Alıntı:
Mxx´isimli arızadan alıntı
Benim anlayamadığım şey şu ; tanrıya inanıyorsun fakat dinlere inanmıyorsun. Senin tanrın nası bi tanrı ? Kafandan tanrı mı uyduruyorsun ? Biz belirtilen bir tanrıya inanıyoruz özellikleri belli, iyilik yaparsan seni sever cennete gönderir günahkarsan yakar cezalandırır. Eğer senin tanrında bunları yapıyorsa dine nası inanmayabiliyorsun ? Eğer farklı bi tanrıysa özelliklerini nası belirledin ? aklım karıştı açıkcası..
|
Şimdi şu soruyu sorabiliriz "Siz tanrıya mı inanıyorsunuz, yoksa kendinizi bildiğiniz andan itibaren size sunulan kalıbamı ?" Şöyle düşünelim, size birileri tanrı kavramı ile ilgili birşey öğretmeseydi, ya da mesela Çin de bir budist olarak doğsaydınız, aynı tanrı imgesi olacakmıydı kafanız da ? Alchemy'nin kafasında standartları olan bir tanrı yaratttığını düşünmüyorum(bildiğim kadarıyla deist değil, agnostik) ama siz kafanızda ki tanrı kavramının birileri tarafından yaratılmadığına eminmisiniz ?Eminim diyorsanız nasıl emin olabiliyorsunuz ? Şu anda burada ateist, deist ve agnostik olarak yazan herkes büyük olasılıkla bir zamanlar sizin kafanızda ki tanrı kavramına yakın bir inanca sahiptiler, ne oldu da fikirleri bu kadar değişebildi ? Ne oldu da cehennem korkusunu, cennet beklentisini bir kenara bırakabildiler ? Diğerleri isterlerse açıklarlar ama ben kendi değişimim hakkında konuşmak isterim şimdilik ...Çıkış noktam kul kavramıydı ... Neden tanrı(!) bizlerin kul olmasını istemişti ? Bizim kulluğumuza ihtiyacımı vardı ya da kendine tapılmasından haz mı duyuyordu ? Bunun kibir, hatta ruhsal bozukluk olduğu öğretilmişti oysa bize, tanrının böyle bir zaafı olamazdı ... Neden kul olmamız istenmişti peki ? Kul olarak bütün emirlere kayıtsız şartsız riayet etmek zorundaydık, sorgulamamız bile yasaklanmıştı ... Tanrı niçin sorgulamamızı yasaklasın ki, nasılsa yaratan ve herşeye muktedir olan değilmi? Bütün sorgulamalar onun varlığına, birliğine, muktedirliğine çıkmayacakmı ? Yoksa kul olarak örtülü bir hiyerarşinin en altında ki yerimiz mi belirleniyordu ? Boyun eğme, koşulsuz inanma alışkanlığımı kazandırılıyordu zavallı ruhumuza ? Tanrı böyle bir şeye gerek duymayacağına göre kimdi bizden boyun eğmemizi isteyen ? Bu soru beni din ve tanrı kavramlarını insanlara öğretmeyi meslek edinmiş profesyonellere götürdü ... Onlar tanrının dünyada ki tercümanı gibiydiler, onlar ne derse oydu tanrı ...Ve dikkat edince tanrının hep onların çıkarları için konuştuğunu gördüm, en alttaki camii hocasından, en üstte ki peygambere kadar ... Erki tanrı kavramıyla elinde tutan koskoca bir sektör vardı insan denen tüketicinin karşısında ...Ve bu sektör de tek sermaye tanrıydı ... Kitaplar varı bir de tabii ... Hani şu yaşam sigortası sözleşmesi gibi okumadan her şartını kabullendiğimiz ... Ne zaman ki sektör yöneticilerinin beğenmediği bir düşünce veya davranışımız olsa, önümüze bir maddesi çıkarılıyor ve ağır müeyyidelerle tehdit ediliyorduk ... Nasıl bir sözleşmeydi ki bu yaptırımlar hep bize yönelik oluyordu ... Bir tek cennet denen emeklilik vaadi ile avunuyor, şartlara uymazsakta cehennem denen ceza ile tehdit ediliyorduk ... Üstelik ana firmayı göremiyor ve hep yüklenici firmalarla muhatap oluyorduk ... Bir zaman sonra ben bu tamamen ticari ve siyasi oyunun içinde olamktan sıkıldım açıkçası ...Ve sözleşmemi yırtıp attım ... Baktım ne gelen var ne giden, süreç aynı şekilde devam ediyor, sektöre müşterimi yok ... Bir gün herkes olaya dışardan bakıp, sözleşmelerini şöyle bir dikkatle inceleyinceye kadar da devam edecek bu sömürü düzeni ... O yüzden kimse çıkıp bizim tanrımız filan demesin bana, sizin tanrınız filan değil o ... Gözünüzü açtığınız andan itibaren size pazarlanan, sizin bile varlığından şüphe duyduğunuz(her ateistin içinde tanrı korkusu vardır derler ama her teistin içinde de "ya yoksa" düşüncesi mutlaka vardır) bir pazarlama harikası o sadece ... Olmayan bir şey için hayatınızı ödüyorsunuz ...