|
GECELERiM’DEN
Celâl'e
Rüzgârın dedikleri
Bu gece gözümü yummak isterken
Boş bir rüya olan zavallı düne
İçimden ağladım bu kadar erken
Yetişen günlerin şu ölümüne...
Duymamak isteyen başım yanıyor…
Perdeyi şişirtti bir serin rüzgâr
Mumumun alevi dalgalanıyor.
Duvarda titreyen bir loş gölge var..
Bükülüp kıvrandı mumumda ışık
İşte o da söndü... bu gürültü ne?
Odama dolarken şimdi karanlık,
Ortak mı çıkıyor rüzgâr derdime?...
Elemli bir ahla ses kesilince
Anladım bu dua bir ihtiyarın
Fakat bak ufukta ağardı gece
Ağla ey zavallı!.. Geliyor yarın...
Perdeyi bir daha şişirtti rüzgâr
Odamda dolaşan şöyle bir ses var:
"Ne ağır geçiyor böyle saatler
"Hâlâ da karanlık gün açılmadı
"Güneşi istiyor kalbimde bir yer
"Ne ağır geçiyor böyle saatler
"Ruhumda ezelî bir coşkunluk var
"Sanki gülmek için doğmuş gibiyim
"Bu uzun günlerim olsa bir rüzgâr
"Yılları atlamak istiyor kalbim
"Ne ağır geçiyor böyle saatler
"Hâlâ da karanlık gün açılmadı"
Odamdan neşeli ses kesilince
Tanıdım sözünden bir güzel kızı
Sevin ey zavallı! Ağardı gece
Sönüyor göklerin en son yıldızı.."
1336 - 1920 - Kış - Kadıköy

Das macht uns arm bei allem Reichtum, daß wir nicht allein sein können, daß die Liebe in uns, solange wir leben, nicht erstirbt
İşte bu, dostum! Bu, bizi bütün zenginlikler içinde yoksul kılan: yalnız olamamamız: içimizdeki sevginin, yaşadığımız sürece, ölüp gitmemesi.
(Johann Christian Friedrich Hölderlin)
|