Tekil Mesaj gösterimi
  #12 (permalink)  
Alt 10-10-2008, 01:57
RoNiNeX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
RoNiNeX RoNiNeX isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Ebedî Arıza...
 
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
Blog Başlıkları: 17
Standart GÜNEŞİN GÖZYAŞLARI...

Güney Amerika yerlilerinin altın için kullandıkları tanım bu; dilimize çevrildiğinde aldığı anlam en azından...
[Ve benim inanılmaz hoşuma gider: Güneşin Gözyaşları...]
Nitekim bu çeviriyi desteklercesine yerli kabile -özellikle Amazon çevresindeki yerleşimlerde- erkeklerinin altın tozlarını vucutlarının çeşitli yerlerine (öncelikli olarak yüz çevresine) yapıştırmak oldukça eski bir gelenektir...
Bu, bir güç algısından öte, ismini böyle andıkları maddeyle kendilerini tanımlıyorlardı belki de...
...

Şimdi kim "erkekler ağlamaz" iddiasında bulunan?
Erkekler ağlar!!!
Ağlar da ağlamayı heba etmez...
Acıtmaz...
Hele dile, hiç düşürmez...

Hiç birlikteliklerde eşinden sonra ölüme giden erkek gördünüz mü?
Tüm dünyada böylesi bir istatiksel dağılım vardır, biliyor musunuz? Eşlerinin ardından 'ağlamayı acıtmak' yine dişilere düşer daima...
Nitekim bunun da hakkını verirler hani...
Dövünen, kendini hırpalayan, gözyaşlarını paralayan insan dişisinden daha itici ne olabilir?

Erkek ağlar! Ağlar da bunu yapmaz; bedenini -hani o her daim ucuzlukla koyuverip gitmeye hazır olduğu bedenini öyle bir eritir ki ağladığında yalnızca eriyen beden değil yaşamıdır da: Böylece gider dişinin olabildiğince kaçındığı ölüme erkenden...

Bunları mecazi bir tanımlama olarak algılamak ise budalalıktır...
Erkek ağlar!!!
Ağlar ki güneşin gözyaşlarıdır onlar!!!
Eril Güneşin!!!


Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
Alıntı ile Cevapla