|
ÜÇ GÜNLÜK BİŞEY
Birinci Gün…
Kâşif anlattıkça anlatıyor…
Kör kuyuları ipsiz tırmandım
sel sularını aşıp geldim
biraz kirpiklerim ıslak
biraz üşüdüm
burda ne çok ışık var
her şey ne kadar
siyah ya da beyaz
sadece annem gri biraz
hayat benim dilimde
iki uçlu bir meme
yakası açılmadık bir bilmece
sıkılmam ne mümkün
çözüp dururum gündüz gece
bedenimden gelen her ses
doğadan bir mucize
öyle hızlı koşuyorum ki
gören beni kaşif sanacak
tanrılar arasında
en güçlü tanrı benim
en sektirmez silahım
iki damla gözyaşım
burnumu sürdüğüm duvarlarım
bir tatlı gülüşümle
dünyayı çikolataya boğarım
herkes tanır beni
evlerin kapılarını
çalıp çalıp kaçarım
………………………………………………
………………………………………………
Nefes nefese kaldığım
teneffüs saatlerim
neden şimdi hep yarım
bunca rengin içinde
neden siyah ya da beyazım
En heyecanlı yerinde
kerevetsiz bir masalım
………………………………………………
………………………………………………
Gün bitti…
İkinci Gün…
Bilgin coştukça coşuyor…
Kör kuyulara balıklama daldım
vallahi itelediler beni
burası neresi
burda ne çok renk var
ama neden benim içim
kırmızı ya da siyah
sadece annem biraz beyaz
hayat benim dilimde
açık uçlu bir meme
gözleri açılmamış bir kekeme
boğulmamam ne mümkün
duyduğum her söz
çoktan seçmeli bir bilmece
kasıklarımda her gece keskin bir bıçak
dünya yakası açılmadık bir kitap
yatağımsa her sabah biraz daha ıslak
havalar nedense
her gün biraz daha sıcak
biraz daha uyusam
rüyalarım
dünyayı kurtaracak
hangi kapıyı çalsam
ardına kadar açılacak
bazen öyle bir susuyorum ki
gören beni mesih sanacak
artık tanrı da benim
nasıl istersem öyle döner
yel değirmenlerim
………………………………………………
………………………………………………
Nefes nefese anlattığım
düşlerim neden şimdi hep yarım
bunca rengin içinde
neden kırmızı ya da siyahım
En karmaşık yerinde
Kahramansız bir romanım
………………………………………………
………………………………………………
Bu gün de bitti…
Üçüncü Gün…
Bilge susuyor…
Bırakın beni kör kuyularda uyanayım
burda hiçbir renge gerek yok
çünkü ışıklar biraz soluk
hayat benim dilimde
yakası açılmadık bir küfür
konuşmamaya yemin etmiş bir geveze
çalıp kaçtığım kapılar
şimdi
bir daha kilitlenmekte
bütün tanrıları kovdum
dönsün de
nasıl isterse
öyle dönsün yel değirmenleri
düşlerimde her gece
gülümseyen bir melek
elinde tüylü bir bıçak
gelip canım alacak
biraz daha uyusam
sanki beni kurtaracak
öyle karalandı ki yüzüm
gören beni şair sanacak
………………………………………………
………………………………………………
Nefes nefese anlattığım
her şey bitti sanırım
bunca rengin içinde
ben daha çok siyahım
sadece anılarımda
kopkoyu bir beyazım
Tam mutlu son derken
yarım kalmış bir romanım
………………………………………………
………………………………………………
ve gün soldu…
Konu kabrero tarafından (26-11-2008 Saat 00:04 ) değiştirilmiştir..
Sebep: satırlar dağılmış
|