|
Eşcinsellere karşı yapılan bu haçlı seferi çağrısını yapan arkadaşın çoğunluğu temsil ettiğini bilmek çok acı..
daha acı olan tarafı, bir insan aklının bu kadar çaresiz olması ve bunu rahatlıkla ilan edilebilmesi..
bu yazıyı buraya yazması düşüncelerinin doğruluğundan şüphe etmediğini gösterir.
Doğru bildiğine emin olan insan kadar tehlikeli bir insan tipi yoktur.
Anlamıyorum. insanların çok basit bir akıl yürütmeyle, küçücük bir empatiyle ulaşabilecekleri bir sonuç yerine böyle bir sonuca nasıl bir yol götürebilir onları?
Aslında diğer azınlıklardan pek farkı yok gibidir eşcinsellerin.. öyle görünür. Ama kesinlikle göründüğü gibi değildir.
Diğerlerinin bir coğrafyası, çoğunluk tarafından dışlansalar bile onlarca da kabul görmüş ciddi bir davaları, birlik ve dayanışma içinde olabildikleri bir toplulukları vs. vs. leri var. bu örnekler çoğaltılabilir.
Türkiye’deki eşcinsellerin çoğu neden İstanbul’da? İklimi eşcinsel üretimine çok mu elverişli? Kimyasal bir silah mı denenmiş istanbul’da?
Hayır. Eşcinseller genelde büyük şehirlerde kaybolup, arada kaynayıp yaşayabildikleri için oralarda hayatların sürdürürler. Diyarbakır’da , Van’da, Hakkari’de heryerde var eşcinseller. sadece var olduklarını her yerde belli edemezler..
Heryerdedir eşcinseller ama hiçbir yerleri yoktur. Bir toprak parçaları yoktur uğruna savaştıkları, sırtını dayayacakları ve sığınacakları bir ülkeleri yoktur .
ahmedinecad’ın iran da eşcinsel yok sözüne hala gülerim.. bunu bir devlet başkanı söylerse bizim kahve köşelerindeki zibidiler napsın..
Eşcinsellerin çoğunluk tarafından ciddiye alınan bir davaları bile yok.. eşcinsel hakları hakkında ne düşünüyosunuz diye bir anket yapılsa sırıtmadan sizinle konuşan insan sayısı çok azdır.
Eşcinselliğin tanımını bile yapacak insan bulabilmek çok güç.. nedir diye sorulsa; fatih ürek, bülent ersoy, tarlabaşı, ibne ... gelecek olan ilk tanımlamalardır.
Fakat herhangi bir azınlık hakkında yorumlar istense, en kötü ihtimalle onlara sinirlenecek, küfür edecek kadar ciddiye alırlar..
Dolayısıyla diğer azınlıkların oturup ciddi ciddi tartışabilecekleri bir davadan bile yoksun bırakılmışlardır eşcinseller.
Diğer azınlıkların bütün dışlanmalara, ötekileştirmelere karşı kendilerini iyi hissettikleri bir oluşum vardır. Birlik ve dayanışma ortamı yaratılmıştır. Çoğunluğa karşı sığındıkları aile, akraba, dava dostları, iş hayatları onlara kendilerini iyi hissettirir. Dış dünyaya “siz olmasanız da yaparım” dedirten, sırtlarını yaslayacak kişileri vardır onların.
Eşcinseller bu konuda da yenik başlarlar..
farklılıkları fark edildiği ilk an ilk darbeyi en yakınlarından alırlar. O an en ihtiyaç duydukları varlıklardan, ailelerinden..
sonra bunu diğer yakınlar takip eder akrabalar, arkadaşlar vs.
arkadaşlar destek olmaya çalışsa da, hareketleri, farkında olmadan söyledikleri ele verir homofobilerini.. ailesi onu yada durumunu yok saymaya çalışır, çevreden can sıkıcı bir söz veya davranışla karşılaşıldığında şuçlanan kişi o olur..
Ailesi tarafından bile dışlanan bu azınlık için son umut kendi gibi insanlardır. ortak paydada buluşabildiği kişilere tutunmak zorundadır. Ne var ki bu son çare olarak görünen kişilerin bir çoğu gizli yaşamayı seçmiştir, geriye kalan kısmı bütün bu saydığımız zor şartları atlatarak kendini yok saymadan yaşamayı seçmiştir. Ancak bu seçimi yapanların içinde psikolojik olarak sağlıklı kalabilen insan sayısı gerçekten azdır. Kendini yok saymadan yaşayabilen ve aynı zamanda ruh hali normal olan dava arkadaşları bulmak gerekir ki. Bu oldukça zor.
Diğer azınlıklara karşı bile 1-0 yenik durumda olan bu kişilerin zevk için bunlara katlandığını düşünmek ne kadar akıl alır bir durum..
Yada hangi akıl alır bunu?
Hanginiz bu saydıklarımı göze alarak kendinizi yaşayabilirsiniz..
Yada hanginiz savunduğunuz bir değerin arkasında bütün bunlara rağmen durabilirsiniz?
Asil kanlılara soruyorum:
Hanginiz de var bu göt..
Sürmeli’ye selam olsun..

Kendi kendine itaat edemeyenlere, emredilir! Nietzsche/böyle buyurdu Zerdüşt
|