
17-09-2008, 11:37
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-07-2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 214
|
|
Alıntı:
Enfeksiyon´isimli arızadan alıntı
Korku ve ödül mantığı ile işleyen bir ahlak anlayışı, bunları hissetmeyen her türlü ahlaki bakışı reddeder. Aksi takdirde kendisininkinin aslında ahlak olmadığını görecektir. Ahlak bir şeyi doğru olduğu için yapmaktır, korktuğu veya bir çıkar beklediği için değil. İşte dinlerin insanları ahlaksızlaştırması da bundandır. Bir de ahlakın tanımlanması sorunu var tabii...Birisine çıkıp "şu, şu, şu ahlakidir, bu, bu, bu değildir" diyorsanız, o kişisinin ahlak kapsamına sınırlamalar getiriyorsunuz demektir. Heleki bunları bir kitaba sığdıracak kadar dar kapsamlı tuttuysanız, heleki ahlakın içine, çaktırmadan ahlaksızlığı da kattıysanız, ulaşacağınız, bugünkü çakma ahlaklı inanç toplumları olacaktır. Vicdanlarını bir kurallar, yasaklar silsilesine tahvil etmiş insanların doğruluğu da inandıklarının doğruğu ile orantılıdır. Şimdi diyecekler ki sizinkinin doğruluğunu nereden biliyorsunuz? Hiç bir garatisi yok, bir tek şey dışında...Bizim ki, bizim en azından....
|
Evet sizinki sizin ama siz ötekininkine bakana kadar sizinkine baksanız tatmin olmak istediğiniz yolda daha çok ilerlersiniz çünkü ona bakarsan sizinkine göre ahlak nedir, ahlakın sınırları nedir, sınırları olurmu veya bir ahlak olgusundan bahsetmek mümkünmü? Diğerinde en azından birşeylere göre var. Ayrıca çıkar sözkonusu olunca ahlaki davranış kişinin inançlı yada inançsız oluşundan ziyade kendi vicdanına kalmışdır.
Konu LaXoRy tarafından (17-09-2008 Saat 11:41 ) değiştirilmiştir..
|