|
Serhat İncirli
Halkı askerliğe karşı soğutmak!!!
Türkiye'de Perihan Mağden, bu başlıktaki meseleden dolayı mahkemeye verilen son yazar sanırım.
Perihan Mağden, Türkiye'de eskiden en sık okuduğum köşe yazarıydı.
Radikal'den ayrıldı.
Ya da atıldı.
Perihan Mağden'in birçok kitabı İngilizce'ye de çevrilmiş durumda.
1960 doğumlu yazar, Boğaziçi Üniversitesi mezunu...
Bence Türkiye'deki en zeki beş insandan da biri..
Geçenlerde, Perihan Mağden hakkında, ''Basın yoluyla halkı askerlikten soğuttuğu'' gerekçesiyle iddianame hazırlandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Genelkurmay Adli Müşavirliği'nce Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne 4 Ocak 2006 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi.
İddianamede, söz konusu suç duyurusunda, haftalık olarak yayınlanan ''Yeni Aktüel'' adlı dergide Perihan Mağden tarafından yazılan ''Vicdani red bir insan hakkıdır'' başlıklı yazının, ''halkı basın yoluyla askerlik hizmetinden soğutacak'' etkinlikte yazıldığının anlatıldığı kaydedildi.
Mağden'in konuya ilişkin alınan beyanında, ''27 Aralık 2005-2 Ocak 2006 tarihleri arasında çıkan yazısında, iddia edildiği gibi halkı askerlikten soğutacak etkinlikte teşvik ve telkinde bulunduğunun ileri sürülemeyeceğini, bu yazıdan sonra AİHM'nin de yazısında ifade edildiği şekilde vicdani reddin insan hakkı olduğunu'' belirttiği bildirilen iddianamede, Mağden'in, ''Vatana hizmetin mutlaka eline silah almak olarak kabul edilmesinin yerinde olmayacağını, kreşte temizlik yaparak, hastanede ambulans kullanarak ya da yetiştirme yurdunda çocuklara İngilizce öğreterek bu hizmetin yapılabileceğini'' söylediği kaydedildi.
Perihan Mağden'in yazılı savunmasında da ''Eylemin düşünce açıklaması olduğu, eleştiri amacıyla yapıldığını, TCK'nın 301. maddesinin son fıkrası ile bu durumun sabit olduğunu'' dile getirdiği ifade edilen iddianamede, ''Yazı kapsamında, askerlik teşkilatı ile askerlik hizmetini kötüleyen, aşağılayan bir açıklama yahut değerlendirme bulunmadığı, yazıyı kaleme almadaki temel etkenin, AİHM kararları ile gündemi uzun süredir meşgul eden ve her kesimden insanın görüşlerini dile getirdiği bir konudaki fikirlerini basın özgürlüğü kapsamında paylaşma olduğunu'' savunduğu anlatıldı.
İddianame çok ilginç:
''Şüphelinin yazmış olduğu yazıya bakıldığında ve incelendiğinde görülmektedir ki, yazılan yazı ile herkesin askerlik yapmak zorunda olmadığı belirtilirken, '15 aylık askerlik süresinin uzun olduğu, ordunun bu kadar çok sayıda kişiyi askere almaya çalışmasının ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, bu denli çok para harcayabilen ve OYAK gibi bir dev yaratan ordunun özel koşullar teranesinin inandırıcı olmadığı ve fikri hür, vicdanı hür bir ülkenin çocukları isek vicdani redcilerimizin de olması, bunların makul karşılanması' gerektiği ifade edilmiştir.''
Mağden bir yazar...
Peki Perihan Mağden bir teğmen olsaydı ve “ben kendi insanıma silah çekmem, ordumuzun filan yerde yaptığı falan operasyona da katılmam” deseydi ne olurdu?
İşte size bir örnek!
Burası İngiltere!
Irak savaşının yasadışı olduğunu savunarak bu ülkeye gitmeyi reddeden İngiliz askerin davası dün başladı... Ben bu satırları yazarken, İngiliz Hava Kuvvetleri'nde (RAF) doktor olarak görev yapan Teğmen Malcolm Kendall Smith daha önce iki kez Irak'ta görev yapmış, ancak üçüncü sevkiyata katılmayı reddetmiş biri olarak mahkeme salonundaydı.
Teğmen Malcolm Kendal Smith, emre itaatsizlik gerekçesiyle 5 ayrı suçtan yargılanıyor.
Geçen yıl Irak'a gidecek birliğinde eğitim ve brifinglere katılmayı reddeden Smith, İngiltere'nin Irak savaşında yer almasının yasalara aykırı olduğunu savunuyor.
Ancak geçen ayki ön duruşmada, Smith'in bu savunması askeri mahkeme tarafından reddedilmişti.
Davaya bakan yargıç, Smith'in Irak'a gitmeyi reddettiği 2005 yılı itibarıyla hem Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin hem de Irak hükümetinin yabancı askerlerin Irak'ta görev yapmasına izin verdiğini hatırlattı.
Ancak savunma avukatları, savaş kararının alındığı tarihte böyle bir yasal dayanak bulunmadığını söylüyor.
İddia makamının bir diğer dayanak noktası ise Smith'in doktor olması nedeniyle, herhangi bir savaş suçuna iştirak etme ihtimalinin bulunmadığı tezi.
Ön duruşmada yargıç bu noktaya da parmak basmış, eğer İngiltere uluslararası hukuku çiğniyor olsa bile, bunda teğmen rütbesinde bir doktorun payı olamayacağını dile getirmişti.
Bu teğmenin İngiliz ordusunda değil de Türk Ordusu'nda varlığını tartışabilir misiniz?
Aslında gelmek istediğim iki nokta var!
Birincisi, “insan hakları” konusunda hala sınıfta kalmış beyinlere sahibiz!
Türk Ordusu, Türk yargısı, kesinlikle Avrupa ya da şöyle diyelim, çağdaş normların çok gerisindedir!
Efendim, Mağden doğru ya da yanlış mı yazdı?
O'nun kararını okuyucu verir!
Efendim halk askerlikten soğudu mu?
E, insanlar kendi kararlarını veremeyip, başkalarının yazdıklarına göre mi gelecekleriyle ilgili karar alır?
Mesela, Yaşar Büyükanıt, çocukluğunda okuduğu bir kitaba göre mi hayatını belirledi?
Yoksa bir yazarın yorumuna göre mi gidip asker oldu?
Perihan Mağden'in yargılanması, bence Türkiyeli insanları eşek yerine koymaktan başka birşey değildir!
Perihan Mağden dilediğini yazabilmelidir!
Perihan Mağden ya da bir başkası, ordunun veya devletin askeri operasyonlarını eleştirebilmelidir.
Kim doğru, ya da kim yanlışı bir yana bırakın!
Önemli olan, doğru ya da yanlış, insanların dilediklerini düşünmeleri, dilediklerini yazabilmeleridir!
Beğenen okur, alkışlar!
Beğenmeyen okumaz!
Veya onlar da okur, kızar!
Ve Şener Levent ne diyor?
“... AB tüneline girdikten sonra, kontrolü altında bulundurduğu Kuzey Kıbrıs'ta insan haklarını eskisi kadar kaba bir biçimde çiğnememeye özen gösteren Ankara, müzakereler çıkmaza girerse, şimdiki gibi “demokrat” olmayabilir...”
Bu Türkiye coğrafyası için de geçerli!
Konuşan, düşünen, düşündüğünü söyleyen bir şekilde susturulur!
Ve bunun kılıfı da hazırdır: “Halkı askerlikten soğutmak, Türklüğe hakaret etmek, bayrağa sövmek” falan ve filan!
Sonuca geliyorum….
Demek ki demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar ile hellim - ekmek - çakıstes arasında çok önemli fark vardır!
Bilmem anlatabildim mi?
Yani ya Avrupalı, ya da karanlık Türkiye!
Allah Türkiye insanını korusun!
Ama en çok da bizi be refikler!
|