|
Dediklerinizin hiç biri itiraz kabul edecek şeyler değil... Özellikle din ve gelenek kaynaklı ahlaki yapımız... Bu ahlaki yapının büyük bir bölümünün de erkeğin egemenliğini perçinlemek, kadını da sadece itaat eden bir zavallı haline dönüştürmek için dizayn edildiği de malûmdur. Ama mantık egemenin kendi isteğiyle haklarından feragat etmesini değil, ezilenin hakları için mücadele etmesini söylemektedir. Evet Türkiye yalnızca şehirlerden müteşekkül değildir ama şehir kadınının kabullenmecilikten sıyrılıp bir hareketi başlatması, çekeceği bütün sıkıntılara katlanarak isyanını haykırması sonunda kırsala da ulaşacaktır. Ülkenin en büyük sorunu eğitimdir,ilk önce şehirlerde yaşayan kadının kendini eğitip sonra da bunu Anadoluya yaygınlaştırmak hedef olmalıdır. Unutulmamalı ki, erkekler dahil bütün insanların ilk eğitim kaynağı anne kucağıdır.Kadınların bu dönemi heba ettiğini düşünüyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi kız- erkek ayırımcılığı çocukluktan başlıyor. Erkek doğuran annelere bakınız bir, sanki hepsi birer paşa doğurmuşlar...Kız evlatlara reva görülen muamele ise kendilerine dayatılan ezilmişlik ve kabullenmeciliği aktarmaktan başka bir şey değil... Bu yüzden ülkeme baktıkça kadınlar için üzülüyor, ve onlara isyan ediyorum. Devamlı mazeretler ardına sığınıp, mücadeleden kaçıyorlar. Din oluyor bu bazen, bazen gelenek, bazen de ben ne yapabilirim ki mazereti... Başarmaktan bahsetmiyoruz, çalışmaktan bahsediyoruz, sen elinden geleni yap ama başarama, gördüğün baskılar ve zulüm başkalarının suçu olsun...Yoksa oturduğun yerden mazlumu oynamak size sadece biraz sahte şefkatten başka bir şey sağlamaz... Kalkın ayağa ve rahatsız edin toplumu, isyan edin, ettirin... Yoksa erkek olarak biz halimizden memnunuz, siz bizi rahatsız etmedikten sonra da hiç bir şey yapmak gibi de bir niyetimiz yok...
|