Yerelden Evrensele Topluluk Yaşantısı Üstüne..
Kadın, erkek ilişkileri,
Absürt Bireysel Tavırlar,
Velhasıl yaptığımız, yapmamamız gereken, yapsak ne olur dediğimiz her türlü toplumsal yaşantı ayrıntılarını bu başlıkta analiz etmek istiyorum...
İlk olarak, yerel ilgi odağımız olan bir meseleden başlayalım ki konunun çekiciliği artsın; ne de olsa yapılan her eylem bir reklam değil midir...
Yaşadığımız sınırlar içerisinde kadın erkek ilişkileri her genç için sokakta başlar – dünyada böyle değil midir? Buna sonra değinelim – Kendimize, tam da bizce olan bu gelenek gördüğümüz her karşı cinsi şöyle baştan aşağı süzmekle ilgili: Bunu her iki cins de yapar, yalnız dişiler daha bir incedir bu konuda ki buda tam anlamıyla sahip oldukları 'zeka'nın getirisi olan bir yeti olarak süzdüklerini göstermezler...
İyi bir gözlemci değilseniz farketmeniz oldukça zordur bu eylemi gerçekleştirdiklerinde...
Ama konumuz dişiler değil, en azından ben, burada ağırlıklı olarak erkeklerin bu konuya yaklaşımını, kendimi de dahil ederek çözümlemek istiyorum...
Evet, biz erkeklerin bu mevzuda ihtisasları sevgili Gombrich'in Sanat ihtisası kadar profesyoneldir...
Güzel ladymizin önce cemaline şöyle hızlıca bir bakar hemen akabinde giydiği ayakkabıdan en tepedeki saç telide kadar o görüntüyü işleriz veri tabanımıza – bazısı bununla da yetinmez ve eğer lady hareket halinde ise yanından geçip gittiğinde bir de 'yamaç ve sırt' vesikasını da alır...
Bu gözlem modelini eylemle temellendirmek isteyen kimi türdeşlerimiz bir de sözcüklerin sihrini kullanırlar...
Bu eyleme güzel ladylerimizin düne kadar verdikleri karşılık "Allah belanı versin", "ırz düşmanı"ndan ibaretti... Soğolsun Amerikan, Avrupa film ve dizileri sayesinde bu litaratür ağır da olsa moderniteye ayak uydurma yolunda ilerliyor...
Burada değindiğimiz için biraz ara verip evrensele uzanalım: İstanbul'da bir Tarihi Yarımada Düşkünü olarak yabancı gezginlerle aynı ortak alanı paylaşıyoruz; bu sayyede de onları yakından gözlemleme şansına sahibim, örneğin, kısa bir süre önce ziyaret ettiğim halıcı arkadaşımız ile kelimeleri aheng içerisinde dans ettirir iken hemen önümüzden oldukça zevkli bir giyime sahip narin varoluşta bir dişi geçiverdi..
Tabi ki geçer iken halıcı dostumuz fırsatı kaçırmayıp ladymize pazarlama yeteneğini gösterecek diye düşünürken o da benim gibi bu narinlikten etkilenmiş olmalı ki
"Merhaba lady(Burada lady yi çevirmememin nedeni türkçemizde dişiyi tam anlamıyla ifade edebilecek bir tabir görmeyişimdendir; zira kadın, hanım, bayan tanımlamaları benim için oldukça kaba ifadeler, genelde 'dişi' ibaresini kullansam da bu da dişilerin pek hoşuna gitmemekte... Dolayısıyla bir orta yol bulabilmiş olmadığım için ingilizce devam edeceğiz yola..)im afedersiniz ama bunu söylemek zorundayım, gerçekten çok hoşsunuz" dedi...
Buna karşılık ladymiz sade bir "teşekkür ederim" le yetinip halıcımızın hemen ticari kaygıyla dönüş yaptığı pazarlama mevzusuna dönüverdiler: dolayısıyla diyoloğun geri kalan kısmı bizim ilgi alanımız dışında...
Şimdi bu örnekteki davranış modellerinde ne eylemde bulunan ne de eyleme maruz kalan herhangi bir ezici sorun yaratmıyorlar, oysa bunu yerel örneğe uygulasak alacağımız yanıt zarif bir "thank you" olur muydu? Zira yapılan eylem bir iltifat; belki de burada sorun 'taciz' nerede başlar nerede biter'i incelemekle ortaya çıkar ama buna gerek duymuyorum...
Ona inanıyorum ki söylemler da nezaket içerikli olursa, dişilerimiz de hep bizlere ithaf ettikleri yabanıllığı üstlerinden bir atabilirlerse bu kullanmak istemediğim, kaba "laf atma" vs durumları yaşadığımız sınırlar içerisinde kaybolup yerini son derece latif insani iltifatlara bırakacaktır... böylelikle bir yerel, toplumsal sorun daha çözülmüş
olacaktır...
Bu bir başlangıç olsun, devamında başlıkta belirtildiği gibi konunun her alanında at koşturmak iyi olacaktır tahminimce...
Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
|