Alıntı:
göte giren şemsiye´isimli arızadan alıntı
"işin eğitim yanıyla uyuyan köylüler bir uyanış içerisine girince"
|
Sen daha virgülü nasil kullanacagini bilmezsen, yazdiklarin da tam tersi bir anlama bürünür tabi. Sorun benim anlama kitligim degil olsa olsa senin anlatma kitligindan ibarettir. "Isin egitim yaniyla uyuyan köylüler bir uyanis icerisine girince" dediginde senin cevabinda belirttigin anlami icermesi icin "yaniyla"dan sonra bir virgül koyman gerektigini, koymazsan Türkce'nin azizligine ugrayacagini bu yasina kadar kimse ögretmediyse ve bu is bana düstüyse ve bunun sonucunda da böyle saga sola saldirip anlasmaz bir tavir takiniyorsan, senin icin ne yazik ki cok gec artik... Önce biraz kendi özelestirini yap da sonra saldir yok kit anlayisli yok tartisma ilerledigi icin konuya da hakim degilsin tabi falan diye. Benim 24 saatimi burada gecirecek kadar, ya da senin kadar diyelim, bos vaktim yok ne yazik ki; o yüzden her dakika girip de kim ne cevap vermis diye kontrol edecek degilim. Sadece benim sorduklarima ne ilk cevabinda ne de sonrakilerde bir cevap vermemissin ve sadece kafandaki kalip cümlelerle cevap vermissin, hala da isine gelen kismi alip istedigin gibi yan cizmeye devam ediyorsun.
Bu arada sen hakliymissin bir konuda, sen solculugu sirf komünizm cercevesinde ele aliyorsan ve onun disinda sol tanimayip kendin disinda düsünen herkesi ayni kefeye koyup fasist damgasi yapistiriyorsan, evet ortak pek de bir yönümüz yok tabi. Her halkin, ülkenin kendine özgü sartlari vardir ve sen tutup da özünde ateizm ve pozitif bilim yatan ve herhangi bir dogmayi kabul etmeyen bir ideolojiyi su halka uygulayamazsin, tutmaz. M.Kemal en azindan bunu görecek kadar zekiydi. Su anda M.Kemal'in milliyetciligine ihtiyac vardir, yoktur tartisilir ama o günün sartlarinda sen bir ülkeyi, cehalet dolu ve herhangi bir sinif bilinci olmayan, fransiz devrimi'nden ve getirdigi demokrasi olgusundan bile haberdar olmayan, kendi icine kapali yasamis bir ülkeyi bir araya getirebilecek olgunun komünizm olduguna emin misin; objektif bir sekilde düsünmeye calis biraz. (Ben de agnostik ateistim bu arada, hani ordan saldirmaya kalkma bu sefer de diye söylüyorum) Zaten tek yaptiginiz baska bir yerden saldiramadiginiz icin, o günün sartlarinda konulan bir milliyetcilige takilmis gidiyorsunuz.
O zamanlarin politikasinda, savasin disinda kalma cabasi sirasindaki bazi yanlislar olmustur mutlaka ama cok güzel acikladigin o Alman fasistlerinin 1941 temmuz ve agustos aylarinda bogazlardan gectigini iddia etmen de tarihi gerceklerden ne kadar uzak kaldigini kanitliyor tekrar. Öyle olsa 10 Agustos 1941'de Ruslar ve Ingilizler Montrö'ye bagliliklarini ve Türkiye'nin bu yüzden bir saldiri altinda kalacak olursa desteklerini aciklamazlardi sanirim gecise izin vermeye baslasaydi Türkiye. Kaldi ki yine gecise izin veren bir Türkiye'ye takip eden aylarda da Sovyetler iyi niyetlerini göstermek icin cesitli adimlar atmalari beklenemezdi. Sen o kadar emin konusunca bir de Alman kaynaklarina baktim, herhangi bir gecisten bahsedilmedigini bir de "resmi tarih" disindaki Almanca kaynaklardan da gördüm. Ha bahsettigin eger Alman denizaltilarsa, onlarin Bogazlar'dan degil de Bulgaristan ve Tuna üzerinden Karadeniz'e gectigini de benden ögrenmis ol madem.
Dis politika konusunda da belli ütopyalardan cikamadigindan ve halen Alman fasizmine destek verdigimizi, hicbir zaman olmamis bir bogaz gecisinden cikariyorsan, senin o sartlar arasinda nasil bir tutum izleyecegini ve bizi savasa sokmaktan nasil kurtaracagini düsünmek bile istemiyorum. O cok övdügün Mustafa Suphi'nin o günün sartlarinda basta olsa SSCB'nin yaninda kalip, bitmis bir halki tekrar savasa sürükleyecegini anlamak da senin icin bile pek zor olmasa gerek. E bu durumda M.Suphi'ye Sovyet ajani ya da Stalin diktatörlünün sömürgesi diyene de senin mantiginla karsi cikamazsin.. Kaldi ki M.Kemal'in onca zahmete girip Trabzon'a kadar götürüp SSCB'yle iliskileri bozma pahasina orada öldürtmesi de akla pek yatkin olmasa gerek.
Ha o zamanin sartlarinda belli bir devrimi yerlestirmek icin basta dinci ve padisahlik yanlisi tayfa olmak üzere kiyimlar yapilmadi mi, tabi ki yapildi. Ama bir devrimin, böylesi köklü bir devrimin de kansiz ve herkesin rizasiyla olmasi beklenemezdi. Ayni sekilde tarihteki tüm devrimlere ac bir bak istersen. Ama tarihcilerin bile üzerinde anlasamadigi Mustafa Suphi olayini sen M.Kemal'e yüklemeyi tercih ediyorsan, bu senin bilecegin is..
Bu arada zaten M.Kemal'le ilgili en büyük sorun, bilincli bir sekilde onu putlastirip, egitimli ve bir sekilde aklini kullanabilen kisileri de ondan sogutma politikasi disinda bir sey degildir. O bahsettigin kemal'in askerleriyim de bu yanlis politikanin bir parcasi ve zaman zaman da ters sonucu sadece. Kendini benim gibi tanimlayan kimse öyle bir laf edip elestiriye kapali olmaz zaten. Ki sana ilericiligi ögütleyen ve "dogmalari sorgulamalarini" söyleyen her lafinin egitim kurumlarina yazilmasindaki sakincayi da cözebilmis degilim. Che'nin her lafi yazilsa ayni samimiyeti gösterir miydin acaba ki en azindan benim mezun oldugum lisede Atatürk'le beraber bircok filozofun ve düsünürün laflari da her yerde yaziliydi. Simdi beynime kazinan Rousseau'nun, Conficius'un ya da Voltaire'in laflarini da mi sorgulanamaz dogmalar olarak görüp kabul etmemem gerekiyor. Sen hala bu ülkede yapilan her kötülügün, her gericiligin icinde Kemalizm'i ariyorsan da amaclarina bir adim daha yaklasmislar ne yazik ki. Bir yandan devrimciligi ve reformlari savunan bir adami ve onun izinde yürüyenleri sen bütün fasizan olusumlardan sorumlu tutup solculugu kendi hegomanyana aliyorsan da bu da ayri bir komik tabi...
"ancak, önder sınıfın karakterinden dolayı, bu devrim sürekli kılınamamış, duraklamalara ve hatta geriye dönüşlere maruz kalmış, sonunda da ülke yeniden sömürgeleşme sürecine girmiştir."
Devrim oldugunu kabul etmissin ne güzel de sürekli kilinamamis olmasini ya da geriye dönüslere maruz kalip sömürgelesme sürecine girmesinde bahsettigin önder sinifin icine de bu devrimciyi aliyorsan enteresan. Ha yok M.Kemal sonrasini kastediyorsan zaten en azindan bu tespitin dogru ama sen israrla sonrasinin ismine de kafandaki kaliplardan sen kurtulamadigindan Kemalizm demeyi sürdürüyorsun...