Tekil Mesaj gösterimi
  #4 (permalink)  
Alt 30-08-2008, 04:30
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sangre sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
_b/s/en s/b/enim *
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
Alıntı:
‘’Yaşam savaşı.’’
-Bu kavram,evrensel bir gerçeklik midir?
Aslına bakarsanız, evrensel gerçeklik diye bir şey yoktur.. Ama bu kavram, -yani yaşam savaşı- bilimsel olarak doğrudur.. Bizim de güvenilir bilgiye ulaşma yolunda, sadece bilimsel yöntemlere inanmamız gerektiğinden, bir anlamda doğru kabul etmemiz gerekmektedir.. Zaten hayata, hayatın dışından baktığımız zaman, ‘’yaşam savaşı’’ kavramını görebiliriz.. Yaşamın içinden baktığımız zaman ise, iliklerimize kadar hissedebiliriz.

Alıntı:
-Russell yaşama savaş gözüyle bakıyor diye,Yaşama, yaşam savaşı demezsem ya da bir Hindu,Yaşam; paylaşmaktır derse,yaşam savaşına katılmadığımız için yürekli olmaz mıyız?
Öncelikle Russell, ‘’Yaşam savaştır’’ demiyor, bu yüzden Hindu’nun ‘’Yaşam paylaşmaktır’’ önermesi, kendi çapında doğruluk payı taşıyabilir.. ‘’Yaşam Savaşı’’ apayrı bir kavramdır ve ilk canlılıktan günümüze kadar süregelmiştir.. Yaşamın amacı (Genler için), hayatın ve türünün devamını sağlamaktır.. Evrimde doğal seleksiyon diye bir kavram vardır.. Bu kavrama göre, hayatta güçlü olan yaşam mücadelesinden başarıyla ayrılacaktır.. Zayıf olanlar ise, doğal bir elenme yöntemiyle, eleneceklerdir.. Örnekler verebilirim, ama gerek yok sanırım.. Evrim konusunda doğal seleksiyon kavramını bildiğinizi düşünüyorum.. Bu arada yaşam savaşına katılmamak diye bir şey söz konusu olamaz.. Eğer bilinç sahibi bir canlı, ben yaşam savaşına katılmayı reddediyorum derse, 3 gün sonra ölüsünü buluruz (Bilinçli diyorum çünkü bilinci olmayan bir canlının seçme gibi bir özelliği yoktur)

Alıntı:
-Bu arada yaşam niye savaş? Savaş olduğu için mi savaş,yoksa sonradan savaşı ben mi icat ettim? Tanrıyı ben icat ettiysem,yaşam savaşını da ben icat etmiş olabilir miyim? İcat ettiğim Tanrı fikri yanlışsa,yaşam savaştır fikri neden doğru? Yoksa yaşam savaştır sözü,doğaya/tabiata, düşman/alt edilmesi gereken varlık olarak bakanların doğrusu mu? Onların doğrusunu benim doğrumdan üstün kılan ne?
Yaşam savaşı fikrini biz icat etmedik .. Doğaya baktığımızda gördüğümüz şeyi adlandırdık, ve yaşam savaşı dedik.. Siz başka bir şey de diyebilirsiniz fark yapmaz.. Tanrıyı ise deney ve gözleme tabii tutamadığımızdan dolayı, tanrı var veya yok gibi iddialarda bulunmaz bilim.. Çünkü bilim deney ve gözlem ile işler.. Yaşam savaşı, doğa/tabiat ile ayrı tutulmaz.. Bizlerde doğanın birer parçalarıyız.. Ve doğanın işleyişine, yani fizik kurallarına karşı gelemeyiz.. Bu duruma karşı gelmek amacıyla olmasa da, karşı gelen felsefi ve dini akımlar mevcuttur.. ‘’Yaşam paylaşmaktır’’ diyen Hinduizm gibi.. Bu sözle değil elbette, ama nefs terbiye etme konusunda, büyük sıkıntıları vardır ve bu dini akımlarında, ne kadar başarılı olduğu tartışma konusudur(!)

Alıntı:
-Koyun yıldırımdan korkmuyor da ben neden korkuyorum? Koyun kadar yüreğim yok mu? ya da beynim? Devasa bir gürültüyle patlayan gökgürültüsü otlaklarda gezen geyik sürüsünü darmadağın ederken ,neden beni bir araya getirip Zeus’a ibadete/kurban vermeye itiyor? Hangi beyinsizlik(yoksa, fazlaca beyinlilik!) seviyem geyiğinkinden daha düşük? (İnsan buraya/dünyaya ait değildir sözüne sonuna kadar inanırım,aksi takdirde yıldırımdan korkmayan koyundan daha korkak olacağım sözü hiç mi hiç hoşuma gitmiyor)
Koyun yıldırımdan korkmuyor muymuş .. Ben arasıra köye giderim, ama yıldırımdan veya yüksek sesli bir gürültüden korkmayan bir koyun görmedim şu ana kadar.. Varsa bilelim hangi koyunmuş o.. İnsanı geyik sürülerinden ayıran ve korku durumunda ibadete yönelmesini sağlayan şey, beynidir.. Gelişmiş beynidir.. Çünkü bu gelişmiş beyin, sorunlar arasında düşünme ve çözme yeteneğine sahiptir.. Hiçbir deney ve gözlemin olmadığı zamanlarda ise, neyin düşen yıldırıma sebep olduğunu bilmek imkansıza yakındır.. Ama insanın binlerce yıldır çözmesi gereken bir sorun vardır.. Yıldırımların düşme sebebi nedir?? .. Kendinden, etrafındaki nesnelerden vs örneklemeler alarak bir sonuca varmıştır.. Aslında tanrı fikri pat diye ortaya çıkan bir şey değildir.. Düşen yıldırımlar, gökyüzünde her şeyi kontrol eden bir tanrı fikrine itmemiştir insanları.. İlk önce kendine zarar veren ve kendine yarar sağlayan güçler olarak ikiye ayırmıştır.. Ve kendine yarar sağlayan güçlere övgü dolu sözler ederken, kendine zarar verenlere ise, bir daha zarar vermemesi karşılığında sahip olduğu bazı şeyleri verme yoluna gitmiştir.. Adak vs kavramları bu şekilde ortaya çıkmış olmalı.. Şu anda bile düşününce gerçekten kendimizi o durumda görmemek için hiçbir sebep yok .. Sarhoş bir tinerci ile karşılaşmışsak, o tinercinin bizden hiçbir şey istemediği bir durum bile olsa.. Elinizde ne varsa verip kurtulmak isteriz.. Ne alırsan al ama bize zarar verme deriz.. Bu durum, ilk insanlarda ki duruma güzel bir örnek olabilir sanırım.

Alıntı:
-Russell’ın,Hristiyanlık dininden yola çıkıp daha sonra ‘’Din’’kavramının geneline eleştiri sunması ne derece bilimsel veya eleştirel?
Özelden genele eleştiri yapılabilir.. Genelden özele de yapılabilir.. Mantıklı argümanlar sunuldukça bilimsel bir eleştiri olabilir.

Alıntı:
-Russell, Aborjin inancını da irdelemiş mi?Onlardaki insanın doğa ile barışık olunmalı ilkesi,doğadan korkmaktan mı geliyor yoksa saygıdan mı?Bunu da araştırmış mı?(Sanki ben araştırdım)
Russell’ın Aborjinleri inceleyip incelemediğini bilmiyorum.. Ama ‘’insanı’’ incelediği kesin.. Yaşam savaşı kavramı doğayla barışık olmadığımızı göstermez.. Burada ki savaş kavramını elimizde sopa ve savaş olarak algılamamak gerekiyor.. Bazı canlılar hayatlarına devam eder ve türlerini devam ettirir.. Bazıları ise buna fırsat bulamaz, olarak algılamalıyız.. Başaran ve başaramayan, yenen ve yenilen iki taraf olduğu için, yaşam savaşı demişler.. Bu arada doğada saygı diye bir kavram yoktur.. Ama saygının altını bazı evrimsel kavramlarla doldurursak, anlam kazanabilir.


Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *

_gölge'li/ *

Konu sangre tarafından (30-08-2008 Saat 04:35 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla