Tekil Mesaj gösterimi
  #36 (permalink)  
Alt 12-01-2009, 21:21
Ahbap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ahbap Ahbap isimli Üye şimdilik offline konumundadır
The Man In Me
 
Üyelik Tarihi: 11-08-2008
Yaş: 35
Mesajlar: 254
şu "silahlı" ve "kanlı" devrim meselesi, forumun bu noktasına geldi tıkandı.

amacım, görüşümü bildirmekten öte birşey de değildi oysa. daha önce birkaç devrim yapmış, bu konuda tecrübeler edinmiş bir kişi de değilim. sadece geçmişteki olayların bildiğim kadarını kendi mantık süzgecimden geçirdiğimde, bugünün ve yarının olası havasını sadece ve sadece kendi burnumla kokladığımda sezinlediklerimi eklediğimde, avcuma dökülen kelimeleri sığıştırmaya çalıştım. kimine göre saçma, kimine göre gülünç, kimine göre ütopik, kimine göre geçersiz.

ben gene de böyle düşünüyorum ve böyle düşünmeye devam edeceğim.

kendini bir oluşumun içinde gören insanların -ki bunlar bir dine bağlı olanlar, bir milliyete bağlı olanlar, bir -izm'e bağlı olanlar, bir futbol takımını tutanlar vs- ağzında tek bir türkü var: haksızlığa uğrayanların türküsü. müslüman yahudiden mağdurdur, yahudi de müslümandan. türk yunandan mağdurdur, yunan da türkten. komünist faşistten mağdurdur, faşist de komünistten. fenerli galatasaraylıdan mağdurdur, galatasaraylı da fenerliden. herkes mağdur, herkes haksızlığa uğramış ve herkes birşeylerin intikamının alınacağı günü bekliyor.

intikamın nasıl alınacağı da belli elbette. silah ve kan...

herkesin unuttuğu, kendisine unutturulan şey... "insan olmak"... kimsenin aklına gelecek gibi değil...

birileri tarafından sağlanan bölünmüşlük, birilerine sürekli çıkar sağlayan bölünmüşlük, kimsenin gözüne çarpacak gibi de değil.

aynı dine mensup olduğunu söyleyen insanlar bile uzlaşamıyorlar tanrılarına nasıl ibadet edecekleri hususunda.

oysa fazlalıklar gözardı edildiğinde ne kadar benzeriz birbirimize, aslında nasıl da aynıyız, nasıl da sorunlarımız ve çözümleri o kadar ortak!..

şu veya bu şekilde, dünyanın ve zamanın bu noktasına geldik ama artık eski tas eski hamam sürmesin bazı şeyler diye mızıldanan adam sayısı ne kadar az!..

hala deniz gezmiş ve arkadaşları için yas tutanlar var, hala onların intikamının alınacağı günü bekleyenler var. onlar, elbette bir hiç uğruna ölmedi, çok temiz duygular taşıdıkları için öldüler.

peki, ölümlerinden onlarca yıl sonra, uğruna öldürüldükleri insanlar şunu dediler mi "yazık oldu onlara! biz onları anlayamadık oysa gerçek böyle değildi"? bugün bir grup çıksa ve onların yaptıklarının aynını yapsa, bu insanlar farklı bir yorum getirirler mi?

geçmişte olmadı derken bunu kastettim. bugün yaşadığımız topraklar, denizlerin öldüğü topraklarla aynı ve bu topraklar üzerinde yaşayanlar, denizlerin öldürüldüğü zamankinden daha müslüman, daha milliyetçi, daha fakir olmasına rağmen daha kapitalist. neden? kafasındaki sığınma noktaları sadece bu üçü de ondan. kimse onlara sığınabileceği farklı şeyler olduğunu anlatmamış, olanları da gizlemiş.

ve siz bu halkın üstüne silahlarla bir devrim kuracaksınız... buyrun kurun...

sizin bulabileceğiniz silahlar, denizlerin bulabildiği silahlarla aşağı yukarı aynı olacaktır; ama devletin silahları, siz daha tetiği çekemeden hepinizi yok edecek kadar güçlü artık.

silah çekilecekse, kan dökülecekse, o dökülen kan o baştaki adamın olacaktır denildi. sanki halk, aslında bir devrim istermiş de o adam/adamlardan korkuyormuş gibi sinmiş bir halde. evet, belki de o zaman birkaç mermi işi çözerdi (bunu söylerken bile karnım ağrıyor). ama tepesindeki adamı/adamları öldüreceğiniz halk, sizin devriminizi istemiyor, onlar allahı istiyor, onlar devletlerini istiyor, onlar kapitalizmlerini istiyor.. neden? çünkü istenebilecek farklı birşeyler olduğunu bilmiyor.

çünkü tebaa onlar, birey değiller.

olamadıkları için nereye dehlendilerse oraya gittiler. başlarında hep efendi çobanlar vardı. koyun olmadıklarını anlamadılar. anlamadıkça da bu böyle sürüp gidecek.

şimdi, o silahları nerden bulacaksınız? o silahlarla kaç kişinin kanını dökmek gerekecek? silahlarınız, teknolojinin sağladığı silahları ve koruma sistemlerini aşmaya yetecek mi? kan döktükten sonra devriminizi yapınca, "teröristler geldi, din elden gidiyor" diye ayaklanacak bir halka da aynı mermileri sıkacak mısınız? "ilk başta belli bir kaba kuvvet uygulamak gerekecek" dendi, kaç kişiyle ve kaç kişinin üzerinde kuracaksınız, nasıl bunu koruyacaksınız? aynı anda karşı bir devrim oluşursa, mesela islami bir devrim, onlar sizden daha kalabalık olacağından, onlarla nasıl dövüşeceksiniz, onlar sizden daha fazlasını öldürürse, ölüleriniz için yas mı tutacaksınız yoksa "yok abi, biz de aynı yolu denedik ama onlar kazandı. kazananın sistemi uygulanacak" deyip boyun mu eğeceksiniz?

devletin silah gücü ne? polis ve asker en kaba tabiriyle. 1 kişi emrediyor, yüzbinlerce kişi silah kuşanıyor. siz o gücü silahla yıkamazsınız. o 1 kişiyi öldürünce, yüzbinlerce kişi özgür mü kalacak? hayır, emir alacak başka 1 kişi arayacaklar. ama o yüzbinlerin kaç tanesi silahını bırakır da "bir dakika, ben bu silahı neden taşıyıp başkası hesabına tetik çekiyorum" diye düşünürse, işte o zaman birşeyler için umut doğacak.

itaate edenler, itaat etmekten caymadıkça, hiçbir devrimi yapamazsınız, yapamayacaksınız.

şimdi gene denecek ki, ahbap saçmalıyorsun, ne kadar da basit anlatıyorsun. biz anlatacağız ya, herkes de hemen anlayacak. öyle demedim, ne önce ne şimdi. türkiyenin son 30 yılda geldiği dinci noktaya bakın. nasıl gelindi? karşı taraf yavaş yavaş işledi de ondan. kapitalizm, milliyetçilik nasıl işlendi? karşı taraf işledi de ondan. biz neden aynısını yapamayalım? neden, bu kadar mı ütopik?

zor değil demiyorum asla. ama biz daha kalabalık olmak zorundayız, işte bunu kesinlikle söylüyorum.

yoksa bir grup çıkıp, çok daha büyük bir kalabalık için neyin iyi olduğuna karar verecekse, o kalabalığın bundan haberi ve bilgisi dahi olmayacaksa, bir örnek gösterin dünyada buna dair, başarabilmiş ve daha mutlu olan bir halk gösterin.

bu, bir grup tarafından ve dünyanın belirli bir noktasında başlatılabilecek birşey değil. yunanistan örneği beni çok heyecanlandırmıştı, alexis'in ardından yapılanlar bir başlangıç olabilir mi diye. dünyanın her yerinde aynısının olması ve dalga dalga büyümesi gerekiyor, başka türlü olabileceğine benim aklım ermiyor (burayı suistimal etmek isteyenler için güzel bir tanım kullandım, ahbap, senin bu işlere aklın ermez)

insanlar birey olmadıkça, devrim bireyler tarafından yapılmadıkça olmaz, olmayacaktır. ben de bundan bir adım geri atmayacağım...

hala umutla söyleyebildiğim bir john lennon şarkısı:
YOU MAY SAY I'M A DREAMER
BUT I'M NOT THE ONLY ONE
Alıntı ile Cevapla