|
Genel olarak internetin ya da bu tür düşünce, fikir sitelerinin medya olarak tanımlanmasına katılmıyorum. Medya öncelikle insanları yönlendirmekte kullanılan, toplumsal ahlak normlarında, ideolojilerde, tercihlerde belirleyicilik sağlayan, sürüyü bir arada tutmaya yarayan etkin araçlardan birisidir. Tabi ki istisnalar da olabilir ancak unutmayalım ki medya kuruluşlarının önceliği maddiyata dayalıdır. Düşünce ağırlıklı tartışma platformlarında ise bireyler nispeten kısıtlama ile karşılaşmaksızın yazabilir ve sitelerin içerikleri bireylerin yazdıklarından oluşur.
Bugün sinema filmleri, radyo yayınları, internet siteleri daha karmaşık bir prosedürden geçip yasaklanıyorlar evet de bunlara sessiz kalma ya da hayıflanmaya karşı çıkmana anlam veremedim. Bir kere karşılaşılan despotik yaptırımlar karşısında sessiz kalmanın onu onaylamaktan farkı yoktur. Ve kapatılan sitelerin yeniden başlatılmasındansa kapatılmasını sağlayacak unsurların ortadan kalkması için bir dayanışmada bulunmak çok daha önemlidir. Teknik verilerden biraz olsun anlıyorsan, yeni açılan bir site ile 2-3 senelik bir sitenin erişebileceği kitle arasında dağlar kadar fark olduğunu bilirsin. Unutmayalım ki bu siteye deneme yanılma yolu ile değil, arama motorları vasıtası ile ulaşılıyor ve Google gibi bir arama motorlarında siteyi kapatıp açarak yer edinemezsiniz. Zaten böyle yasaklamalar da akıl, mantık, düşünce izlerine dayalı eylemler değildir. Ancak göstermek istediğimiz şudur; devlet kendi koyduğu yasalara öncelikle kendisi sadık kalmıyor. Bir sitenin kapatılmasında belirleyici unsurlar bellidir.
Bianet konusunda ise büyük bir yanılgı içerisindesin. Bir kere orada hukuka aykırı bir ifade mi var da ihtar gönderiliyor? Hukuki normlar çerçevesinde izah edeyim; Bianet içerisinde hakaret niteliğinde, yasalara, hukuka aykırı nitelikte bir yazı geçerse, mağdur taraf siteden bu yazıların kaldırılmasını isteyebilir, kaldırılmadığı taktirde hukuki işlemlere başlayabilir. Ancak sitede yazılanlar hukuk dahilinde ve hakaret içermiyorsa, böyle bir ihtar çekmek caydırıcılık adına yapılmış ve site kapatılmalarına karşı artan seslerin gündemden inmesini amaçlıyor demektir. Adnan Oktar’ın avukatları özetle diyor ki; bu konunun üzerine gitmeyin!
Şunu tekrar belirtmeliyim ki; bu site insanların dilediği gibi üyelik alıp yorumda bulunabileceği bir sitedir. Bu sitede hoşunuza gitmeyen bir yazı gördüğünüz zaman art niyetle bir üyelik alıp kendi şahsınıza hakaret niteliğinde sözler yazar ve şahsınıza hakaret edildiğini iddia ederek soluğu mahkemede alabilir, sitenin kapatılmasını sağlayabilirsiniz. Bu kadar basit. Bu noktada eleştiri konusu tabi ki yasalar olacaktır. Yüzlerce, belki binlerce kullanıcısı olan bir siteyi tek bir şahsın yazdıkları neticesinde tümden yasaklıyorsa, o yasalar eleştirilir. İnternet hukuku üzerinde çalışanlar bu gibi durumlarda bir siteyi tümden yasaklamak yerine, sadece hukuk ihlali olan sayfanın yasaklanması gerektiğini, insanların mağdur edilmemesi gerektiğini savunuyor. Erişim yasağı ise İran, Türkiye, Çin gibi geri kalmış ülkeler dışında uygulanan bir tercih değil. Kaldı ki bu tür sitelerde sıkı bir denetim mekanizması yoktur ve insanların bu siteleri tercih etmesindeki temel etken budur.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|