Tekil Mesaj gösterimi
  #39 (permalink)  
Alt 13-01-2009, 13:48
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
non serviam non serviam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
M€M€ÑTØ MØRÍ
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
Blog Başlıkları: 8
theKnightAfter tartışılan konular üzerinde daha aydınlık bir anlayışa ulaşmak herkesin gayesi olmalı ama bu senin üslubunla da olmaz. Bir kere yazdıkların tartışma amaçlı değil, saldırı amaçlı. Bundandır ki üsluptan kaynaklanan bir sorun varsa önce Zilan_Azad’ın ve kendi söylediklerini gözden geçir, sonra neden bu üslupta yanıtlar aldığını beraber sorgulayalım. Yazdıklarımın altına kullandığım kelimeleri -samimiyet gibi- tekrar kullanarak linç girişimi, kusmaya gitmek, Kürtler’in üzerine işemek diye başlayıp alaycı ifadelerle devam eden tabirler nedir? Kim kimi linç ediyor, anarşizmin bayrağı ulus bayrağı olamaz dememle mi oluyor linç eylemi? Ne yazmışım da kusuyorsun ki hem? Asıl içten içe milliyetçilik yaparak anarşizmi suistimal etmenin, iki yüzlülüğün dayanılmaz hafifliğidir benim midemi bulandıran. Sorun ortaçağdaki engizisyon mahkemelerinden daha ileri olmayan Türk ilerici kesimi denen zümreyse onların söylemlerinden yola çıkarak cevap ver benim değil. Ben iddia ettiğin gibi bu ülkenin eksik de olsa demokrasi cumhuriyeti olduğunu da düşünmüyorum. Bunların hepsi laftadır. Bir kere şunu kabul edelim ki bu ülke laik bile değil. Devletin öğrenim kurumlarında zoraki İslami eğitim verilirken, diyanet işleri başkanlığı gibi bir kurum varken ve onun aracılığıyla dini kararlar verilirken, ant içtiririp marşlar ezberletirken, taze beyinlere faşizanlıklar empoze edilirken hangi demokrasiden ya da laiklikten bahsediyorsun? Bu ne komünizme ne de sosyalizme geçişte bir basamak olamaz. Kaldı ki devletin böyle bir niyeti de yok, olmadı.
Devrim ya da her devrim iyidir de diyemeyiz. Fransanınki milliyetçilik doğurdu. M.Kemal'in yaptığı da halk değil, burjuva devrimiydi. İdeal dünyadan bahsedenler aslında kendileri için ideal olan dünyadan bahseder.
Kendi devrimlerini gerçekleştirir ya da gerçekleştirmek ister.
Fakat insanlık için ideal dünyaya iktidara talip olunarak, devrimle, savaşla değil, ancak toplum bilinci, gönüllülük ve dayanışma ile ulaşılabilir.

Buradaki tepkim anarşizm ile alakasız birinin kendisini anarşist ilan etmesinden kaynaklıydı. Peki sen benim ezilen Kürtler'i desteklemediğimi nereden biliyorsun? Kürt mücadelesini desteklememişim, ezilen halkların hakkını aramasını onaylamamışım gibi davranmayı bırakınız. Kimsenin bir şeylere alakasız kaldığını da zannetmiyorum. Benim için temel sorun son zamanlarda giderek artmaya başlayan anarşistlik kisvesi altında yürütülmeye çalışılan milliyetçilik ve dincilik propagandalarıdır. Belki de sorun bendedir bilmiyorum ama Atatürk sözlerini imzasına koyan, avatarında Türk, Kürt, İslami bayraklar taşıyan anarşistler görmek pek alışkın olduğum bir şey değil. Sorun bayrak taşınması, milliyetçilik yapılması falan değil, sorun bunu yaparken anarşist olduğununun iddia edilmesi.
Fikirlerin, teorilerin içinin boşaltılması.
Anarşizme göre geçiş dönemi, basamak falan da yoktur. Bu yüzden anarşistler sosyalist bir parti seçeneği de olsa oy kullanmaz, iktidar istemezler. Bu düşünce sosyalizmin liberter koludur. Geçiş öngörüsü Marx'ın teorisidir ve gerek Proudhon, gerekse Bakunin tarafından şiddetle eleştiri almıştır. Hatta Proudhon "Sefaletin Felsefesi" adlı kitabında bunu eleştirir, "Kurtuluş adı altında yeni tahakküm biçimleri önerilemez" der. Önem verdiğim düşüncelerin böylesine yağmalanması duyarsız kalabileceğim bir şey değil. Anarşizmin ne olup ne olmadığı bellidir. Etimolojik kökenine bakarsanız anlarsınız.
Ve benim milliyetçim faşistim iyi, seninki kötü diye bir düşünce kabul edilemez, eline yetki geçince hepsi aynı boktur.


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla