Öncelikle enternasyonal pek güzel bir marştır ve dünyada onlarca dile çevrilmiştir.
Ayrıca dünyadaki işçi örgütlerinin toplantılarına verilen addır.
Enternasyonalizmde amaç dünyadaki tüm işçilerin ulus farkı gözetmeksizin bir araya gelmesi ve ulusal çıkarlardan çok işçi çıkarlarını gözetmesidir.
Örneğin Ugandalı bir işçinin kendi ülkesinin zararına olacak olmasına rağmen, Papua Yeni Gine'deki işçiler için olumlu olacak bir yasayı desteklemesi. Evet çok desteksiz bir örnek oldu ama böyle bir şey.

Amaç ulusal çıkarları ve ulus farklılıklarını bir kenara bırakıp, "işçi" şemsiyesi altında tek bir güç olmak.
Enternasyonalizmin amacı budur, komünizmin ayak sesleridir belki de.
Küreselleşme işe büyük firmaların uzakdoğuda açtığı fabrikalardır, Kanada'da yaşayan sevgilinize webcam açabilmektir, Pakistanlı bir çocuğun yaptığı tişörtü Akmerkez'den almaktır, Amerikan marka sigara içip, Finlandiya marka telefonunuzdan mesaja bakıp, Rus vodkanızdan bir yudum alıp, televizyonda Brezilya pembe dizisi izlemektir, Senegal'deki işçi grevinin, Türk sanayicilerini etkilemesidir, Fransız sevgilinize birkaç saat uzakta olmaktır.
Küreselleşmenin, özellikle orta ve üst kesime, müthiş faydalar sağlayan; aynı zamanda dünyaya müthiş zararları olan iyisiyle kötüsüyle Prison Break'in 4. sezonunu indirdiğimiz bir kavramdır. Zenginle fakir arasındaki uçurumun açılması, küresel terör, küresel ısınma ve daha birçok sorunu beraberinde getirir ama Lost'un da 5. sezonu artık başlasa!