Tekil Mesaj gösterimi
  #4 (permalink)  
Alt 23-08-2008, 21:49
mavisyan mavisyan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-07-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 22
Şimdi üstat.

İlk Proje doğuşunu bir düşünelim. 1. İzmir İktisat Kongresinde bu durum belirtilmiş.Buna rağmen Köylere eğitimimn getirilmesi düşüncesi 1936 'da başlıyor. O tarihte 35.000 köyde ilkokul
yok. 16 Milyon nüfusun 12 milyonu köylü. Bunlardan erkeklerin % 76.7 sı, kadınların ise % 91.8 i okur- yazar değil (DİE). İşçi sınıfı yoktu çünkü o dönem sanayi yoktu.
Peki buna rağmen Ensitiünün başardıklarına bakalım.

- Yüzyıllardır biriken feodal toplumun üretim ve yaşam biçimini ortadan kaldırmaya başlamıştır.
- Bilimsel ve felsefi anlamda laik eğitim başlamıştır.
- Feodal toprak rejiminin değişimi toprak ağalarının kendilerinin ortadan kaldırılma tehdidinin hissetmelerine neden olmuştur.
- Sanayi için eğitilmiş, nitelikli iş gücü oluşmaya başlamıştır
- Sanat, edebiyat, bilim teknoloji de olumlu beklentiler oluşmuştur.
- Atatürk’ün özlediği demokratik toplum ve kültür için kurumsal alt yapı oluşmaya başlamıştır.
- Ataerkil toplumdan çekirdek aile toplumuna dönüş belirtilerini vermeye başlamıştır.
- Ezberci değil, analitik düşünen- sorgulayan birey yetiştiren demokratik ve üretici eğitim başlamıştır. ( Bkz : Öğretmenim Hasan Ali yücel kitabı)

Öğrencilerden Bazılarının Görüşleri şunlardır.
....
Köy Enstitüsündeki eğitimim boyunca Kendimdeki değişiklikleri üç şekilde özetleyebilirim
1. Fikir, Görüş ve anlayış Kabiliyetim İnkişaf Etti.
2. Hayatı, İnsanları anlama kabiliyetim inkişaf etti.
3. İşe karşı olan duygularım, görüşlerim ve iş alanındaki gücüm inkişaf etti. (Bkz:Öğrenci Gözüyle Köy Enstitüleri)
......
Köye gidince ne yapacaksınız Sorusuna Bir öğrencinin verdiği yanıt :
Köylünün kalkınmasına engel olan menfaatkar, egoist, hilekar insanların temizlenmesi veya ıslah edilmesini sağlayacağım ( Bkz:Öğrenci Gözüyle Köy Enstitüleri Sayfa : 202)

Bu bağlamda yukarıda yer alan alıntılardan anlaşılacağı için statükoyu rahatsız etmeye
başlayacak ve etmiş olan bir nesil yetiştirildi. Enstitüden mezun olan Öğretmenler köylere gitti. Ağalarla çatıştı. Köylüyü yönlendirdi.Köylerin gelişmesini sağladı. Köy çocukları olarak girdikleri bu okulda amaca uygun olarak eğitildikten sonra geldikleri köylere donanımlı
( tarım, iş, sanat, sağlık ) öğretmen olarak gönderidiler. Köylülerin bu gibi aydınlanma sürecinden rahatsız olan toprak ağaları, Cumhuriyet karşıtları ve din istismarcılarının çıkarlarını bozdular.

Burada şunu sormak gerekiyor. O dönemin şartlarında kurulması gereken Köy Enstitüleri, Marksisizem katkı sağladı mı?. Evet Bence sağladı. Dediğinin aksine çok sayıda marksist öğrenci çıktı O okuldan. Marksist olmayanlar ise statikocu olmayan diğer akımların etkisinde olarak çıktılar. Bence bu bir noktada işçilik bilincininin de altyapısını oluşturdu.

Ayrıca Doğruluğunu bilmiyoruz. Ama Peyami Safa Köy Enstitülerindeki Marksiszm propogandasını bir makalesinde şöyle anlatmış.

"Çocuklara Nazım Hikmet’in şiirlerini ezberleten, marksizm hakkında konferanslar verdiren, dergilerinde de marksizm hakkında makaleler neşreden Köy Enstitülerinin komünist yuvaları olduğunu bilmeyen bir tek şuurlu Türk aydını yoktur… Köy Enstitüsü mezunlarından yazı hayatına girenleri Moskova Radyosu öve öve bitiremez. Daha geçen gün bir lisede Komünist propaganda yaparken yakalanıp ağır ceza mahkemesine verilen bir öğretmen de, yazıldığı gibi filoloji mezunu değil, Köy Enstitüleri yetiştirmelerindendir. Köy Enstitülerinin kapanması Kara Kuvvet’in zaferi ise, 30 Ağustos zaferine benzetilen kuruluşları Kızıl Kuvvet’in zaferi midir? Kızıl olmayan mutlaka Kara mıdır? Hür milletler camiası, kara milletler camiası mıdır?… Bu ters mantık sistemine ve Moskova iddiasına göre Köy Enstitülerinin yerini alan öğretmen okullarımız da kara öğretim okullarıdır. Çünkü bu okullarda Marx’a kasideler okunmaz, Moskof hademesi Nazım Hikmet’in plakları çalınmaz, şiirleri okutulmaz, şehirli ile aynı hak ve imkanlara sahip köylü ayrı bir sınıf sayılmaz, milli birlik parçalanmaz, sınıf kategorilere ayrılmaz"

Bir de şunu söylemeden edemeyeceğim. Köy Enstitülerinde önemli bir yeri olan İsmail Hakkı Tonguç Marksist Eğilimli biridir denir. Bir makalesinde Köy ensitülerinin felsefesini şöyle anlatmış.
“Ümid edelim ki, yarının dünyası imanını göklerden gelecek görünmez kuvvetlerle ve fizik ötesi fikirlerle beslenmesin. Eğer onun kuvvetli ve mesut bir temeli olsun istiyorsak biz insanlar yeni dünyaya şamil, ihtirassız, yalansız, insani, rasyonel ve reel taze bir din vermeliyiz. Köy Enstitüleri'nde yetiştirilen çocuklar, skolastiğe köle olmaktan kurtarılmaya çalışılmıştır.”

Sözlerimi Yine İsmail Hakkı Tonguç'un bir makalesinden alıntı yaparak bitireyim.

“... Toprakla insan, vatandaşla iş, servetle vatandaş arasındaki ilişkiler ahenkli bir şekilde kurulmayacak olursa, genel hayatın akışına yol açan bütün kanallar tıkalı kalmaya mahkumdur…verimli topraklarımızın çoğu bunları işletemeyen veya bu vasıta ile köylüleri sömürenlerin elindedir. Cumhuriyetin çözmeye zorunlu olduğu en büyük iş toprak sorunudur…suların sahipliği sorunu da tıpkı toprak işi gibi mutlaka devletin el koyarak çözmesi gereken ulusal davalarımızdandır…köylülerimizin genel hayatlarıyla birlikte ülkenin genel hayatına şekil veren bu sorunları oldukları gibi kabul ederek köylüyü sadece okutmaya kalkışmaktan ne kazanılabilir?..” Ve verilecek eğitimle “köylünün bilinçlendirilmesi“ni önerir: ”…köylü insanı öylesine canlandırmalı ve bilinçlendirmeli ki, onu hiçbir güç yalnız kendi hesabına ve insafsızca sömüremesin , köyde oturanlara köle ve uşak muamelesi yapamasın, köylüler bilinçsiz ve bedava çalışan birer iş hayvanı haline gelemesinler..Köy sorunu köyde eğitim problemleri de içinde olmak üzere bu demektir..” Peki eğitimcilere düşen görev neydi: “…Kurtuluş savaşını verenlerin hakları ödenecekti. Yeteneklilere, çalışanlara hakları verilecekti. İmparatorluk döneminde olduğu gibi ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen sınıflar bulunmayacaktı. Cumhuriyet bu demekti. Devrim en uygun koşulları bularak yeni insan tipleri yaratmak zorundaydı…”ve:”Elimde olsaydı tüm Dünya okullarına insanın insanı sömürmemesi diye bir ders koyardım…”.


DO WHAT YOU WANT, DO IT UNTIL YOU FIND
Alıntı ile Cevapla