Tekil Mesaj gösterimi
  #282 (permalink)  
Alt 05-02-2009, 02:13
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
İkisini de şahsen tanımam. İkisiyle şahsen bir alıp veremediğim yoktur. ikisinin de bana doğrudan bir zararı olmadı. Ancak, inandıkları ideoloji, kurdukları düzen ve devlet sistemi bağlamında ikisiyle uyuşamam. Biraz yakından bakalım:
1. İkisi de ''devletçi-kapitalizm'' denilebilecek bir sistem yarattılar. Şu anki İran ve Tc'nin ilk dönemleri devlet sistemleri açısından birbirinin aynı gibi. Tek farkla, biri referansını dinden alıyor, diğeri batılı pozitivist, burjuva liberallerden.
2. Demokrasinin işleyişi, iktisadi sistemleri bağlamında arada kesin sınırlar göremiyorum. Her iki kesimde de ''mülkiyet'' belli tekellerin elinde toplanıyor. Hatta, İran ''devletçi'' yapısını muhafaza etmesi bakımında Tc'den daha önde.
3. Humeyni rejimindeki demokrasi kriterleri ve insan hakları ihlallerine bakanların önce kendi ülkelerindeki durumdan haberi olması gerekir. Türkiye AİHM'e açılan ihlal davalarında halen açık ara önde gidiyor. Ayrıca, bu ülkede gelenekselleşen her on senede bir '' darbe'' yada ''balans ayarı'' olgusu var. (vesayet rejimi diyoruz biz buna siyasal bilimlerde)
4. Evrensel gelişme krtiterleri, insan hakları ihlalleri, iktisadi ve kültürel yapı bakımlarından incelendiğinde bu ülkenin hala ''demokratik, sosyal bir hukuk devleti'' olduğu ''efsanesi''ne inananlara Kenan Evren döneminde dahi '' bu ilkenin dillendirildiğini'' söylemekte fayda var diye düşünüyorum.
5. Bir ülkede en zengin ve yoksul kesimler arasındaki fark giderek açılıyorsa, sendikal-demokratik siyaset zeminleri kuşa çevrilmişse, her on senede bir darbe yada balans ayarı yapılmışsa, Hrant Dink'ler öldürülüp fail-i belli katilleri askeri-bürokratik merkezlerde kahramanlar gibi karşılanıp pozlar veriliyorsa, Abdülkadir Aygan gibi kontr-gerilla jitemcilere maaşlar bağlanıp emekli ediliyorsa, düşünen-yazan-soru soran sanatçı ve düşünürlere hala davalar açılıp hayat zehir ediliyorsa, 12 eylül diktatöryası tüm kurum ve mekanizmalarıyla halen yaşayan bir süreçse ve 17bin fail-i belli cinayet işlenmişse, Diyarbakır askeri ceza evi cehenneminden haberiniz yoksa lütfen bu ülkenin dünyanın sayılı totaliter rejimlerinden biriyle yönetildiğini artık anlayınız!
Humeyni yada atatürk, ne fark eder? Halkların adil ve insanca yaşayabildikleri bir rejim, bir sistem ve dünya kurabilmişiz mi? Rakamlar ortada...
Alıntı ile Cevapla