|
Bazı kavramları kutsallaştırma isteği, hatta saplantısı, sanırım bazı taleplerle beraber gidiyor...
Evet, ben gördüm benzer bir anne. Tam 41 yıldır da onunla yaşıyorum. Kendimi parasal olarak karşılayabildiğimde ne yaparsam yapayım önemi yok. Para verince çeneler kapanıyor. Ama veremiyor, hele de yardım alıyorsam...
Buna ancak bir "yatırım" şeklinde bakılıyor. Yani besleniyorsam karşılığı ödenecektir. Bu arada da had safhada eleştirilebilir hatta kırılabilirim ben. Zayıfım ne de olsa. Ve de bunun ötesinde, resmen "asalak"!
Üstelik alır konumdayken, önceden vermişliklerin de sayılmıyor...
Evet... Bunlar olabiliyor..
Ha, o da kendince çok kutsal bir varlık, "anne" olduğu için... Beni beslemiş büyütmüş... Falan filan...
Ama zaten onu yapmayacak olaydı, e beni neden getirdi ki? Ben mi dedim ona yani? Onun arzuları ya da kıstırılmışlıklarıdır onlar. Bana ait değil ki...
Kimse kutsal falan değildir. Özellikle bu "anne kutsal" at gözlüğü beni çok feci sıkmaktadır.
Bunun hem gelişen koşullarla, hem de kişiliklerle alakalı olduğunu düşünüyorum. Ama sanki giderek, gelişen koşullar da zaten kişilikleri belirler gibi...
Bir çocuğa bakıp onu büyütmek bir yanıyla kutsaldır evet, ama öte yandan o kadar da büyütülecek birşey değildir. Nevrotikliktir bunu bu derece dokunulamaz bir hale getirmek... Bu sözüm özellikle de size, erkekler...
Çünkü, bu getirmeden evvel ortaya getirilen bir şey vardır : çocuğun kendisi...
Hiç de kolay değil o kadar...

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|