|
Kendine bir bak; her insan gibi iki gözün, iki kulağın, iki kolun, iki bacağın var. Her insan gibi nefes alıyor, yiyip içip sıçıyorsun. Karşı olduğunu iddia ettiğin sistemlerin nimetlerini sonuna dek kullanarak onlara prim vermektesin. İnterneti kullanmanı vesaireyi geçiyorum da nefes alman bile yetiyor düzenleri desteklemen için. Zaten kendin başlı başına bir sistem, organizmasın. Ve bu denli düzen düşmanı olduğunu iddia ederken onu yok etmek için ne yaptın? Hani eylemin? Var mı onu beslemekten başka bir edimin? Hani eylem de eylem diye tutturunca görmek istiyor insan. Yani bu kadar sistematik bir yapıda olup da sistemlere karşı olduğunu iddia etmenin tezatlığı seni rahatsız etmiyor mu?
Sorunun basit; dildeki kullanımı ile yasa, düzen, sistem kelimeleri, sistemlerin ya da düzenlerin varlığı paranoyakça bir hal almanı sağlamış.
Nedir sistem? Yasa ve düzen?
Fiziksel dünya ile toplumsal dünyadaki olguların zorunlu bağlantısı ve ardıllığı içerisinde baş gösteren doğa yasalarının kaçınılmaz gücü değil mi?
Boşuna kıvranma, bu yasalara karşı çıkamazsın. Sen varlığınla onların eserisin. Ölmekle bile cesedin besleyecek o düzeni, organizmaları, sistemi, yasaları. Gerçek şu ki, bu yasaların kölesiyiz. Ancak bu kölelikte küçük düşürülme söz konusu değil. Ve kafanda kurguladığın kuramın gerçekte karşı olduğu düzen ya da sistem bunun benzerleri değil. Görmüyor musun, yazdığın her iletinin beraberinde ismin çıkıyor. Ve bu lanet alanlara yazarak bile besliyorsun düşmanım dediğini.
Sanatın oluşumunda temel nedenlerden bahsetmişsin, nedir onlar?
Yer, gök, dağ, bayır mı?
Bunlar olmasa sanat olmayacak mı sanıyorsun?
O halde yer, gök, dağ, bayırla sınırlı insan beyni neden her eserde farklılık gösteriyor?
Neden hep aynı melodi çıkmıyor?
Bir sanat eserinde belirleyici olan esas, sanatçının zekası, hayal gücüdür.
İmgelem sınırsızdır.
Birey, sanatsal olarak nitelendirilebilecek bir çalışmada, toprak, güneş, su imgeleri kullanmakla onlara sahip olmaz. Ancak bunların kendisine kattıklarını aktarabilir.
Kavramlarla beynini sulandırmışsın; filmin kurgusu yönetmene değil, senariste aittir. Tanrıdırlar ama yönetmen kadar tanınmazlar.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|