Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı
i_ramx,
Saçma sapan şeyler yazıp açtığın konuyu meşgul etme.. Açtığın konuda ki tüm iddialarının cevaplarını yazdım.. Susup oturacağına hala laf kalabalığı yapıyosun.. Şimdilik yazdığın hiçbir konuya girmiyorum.. Sen iddialarına verdiğim cevapları bir değerlendir önce.. Zaten yazdığın yazıların tümü saçmalıklarla dolu ve konudan konuya atlıyosun.. Önce iddialarına karşın, bilim adamlarının yazılarını oku ve cevabını yaz, ondan sonra istediğin konuya atlayabilirsin.. Eğer bir cevabın yoksa, kapa çeneni ve evrim teorisi hakkında bilgi edinmeye başla.
|
"hakikaten çok yorgunum ve zmnım yok işlerim çok yoğun ve ancak bu kdr yazabildim kusuruma bakılmasın diğer ark. inş. geniş bir zmnda cvp vereceğim mazur görün lütfen..." msjımı dikkatlice okuduysanız sizin msjınıza niçin cvp yazmadığımı anlamış olmanız gerekirdir mazur görün demişim incelikle üstelik "iddialarına verdiğim cvp" "iddialarına cvpları yazdım" gibi sanki kendisi yazmış gibi ukalaca bir tavırla ne diyelim ilginç...

(hepsi alıntı... bu arada şunu belirteyim altına alıntı yazmış olman kopyala yapıştır yapman "cvplarını ver yazmışım" vs gibi cümleleri komik duruma düşürüyor haberin olsun...

yanlış anlaşılmasın ben diğer ark. gibi artık hangi zihniyetle! çalmışsın sahtekarlık ve daha bir çok hakaretleri bana yapmış olsada her ne kdr msjımda Harun Yahyadan faydalandığımı belirtmeme rağmen hala bunu algılamakta zorluk çekselerde kesinlikle böyle birşey demiyorum bn farklı kaynaklar belirtmen çok gzl sadece kurduğun cümlelere brz daha dikkat et...
neyse konumuza dönelim;
Yanıt1; E cvp bakın öncelikle bi konuda anlaşalım bahsettiğiniz kavramı(kambriyen)açıklarken bile farkında olmadan çelişkiye düşüyorsunuz şöyle kambriyen “PATLAMASI” o dönemde bir anda birsürü canlı örneği olduğu için (araştırmalar sonucu) bu döneme böyle bir isim verilmiş bahsettiğiniz kavram bile olayı açıklarken…sz niye anlamakta bu kdr zorluk çekiyorsunuz???ilginç!.. diğer bir husus şuana kdr yani ortalama 150 yıllık yapılan araştırmalar arkeologlar pale.lar tarafından kambriyen döneminde birçok fosil kayıdı olduğunu filumlarım tamamının bu dönemde bulunduğunun kanıtıdır kambriyen dönemine ait kayalıklarda 550milyon yıl öncesindeki kayalıklarda …Arthropodlar yumuşakçalar ve birsürü fosil…bulundu
tabi darwinistler dramatik bir duruma düştüler prekambriyen dönemine umut bağladılar ama ne yazıkkı o dönemle ilgili yapılan araştırmalrda kompleks canlıların ilkel yapıdaki atalarına dair hiçbir fosil örn. göstermedi…
Yanıt2 Bu konuda şu verdiğiniz sözde ara geçiş formlarına örnek olan kısımdan bahsediyorum ki hepsi bir zmn bulunan ve daha snra soyu tükenen canlılar… bunlara çok gzl bir şekilde cvp veren bir kaynaktan alıntı yapıyorum ARCHÆOPTERYX YANILGISI
"Dinozorlarla kuşlar arasında geçiş formu" olduğu öne sürülen Archæopteryx, bundan yaklaşık 150 milyon yıl önce yaşamıştır. Teoriye göre küçük yapılı dinozorların bir kısmı, evrim geçirerek kanatlanmış ve uçmaya başlamışlardır. Archæopteryx, sözde dinozor atalarından ayrılan ve yeni yeni uçmaya başlayan ilk türdür.
Oysa Archæopteryx'in fosilleri üzerinde yapılan son incelemeler bu anlatımın bilimsel bir temeli olmadığını göstermektedir. Bu canlı bir ara geçiş formu değil, sadece günümüz kuşlarından biraz daha farklı özelliklere sahip, soyu tükenmiş bir kuş türüdür.
Archæopteryx'in iyi uçamayan bir "yarı-kuş" olduğu tezi yakın zamana kadar evrimci kaynaklarda sıklıkla dile getirilmekteydi. Bu canlının "sternum"unun, yani göğüs kemiğinin olmaması canlının uçamayacağının en önemli kanıtı olarak gösterilmekteydi. (Göğüs kemiği, uçmak için gerekli olan kasların tutunduğu göğüs kafesinin altında bulunan bir kemiktir. Günümüzde uçabilen veya uçamayan tüm kuşlarda, hatta kuşlardan çok ayrı bir familyaya ait olan uçabilen memeli yarasalarda bile bu göğüs kemiği vardır.)
Ancak 1992 yılında bulunan yedinci Archæopteryx fosili bu iddianın yanlış olduğunu gösterdi. Zira bu son bulunan Archæopteryx fosilinde evrimcilerin çok uzun zamandır yok saydıkları göğüs kemiği vardı. Nature dergisinde bu yeni bulunan fosil şöyle anlatılıyordu:
Son bulunan yedinci Archæopteryx fosili, uzun zamandır varlığından şüphe edilen, ama hiçbir zaman ispatlanamayan bir dikdörtgensel göğüs kemiğinin varlığına işaret ediyor. Bu canlının uzun mesafelerde uçuş yeteneği hala spekülasyona dayalı, ama göğüs kemiğinin varlığı güçlü uçuş kaslarının olduğunu gösteriyor.26
Bu bulgu, Archæopteryx'in tam uçamayan bir yarı-kuş olduğu yönündeki iddiaların en temel dayanağını geçersiz kıldı.
Öte yandan, Archæopteryx'in gerçek anlamda uçabilen bir kuş olduğunun en önemli kanıtlarından bir tanesi de hayvanın tüylerinin yapısı oldu. Archæopteryx'in günümüz kuşlarınınkinden farksız olan asimetrik tüy yapısı, canlının mükemmel olarak uçabildiğini gösteriyordu. Ünlü paleontolog Carl O. Dunbar'ın belirttiği gibi, "Tüylerinden dolayı bu yaratık tam bir kuş özelliği gösteriyordu".27
Archæopteryx'in tüylerinin ortaya çıkarmış olduğu bir başka gerçek, bu canlının sıcakkanlı oluşuydu. Bilindiği gibi sürüngenler ve dinozorlar soğukkanlı, yani vücut ısılarını kendileri üretmeyen, çevrenin vücut ısılarını etkilediği canlılardır. Kuşlarda bulunan tüylerin en önemli fonksiyonlarından bir tanesi ise, vücut ısısını korumalarıdır. Archæopteryx'in tüylü olması, dinozorların aksine sıcakkanlı bir canlı olduğunu, yani vücut ısısını korumaya ihtiyacı olan gerçek bir kuş olduğunu gösteriyordu.
ARCHÆOPTERYX'İN ANATOMİSİ VE EVRİMCİLERİN HATASI
Evrimci biyologların, Archæopteryx'i ara geçiş formu olarak gösterirken dayandıkları en önemli iki nokta ise, bu hayvanın kanatlarının üzerindeki pençeleri ve ağzındaki dişleridir.
Archæopteryx'in kanatlarında pençeleri ve ağzında dişleri olduğu doğrudur, ancak bu özellikleri canlının sürüngenlerle herhangi bir şekilde bir ilgisi olduğunu göstermez. Zira günümüzde yaşayan iki tür kuşta, Touraco corythaix ve Opisthocomus hoatzin'de de dallara tutunmaya yarayan pençeler bulunmaktadır. Ve bu canlılar, hiçbir sürüngen özelliği taşımayan, tam birer kuştur. Dolayısıyla Archæopteryx'in kanatlarında pençeleri olduğu ve bu sebeple de bir ara form olduğu yolundaki iddia geçersizdir.
Archæopteryx'in ağzındaki dişler de yine bu canlıyı bir ara form kılmaz. Evrimciler bu dişlerin bir sürüngen özelliği olduğunu öne sürerek insanları yanıltmaktadırlar. Çünkü dişler sürüngenlerin tipik bir özelliği değildir. Günümüzde bazı sürüngenlerin dişleri varken bazılarının yoktur. Daha da önemli olan nokta, dişli kuşların Archæopteryx'le sınırlı olmamasıdır. Günümüzde dişli kuşların artık yaşamadıkları bir gerçektir, ancak fosil kayıtlarına baktığımız zaman gerek Archæopteryx ile aynı dönemde gerekse daha sonra, hatta günümüze oldukça yakın tarihlere kadar "dişli kuşlar" olarak isimlendirilebilecek ayrı bir kuş grubunun yaşamını sürdürdüğünü görürüz.
İşin en önemli yanı ise, Archæopteryx'in ve diğer dişli kuşların diş yapılarının, bu kuşların sözde evrimsel ataları olan dinozorların diş yapılarından çok farklı olmasıdır. Martin, Stewart ve Whetstone gibi ünlükuşbilimcilerin yaptıkları ölçümlere göre,Archæopteryx'in ve diğer dişli kuşların dişlerinin üstü düzdür ve geniş kökleri vardır. Oysa bu kuşların atası olduğu iddia edilen Theropod dinozorlarının dişlerinin üstü testere gibi çıkıntılıdır ve kökleri de dardır.28 Aynı araştırmacılar, aynı zamanda Archæopteryx ile onun sözde ataları olan Theropod dinozorların bilek kemiklerini karşılaştırmışlar ve arada hiçbir benzerlik olmadığını ortaya koymuşlardır.29
Archæopteryx'in dinozorlardan evrimleştiğini iddia eden ve bu konudaki önde gelen otoritelerden John Ostrom'un, bu canlı ile dinozorlar arasında var olduğunu öne sürdüğü bazı "benzerlik"lerin ise gerçekte birer yanlış yorum olduğu Tarsitano, Hecht ve A. D. Walker gibi anatomistlerin çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır.30
Tüm bunlar, Archæopteryx'in bir ara geçiş formu olmadığını; sadece "dişli kuşlar" olarak isimlendirilebilecek ayrı bir sınıflandırmaya ait olduğunu gösterir. Bu canlıyı Theropod dinozorlarla ilişkilendirmek ise son derece tutarsızdır. Amerikalı biyolog, Richard L. Deem Demise of the 'Birds are Dinosaurs' Theory ("Kuşlar Dinozordur" Teorisinin Sonu) başlıklı makalesinde, kuş-dinozor evrimi iddiası ve Archæopteryx hakkında şunları yazmaktadır:
Son çalışmaların sonuçları göstermektedir ki, Theropod dinozorların elleri (önkol kemiklerindeki) birinci, ikinci ve üçüncü hanelerden türemiştir. Ama kuşların kanatları, ikinci, üçüncü ve dördüncü hanelerden türer... ' Kuşlar dinozordur' teorisiyle ilgili başka problemler de vardır. Theropodların ön ayakları Archæopteryx'e kıyasla, vücutlarına göre çok küçüktür. Bu canlıların ağır vücutları da düşünüldüğünde, bir tür "ön-kanat" (proto-wing) geliştirmeleri olası gözükmemektedir. Theropod dinozorların çok büyük bölümü (kuşlarda bulunan) semilunatik bilek kemiğinden yoksundur ve Archæopteryx'te hiçbir benzeri bulunmayan bazı bilek parçalarına sahiptir. Bütün Theropodlarda V1 sinirleri diğer bazı sinirlerle birlikte kafatasını yandan terk eder, kuşlarda ise aynı sinirler kafatasını ön taraftan kendilerine ait bir delikten geçerek terk eder. Bir başka sorun ise, Theropodların çok büyük kısmının Archæopteryx'ten daha sonra ortaya çıkmış olmalarıdır."31
Kısacası Archæopteryx'in birtakım özgün özellikleri, bu canlının bir "ara form" olduğunu göstermemektedir. Nitekim bugün evrim teorisinin ünlü savunucularından Harvard Üniversitesi paleontologları Stephen Jay Gould ve Niles Eldredge de, Archæopteryx'in farklı özellikleri bünyesinde barındıran bir "mozaik" canlı olduğunu, ama bir ara form sayılamayacağını kabul etmektedirler.32
ARCHÆOPTERYX EFSANEİNİN SONU: LONQISQUAMA
Evrimcilerin Archaeopteryx hakkındaki iddialarını çürüten en somut kanıt ise, 2000 yılında bilim dünyasının gündemine gelen Longisquama insignis adlı bir başka fosil kuş oldu. Bu fosil 1970'lerde Kırgızistan'da bir böcek bilimci tarafından bulunmuş, fakat uzun yıllar bir müze köşesinde dikkat çekmeden kalmıştı. 2000 yılında ise fosili inceleyen Batılı uzmanlar bunun bilinen en eski kuş olduğunu fark ederek bu önemli bulguyu dünyaya duyurdular
Longisquama'nın anatomik özellikleri, modern (günümüzdeki) kuşlardan farksızdır. Tüyleri, içi boş kemikleri ve lades kemiği vardır. Oregon State University paleontoloğu Terry Jones, "İskelet (yaşayan) kuşlara çok benziyor... Bir kuş kafasına, omuzlarına ve lades kemiğine sahip. Lades kemiğini Archaeopteryx'inkinden ayırmak mümkün değil" diye yazmaktadır.33
Konunun en önemli yönü, Longisquama'nın 220 milyon yıl yaşında olmasıdır. Bu, Longisquama'nın Archaeopteryx'ten yaklaşık 70 milyon yıl daha eski olduğunu göstermektedir. Elbette ki bu durum, Archaeopteryx'in "tüm kuşların ilkel atası" ve "sürüngenler ile kuşlar arasındaki kayıp ara form" olduğu yönündeki evrimci iddiaları çürütmektedir.
Science ve Nature isimli ünlü bilim dergileri ve dünyaca tanınmış BBC televizyonu tarafından kabul edilen bu gelişme evrim teorisi lehindeki yaklaşımıyla tanınan Milliyet gazetesinde ise şöyle ifade edilmiştir:
"Orta Asya'da bulunan ve günümüzden 220 milyon yıl önce yaşadığı anlaşılan söz konusu fosilin tüm vücudunun tüylerle kaplı olduğu, kuşların atası olduğu iddia edilen Archaeptoryx'de ve günümüz kuşlarında olduğu gibi bir lades kemiğine sahip olduğu ve tüylerinde ise içi boş sapların bulunduğu tespit edildi. Bu ise, ARCHÆOPTERYX'İN KUŞLARIN ATASI OLDUĞU İDDİALARINI GEÇERSİZLEŞTİRİYOR... Çünkü bulunan fosil Archaeopteryx'ten 75 milyon yıl daha yaşlı; yani kuşların atası olduğu iddia edilen canlıdan 75 milyon yıl önce de tüm özellikleriyle tam bir kuş yaşıyordu."34
Longisquama'nın bulunmasıyla birlikte, sadece Archaeopteryx efsanesi değil, aynı zamanda "kuşların evrimi" hakkındaki tüm evrimci varsayımlar da sarsılmış durumdadır. Fosili inceleyen paleontologlardan biri olan Jones, "Bu fosil, insanların kuşların dinozorlardan evrimleştiği fikrini sorgulaması için son derece yeterlidir" demektedir
alıntı:ARCHÆOPTERYX'İN ANATOMİSİ H.Y.
Yanıt 3e cvp bakın yazdıklarınızın hepsi varsayımlardan ibaret şu 1 2.. diye numaralandırdığınız ama hiçbir zmn kesin bir yargıyı ifade etmeyen şeyler… bnm size bahsettiklerim ise tahminlere dayalı değil kesin… sadece daha önce verdiğim örnek değil daha snradan tekrar insan iskeleti bulunmuştur hatta discover dergisinde iskeletin kafatası kapak olarak verilmiş ve o döneme ait bir iskeletle bu dönemdeki insan iskeletindeki kafatasının nsl bire bir benzediği evrimci bir dergiye kapak malzemesi olmuştur 800 bin yıllık insan iskeletinden bahsediyorum bu bile evrimi tek başına çökertmeye yeterlidir bu arada bahsettiğim iskelet “1995 yılında İspanya'da bulunan bir fosil. İspanya'nın Atapuerca bölgesindeki Gran Dolina mağarasında yapılan araştırmalarda ortaya çıkarılan 800 bin yıllık fosil 11 yaşında bir insana ait” ve de ne ilginçtirki çok modern bir yüz sizcede bir gariplik yok mu?
Yanıt 4 e cvp gene tahminler gene tahminler… yazımdan alıntı yaptığınız yeri aynen tekrarlıyorum “İnsanla şempanzenin genetik yapılarının birbirine % 99 benzer olduğunu iddia etmek için şu anda insanınkinin olduğu gibi şempanzenin de genetik yapısının çözülmesi, ikisinin karşılaştırılması ve bu karşılaştırma sonucunun elde edilmiş olması gerekir. Oysa elde böyle bir sonuç yoktur. Çünkü, şu ana kadar yalnızca insanın genetik haritası çıkartılmıştır. Şempanze içinse henüz böyle bir çalışma yapılmamıştır.” Şu ana kdr böyle bir araştırma yapıldı mı yani şempazenin gen yapısına ait hyr peki bnm bunu yazmamdan snra ŞEMPAZELERİN GENETİK YAPISI ÇÖZÜLDÜ diye bir haber oldumu böyle bir şey açıklandımı hyr o zmn bnm daha önce yazdıklarım hala geçerliliğini koruyor ne zmnki gerekli araştırmalar yaplırda benzerlikler bulunur o zmn yazım geçerliliğini yitirir...Bakın yine çok büyük bir yanılgı haksızda sayılmazsınız şu Darwinin soy ağacına bakıldığında aaa hakikaten şunun atası bu deniliyor “insanın atası şempaze” gibi mesela buna yapısal benzerliklerde eklenince…kesin deniliyor çk değerli üstadımın konuyla ilgili verdiği örneği yazayım “Bnce bu, ortalığa dağılmış, büyüklü küçüklü, farklı renklerdeki oyuncakların önce renklerine göre, daha sonra da küçükten büyüğe sıralanmasına benziyor.” Aynn de öyle saçma çocukça bir yanılgı varsayımlara tahminlere dayalı...
herkese iyi akşamlar...