|
Yanlış bir düşünce, insanlar dünyaya gelecekleri ülkeyi seçemez. Konuşacakları dil ya da yaşayacakları sınırlar seçim değil, onlara dayatılandır.
Kimse Afrika'da doğarken ölmeyi seçmedi.
Ya da Afganistan'da kadın olmayı...
Sorun burada, ulusalcılıkta, dinlerde. Dünyayı, insanlığı parça parça bölüp, sınırlarla ayıranda.
Ve insanlar herhangi bir ulusa mensup olmamayı seçebilir. Bu şekilde de espiriler, duygular, hissedilenler anlaşılabilir.
Ve nedense ben sizleri Atatürk'ü tabulaştıranları eleştirirken görmüyorum, siz hep savunuyorsunuz. Şunu kabul edelim ki tabulaştıran kesim sizsiniz.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|