Konu: Kemalizm
Tekil Mesaj gösterimi
  #4 (permalink)  
Alt 17-08-2008, 11:36
Erdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Erdoğan Erdoğan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 210
Mustafa kemâl'in mutad içkili akşam sohbetlerinden birisinde "Cumhuriyet şairi" Behçet Kemâl ÇAĞLAR da bulunmaktadır.

Mustafa kemâl sorar; "Sıfır nedir ?"

Behçet Kemâl ÇAĞLAR; "Sizin karşınıda benim paşam"

Başlığı açan arkadaşın sunduğu örneklere küçük bir katkı anlamında girizgâh yaptım.

Osmanlı İmp nun tasfiyesinden sonra kurulan yeni düzen, "Bağımsız ve emperyaizme karşı" gibi tanıtıldı. Çünki mevcut coğrafyadaki siyasal/kültürel miras asırlarca tüm islâm dünyasına önderlik etmiş idi. Şimdi bu önderlik, emperyalistlerce kendi menfaatleri doğrultusunda kullanılacaktı. Türkiye'de gerçekleştiirlen her değişim ve asimilasyon politikası "Batılılaşma" gibi gösterilip islam dünyasındaki diğer toplumlar üzerinde örnek teşkil etmesi ve özendirilimesi sağlanacaktı.

Birinci dünya savşı sonrası ingilizler tarafından sınırları cetvelle çizilerek oluşturulan sun'i Arap devletlerindeki Baas reejimleri ile "Kemâlizm" diye bize dayatılan kamufle dilmiş asimilasyon hareketi arasında şekli ayrıntılar dışında temel ve mantık anlamında hiçbir fark yoktur.

"Atatürk devrimleri" diye millet dayatılan yapay kültür ve asimiasyon hareketinin dayandığı temel, emperyalizmin âli menfaatleridir. Bu menfaatler, bir lider fetişizmi arkasına ustaca gizlenecektir.

Yapılanları eleştimek, karşı çıkmak; putlaştırılan lidere karşı çıkmak gibi algılanacak, Neyzen Tevfik'e ait olduğu iddia edilen ancak bir polis müdürünün 1993 te yazıldığı söylenen;

işgaldeki hali sakın unutma
atatürk'e dil uzatma sebepsiz
sen anandan yine çıkardın amma
baban kimdi bilemezdin şerefsiz."

gibi hakaretler ile meseleyi tarışmaktan çıkarıp kişiselleştirerek sulandırmaya yönelik sokak ağzı basit manüplasyonlar neticesinde insanlar sindirilmeye çalışılacaktır. Bu gün tabirici caiz ise 400 milyar dolar iç ve dış borç ile emperyalizmin kucağına oturmuş bir ülkeyi, 1921 de Yunan'a karşı girişelen savaşları işaret edip "Bağımsız" gibi tanıtarak, "Mazlum milletlere örnek" diye yutturmaya çalışmak; ilk okuldan itibaren "Türküm doğruyum" geyiği ile beyinleri düşünmekten uzaklaştırılıp süngerleştirilmiş insanlara yutturulabilir ancak.

Hâlen yaşanılmakta olan mevcut ortama gelince,

1923 ten bu yana çoğu insan Mustafa Kemâl'i eleştirmeye cesaret edemez iken, özellikle 2004-2005 yıllarından itibaren oratlığın "Mustafa Kemâl muhalfleri" ile dolmasının Türkiye de halkın yaşadığı aydınlanma süreci ile uzak yakın alâkası yoktur.68 kuşağından bu yana memlekette kendilerini "Devrimci" diya tanıtan bazı şahıslar, merhum ÖZAL ile birlikte birden liberal olmuşlar, şimdilerde de"Ergenekon karşıtı" tavırlar ile arz-ı endâm eylemektedirler. Başka bir deyişle bu gün yaşanan süreç, 1922 den bu tarafa sergilenen devrimlere karşı olan "Mürtci/yobaz" olarak nitelenen kesimin bilinçlenip güçlenerek oluşturduğu bir "Karşı devrim" hareketi değildir. Vaktiyle Mustafa kemâl'İ ve asimilasyon politikalarını bizlere "Modernizm" gibi daytan batı, bu denemelerinin İslam dünyasında olumlu sonuç vermediğini/veremiyeceğini görünce, kendi yarattığı canavarı yok etme kararı aldı.

Mâlum ergenekon olayını sadece bir yargı sürecinden ibaret görenler aldanırlar. Türkiyede siyasal elit ve onun dayattığı olgarşi artık "Kemâlizm" edebiyatı ile kendisini kamufle edemiyecektir. Bu cenahın adı "Atatürk'çü" olmaktan çıkmış, "Ergenekoncu" olmuştur. Türkiye'de ki Milirtarist/faşist oligarşinin tasfiyesi anlamında bu çok önemli bir adımdır. Fakat ne varki bu adım 1919 daki "Samsuna çıkma mit'i" gibi yine emperyalizmin plânlayıp dayattığı bir olgudur. Türkiye'de ve diğer islam ülkelerinde uygulanan 80 küsur yıllık deneyin olumlu sonuçlanmayacağı, İnsanlara islâmı unutturmanın mümkün olmadığı görülmüş; İslâm'a karşı olmak yerine, islâmı emperyalizme uydurarak 1.5 milyar nüfuslu islâm coğrafyasınada hakimiyet sağlama plânları uygulamaya konulmuştur.

Sayın Deniz BAYKAL'ın bir savunma refleksi acelecilğinde, "Ben eregenekon'un avukatıyım" diyerek, "Atatürk'çü" odukları iddia edilen malum şahıs ve organizasyonlara asılan"Ergenokoncu" yaftasının da kabulleniilmesini sağlamıştır. İlginçtir bu süreçte ne kadar "Kemâlist" var ise, sazan gibi atlayıp ergenekon'u savunma telaşına düşerken, içine çekildikleri tezgâhın farkında olamamışlardır. Ordu üst yönetiminin bu süreçte ergenekoncularla alâklı hiç bir söz etmemesi ve adetâ kendisini "Ergenekoncu" diye nitelendiren cenahın dışında tutmaya özen göstermesi, kimi emekli generallere sahip çıkmaması, sanıldığı gibi "Pasif" politikalardan kaynaklanmıyor.

Artık ülke de her insan kolayca "Atatürk/Atatürkçülük" geyiğinden nemalanamayacaktır. Çünkü bizler "Kemâlizm" ile beraber bir "Ergenekon" olgusunu da birlikte hatırlarken, insanların bilinç altına "Ergenekon" kelimesi ustaca yerleştirilmiştir.

Bu gün yaşadıklarımız, kurbağanın ılık suya atılıp altında ateş yakarak fark ettirmeden haşlanmasıdır.


İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.

Konu Erdoğan tarafından (17-08-2008 Saat 12:11 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla