|
Hayır, elbette ki beynin kontrolü (sıradan insanlar olarak) şu haldeki bilgimizle bizim elimizde değildir. Sadece korteksin kontrolü bizim elimizdedir. Korteks beynin gri zarıdır. IQ denen şey buranın performansı ile ölçülür. Beyin ise çok daha fazla birşeydir. Bilinçaltı katmanı ve bir de tüm bunların "değili" olan geri kalan kısım (altbeyin yani beyaz hücreli kısım) vardır. Nevrozlar ve psikozlar korteks tarafından kontrol edilebilseydi ilaca, ya da hipnoza lüzum kalmazdı, birkaç terapi seansıyla işler çözülür giderdi. Nevrozlarda özellikle, kişi rahatsızlığını bilebilir, neden kaynaklandığını ve (yanlış olan) düşünce akışını da tespit edebilir ama nevrozu iyileştiremeyebilir. Psikoz ise hepten daha da dallı budaklıdır.
O nedenle, bilmediğimiz şeyleri bu şekilde Tanrı'ya bağlamadan evvel biraz daha bilgi edinmekte fayda vardır. Beyin ve düşünce/davranış kontrolü psikolojinin ve nörolojinin (aslında psikiyatri demeli) işi. Ancak her zaman söylediğim gibi, bu sayın meslek erbapları ekmek kapıları ellerinden gitmesin diye bildiklerini tam anlamıyla paylaşmaz ve sunturlu bir küfür hakederler (tıpkı avukatlar kadar vardırlar).
Bilinçaltı ve altbeynin kontrolü mümkün, ancak bunun için önce oralara ulaşabilmek gerekli. Yalnız işin ironik kısmı, korteks ne kadar katı ve kalınsa, bu ulaşım da o derece imkansızlaşır (kısaca bu kesinlikle daha fazla felsefe ya da fizik-matematik okumakla olmuyor). O nedenle mutsuz, huysuz ve agresif kişilerin, takıntılı, nevrotik ve/veya depresif kişilerin, korteksleri hakkında bir daha düşünüp, eğer yapıyorlarsa, bilgiye tapma işinden vazgeçmeleri gerekmektedir. Ancak bu da tek başına yetmez. Bilinçaltı ve altbeyin korteks dilinde deşifre edilmesi gereken yerlerdir. Bu da rüya terapileri ve hipnoz ile yapılabilmektedir. Onun dışında yapılan tüm psikoanalizler kortekste cereyan eder ve bu katmanlara pek inemez. Ve çoğunlukla (özellikle klasik psikanalizden sonra) "hiç bir işime yaramadı" diyen yüzlerce kişiye rastlanır.

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|