1-Bilimsel veriler ışığında, bilim adamları tüm bu verileri değerlendirip bir ad koyma gereksinimi hissetmişler ve ‘yaşam savaşı’ ismini layık görmüşler.. Siz isterseniz buna ‘sevgi çemberi’ deyin, isterseniz ‘’kutsal kardeşlik’’ deyin fark yapmaz.. Sonuçta ikimizde aynı şeyden bahsediyoruz.. Ayrıca yine bilim adamları bu teorinin ismine, Evrim Teorisi demişler, siz yine isterseniz olgunlaşma veya tekamül teorisi deyin, yine fark yapmaz… Ama bazı durumlar vardır ki, bu konuya uygun olan sözcük öbeğini kullanmamız gerekir ve bu durumda onlardan biridir.. Ok, ben ‘yaşam savaşı’ diyorum, siz istediğinizi söylemekte özgürsünüz.
2-Dawkins veya diğer evrim savucularının bana haklı görünmesinin sebebi, benim onlara körü körüne olan inancım değil, onların savunduğu görüşleri okumam ve haklı bulmamdır.. Siz burjuva bilimi sözünü ağzınıza sakız yapmışsınız.. Doğru bilgiye ulaşmak için güvenilir bilgi gereklidir ve güvenilir bilgiye ulaşma yolu ise sadece bilimsel bilgidir.. Benim bir çok arkadaşım var ki, sizin de sözünü ettiğiniz burjuva bilimi, ortodoxin bilim anlayışı sözünü ağızlarından düşürmezler.. Ve bilin bakalım o arkadaşlar neye inanıyorlar?? Tevrat ve incilin şifreli olarak yazıldığına ve Nibiru isimli gezegenden eski zamanlarda bir takım ziyaretçiler geldiğine.. Bu ziyaretçilere nefilim deniliyor ve yılanımsı bir şekilleri var.. Adem ve havayı kandırıp, bilgi ağacından yemesini sağlayan yılan motifinin sadece nefilimleri betimleyen bir tasvir olduğuna inanıyorlar.. Bu nefilimler insan ırkını klonlamışlardır ve 2012 yılında geri dönmek üzere tekrar gezegenlerine geri dönmüşlerdir.. Ayrıca ilk tek tanrılı dinin kurucu olan Akhenaton (Mısır firavunu) uzaylılarla temasa geçmiştir büyük ihtimalle.. Aslında tevratta da konusu geçen ‘’Exodus’’ (Mısırdan çıkış), Akhenaton’un halkını toplayarak Mısırdan çıkışını sembolize ediyor ve aslında Akhenaton, Musa’dır.. Tüm bu saçmalıkları savunan insanlar mevcut ve onlarda aynen senin söylediğin gibi ortodoxin bilimin, tüm bu verileri sakladığını ve gün ışığına çıkarmadığını savunuyorlar.. Yani diyebiliriz ki, bilime bu kadar güvensiz olan insanlar her halükarda kendilerine yeni bir din yaratıyorlar.. Bu yüzdendir ki, bulgularla desteklenmemiş her türlü düşünce sistemi sahtekarlıktır bana göre.. Bakın ne diyorum, sahte(kar)lık.. Bilgiyi, sahtecilik yaparak kendi karlarını arttırmak için kullanmak.. Ha bilim adamları hiç mi sahtekarlık yapmazlar.. Elbette yapabilirler ama biz tüm bu inanç sistemleri içinde sadece bilimsel verilere inanmalıyız.. Çünkü güvenilir bilgiye ulaşma yolu vahiy vs değil, bulgulardır.
3-Pozitivizm günümüzde geçerliliği yitirmiştir.. Bunun sebebini ise, kuantum fiziği ve spiritüalizmi birleştiren ‘’Ne biliyoruz ki?’’ isimli belgeseli izleyerek öğrenebilirsin.. Ayrıca, hologram evren vs gibi konuları da okuyabilirsin.. Bu tür oluşumların hepsi yeni bir spiritüal akımın sonuçlarıdır .. Neyse konumuz şimdilik bu değil, bu yüzden geçelim.
4-Batıda, ana başlık altında değerlendirebileceğimiz iki tür görüş var.. Biri ‘Evrim Teorisi’ savunucuları, diğer ise ‘Akıllı Tasarım’ savunucuları.. Ve senin ısrarla adını andığın, egemen söylem görüşü ‘’Akıllı Tasarım’’ savucularıdır.. Hükümetlerin okullar kurup, dini eğitimin yanında ‘Akıllı Tasarım’ hipotezini de bilim dersinde okutması, zaten bunun en açık göstergesidir.. Sizin izini sürdüğünüz yolla teoriler çürütülmezler.. Teoriyi okursun, eğer bir tarafında yanlışlık görürsen, eksiklik görürsen tartışırsın ama bilim batıda diye, Evrim teorisi geçerliliğini yitirmez maalesef..
Bende o zaman şöyle derim, yüzyıllardır doğuda ve başka ülkelerde spiritüalizm diye bir akım vardır.. Budizm’in ilk yıllarından başlar hatta.. Ve bu ruhani akımın ana teması evrimdir.. Madde’nin değil, ruhun geçirdiği evrelerden ve ruhun son mertebede tanrı olmasından bahseder.. Günümüzde ise new age dinlerde ruhçuluk tam hız devam etmektedir.. Derim ki, tüm bu oluşum birer oyundan ibarettir… Bize sahte bir akımı, ruhçuluğu benimsetmek için, şimdi de maddenin evriminden bahsediyorlar.. Ama ruh yoktur, buna bağlı olarak ruhani evrim veya maddenin evrimi de yoktur diyebilirim.. Tabii ki tüm bu söylemlerimi hiçbir bilimsel bulguya vs temellendirmeden, sadece olabilirlik mantığına göre söylüyorum.. Tabii ki, bu da bilimsel bir eleştiri değildir.. Bu tür eleştirilerle hiçbir bilimsel teori çürütülemez.. Ben size, Sovyetler Birliğinin, masonların ana karargahının olduğu ile ilgili sürüsüne resim getirebilirim netten.. Marx, Engels, Lenin, Stalin gibi insanların aslında mason olduğu ile ilgili, hem yazılı hem de resimli, bir çok İngilizce kaynak bulabilirim size.. Ama bu tür saçmalıkların yeri bizim tartışma ortamımız değil, yeri çöplüktür.. İşte bu yüzden ben, bilimsel bilginin güvenirliliğini savunuyorum burada.. Ve hayatımın her köşesinde yaşadığım için..
Ve en son Marxist kesimin evrim teorisine olan eleştirisini sormuşsunuz.. Marxistlerin evrim teorisine eleştirisi yoktur.. Vardır ama sadece teoriyi geliştirebilirlik açısından vardır.. Evrim Teorisini, bilimsel bir gerçeklik olarak kabul ederler.. Ve tabii ki evrimin günümüzde en büyük savucusu Dawkins’e, hem ateist olmasından dolayı, hem de evrim savunucusu olmasından dolayı saygı gösterirler.
5-19. yüzyıldan günümüze 200 sene geçmiş gördüğün gibi, bilimsel veriler ve bilgimiz her an değişiyor sizin de bildiğiniz gibi.. Peki ben size bir örnek vereyim; Daha 1930lu yıllara kadar sigaranın zararlı olmadığını söylüyorlardı bilim adamaları(!) .. Ama günümüzde böyle bir durum söz konusu değildir.. Bu örnekler çoğaltılabilir tabii ki.. Eskiden bilim denilen şey tek kutupluydu.. Ve sizin de söylediğiniz gibi egemen söylemin elindeydi.. Din ile harmanlanmış bir bilim anlayışları vardı.. Ama günümüzde bu durum böyle değil, artık egemen söyleme karşı olan büyük bir bilim adamı çoğunluğu vardır.. Bu arada daha 20. Yüzyılın başlarında, dünyadaki ateist oranı %0.1 bile değilken, günümüzde (Günümüzde ki verilerde, bir öncekinden farklı olarak budizmi de sayıyorum) dünya nüfusunun yarısına denk geliyor.. Bu sayısal veriler bile durumun ciddiyetini ortaya koymaya yeter bence.
6-
7-Ben Nietsche’nin insanından bahsetmedim yalnız.. Sadece insan(!)’ı anlamak için Nietsche okumanın şart olduğundan bahsettim.. Ve yazımın sonunda bahsettiğim, karşılıklı sevgi ve paylaşım içinde olan insan, evrime uygun olan insandır.. Günümüzde hiçbir saçmalıkla kafası bulanmamış insanların (Tek bir örnek vermek gerekirse ateistlerin, örnekler farklı siyasi sistemlere göre değişiklik gösterebilir, bir diğer örnekte komünistler olabilir) sevgi, paylaşmak, üretmek vs gibi konularda daha hassas olduğu görülürken, insanın kimyasını bozan İslam gibi bir dinde, bu saydıklarımın zerresini göremezsiniz.. Günümüzde dini oluşumlar, evrimin işleyişine terstir.. Evrimsel Ahlak’ı kabul etmeyen insanlar, büyük çoğunlukta Platon gibi, metafizik değerleri kabul etmek zorundadır.. Siz de bu tür değerleri kabul ediyormusunuz merak ediyorum.. Ama şunu bilin ki, insanın tüm ahlaki değerleri, evrim teorisi ile açıklanmaktadır.. Dilerseniz, daha önce farklı bir üyenin yazısını bastığım, Ahlak Kavramına Evrimsel Yaklaşım adlı konuyu okuyabilirsiniz.. Daha sonra konu, evrim meselesinden farklı yerlere çekildiği için devamını getirmedim.. Ama dilerseniz, siz yanlış gördüğünüz yerleri yazabilirsiniz.. Aslına bakılırsa ilk bastığım iki yazıda da, benim de eleştirdiğim yerler olmasına rağmen bastım.. Eğer eleştirdiğiniz yer benzer yerler olursa fikrimi belirtebilirim.
http://www.anarsist.org/kara-delik/1...msel-yaklasim/
8-