi olarak çarpıtılmış dilidir bu; oysa, olağan insan’ın kavramlarının ötesinde uzayıp giden engin alanda büyük bilgelere, düşüncelere, bestecilere,
Üstün yetenekli bilim adamlarına gözüken de yine bu güçlerdir. Olağan insan canlı gerçeklikle yüz yüze gelme yürekliliğini gösteremediği için gerçek yaşamın önüne çektiği demir perdenin gerisine bakmaktan kaçınırken, pek çok büyük sanatçı, besteci, bilim adamı ve düşünür akıl hastanesinin duvarları ardında çürüyüp gitmektedir sanırım. Yitip gitmiş olan <<usu yarılmış kişiler>> olarak bitkisel yaşam süren o yüce ruhlar hiçbir sıradan insanın dokunmayı göze alamayacağı şeyleri BİLİP ALGILAMAKTADIRLAR. Bu bilginin çarpık biçimine aldırırsak büyük yanılgıya düşmüş oluruz. Tersine, bu yetenekli ve açık görüşlü insanların diyeceklerine kulak verelim. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Onlardan alçakgönüllülüğü, ağır başlılığı, ciddiliği öğrenebiliriz; kiliselerimizle ulu akademilerimizde boşu boşuna ve işe yaramaz biçimde yineleyip durduğumuz birtakım şeyleri onlarda gerçekleştirebiliriz. Usu yarılmış kişileri 30 yıl inceledikten sonra (1948’de) bu hastaların bizim ikiyüzlülüğümüzü, acımasızlığımızı, alıklığımızı, düzmece uygarlığımızı, kaçamaklarımızı, doğru karşısında duyduğumuz korkuyu gözler önüne serdiklerini savunuyorum. Onlar genellikle hepimizin kaçındığı babalarından, eğitmenlerinden, hindi gibi kabaran öğretmenlerinden, herkesten daha bilgisiz hekimlerinden yardım görmeksizin cehennemden geçtikleri için batmışlardır. Cehennemden kurtulmayı, büyük kafaların dolaştıkları taze ve arı havada dolaşmayı arzulamış, ummuşlardır. Başaramadılarsa, <<iblis>>in dünyasına savruldularsa kusur onlarda değildir; kusur, olağan insan’ın sınırsız bilgisizlik ve sersemliğindedir.

Konu T_N_T tarafından (07-02-2009 Saat 21:04 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla