|
Bizde ve doğu toplumlarında siyasetin temel argümanları demagojik-hamasi nutukların ötesine geçmiyor maalesef. Kapitalizmin küresel egemenliğini tesis ettiği şu günlerde, batıda da benzeri argümanlar oldukça popüler; ancak, siyasetin ana gövdesi bellidir. Ortada bir gelir pastası var ve biz bunu kimin adına nasıl kullanacağız? İşin asıl tehlikeli kısmı ise, siyasal pratiklerin ''ulus'' kimlikleri üzerine yaslanıp siyaset alanının kimliklere hapsedilmesi. Egemen resmi devlet ideolojisinin modernist ulus-devlet burjuvazisine yaslanması diğer siyasi aktörleri bu anlamda mazur görmemeli. AKP ve türevlerinin siyasal pratikleri yıllardır bellidir. Meclisteki partilerin programları ve yapmak istediklerini okuyun, bazı ayrıntılar dışında hepsi aynıdır. DTP biraz dışarıda gibi görünse de, o da en nihayetinde liberal-ulusçu bir siyasal pratiği iyice ayyuka çıktı. Buna alternatif olacaksak halkın asgari ortak çıkarları üzerinden demokratik, halkçı radikal bir muhalif hareketi başlatabilmek sorun. Sisteme ve resmi ideolojiye muhalif tüm sol-demokrat anlayışların ortak hareket edebilmesi önemli. Anarşistiyle, sosyalistiyle, demokratıyla hasılı tüm muhalifleriyle... Ortak hedefler bellidir. Piyasalaştırma, işsizleştirme, yoksullaştırma, milliyetçi-mukaddesatçı kıskaçlar, özelleştirme gibi hayati ve acil sorunlara pratik çözümler bulunup ortak hareket edilebilmeli. Bu da elbette, halkın gündelik sorunlarına cevap olabilen, halkın gnlük sorunlarını gündem yapabilen ortak hareketlerle mümkün. Önümüzde eğitimin,sağlığın,sosyal güvenliğin piyasalaştırılması gibi acil sorunlar dururken muhalefet yapan,düşünen insanların bu gündemlerin dışında kalması düşündürücüdür. Türkiye siyaseti hep belli başlı bazı konulara hapsediliyor maalesef. Türban, Ermeni sorunu(ki özür kampanyasına destek verdim), kürt meselesi, laiklik vb konular dönem dönem ihtiyaca göre gündeme getiriliyor. Bu suni gündemlerin piyasaya çıktığı her günün ertesinde bir bakıyorsunuz ki, araya alelacele bazı yasa ve tasarılar sıkıştırılmış. Bakınız Finansal Krizin ayyuka çıktığı günlerde medya ve basın eliyle konuşulan konulara? Davostaki Erdoğan kahramanlığı(!).
Siyaset son tahlilde bir ekonomi-iktisat ve egemenlik sorunudur. İnsanları siyasal olanın içine çeken, temel güdü ekonomik ve sosyal kaygılarıdır. Din, türban, laiklik, milliyetçilik, sosyal sorunlar gibi konuların üstünü kazıyın altından iktisat çıkar. Dincilerin derdi cidden ''asr-ı saadet'' düşleri midir yoksa kendi burjuvazilerinin iktidarı mı? Ya milliyetçiler? Türk ırkını yüceltmekten anladıkları sakın kendi sermayelerin bekası olmasın? Ya liberaller? Özgürlükten tüm kasıtları sermayenin özgürce hareket etmesi-egemen olmasından gayrı nedir ki? Sosyal demokratlar? Onların da yandaş sermaye grupları yok mu? chp yada dsp özelleştirmeye karşı mı? Eğitimi piyasalaştırmayacak mı?
Aslında siyaset parlamenter sisteme mahkum mu? Burjuva siyaset araçlarıyla halkın gündelik ve acil sorunlarına cevap verebilecek bir siyasetin yaşama geçmesine gerçekten izin werilir mi?
|