Dursun Karataş, 1953 yılında Elazığ'ın Kürdemlik köyünde doğdu. Karataş, örgütün yayın organlarında "İsmail Baran, Halil Haydar, Haydar Dursun, Mehmet Bilgiç" gibi takma isimlerle yazılar yazdı.
1970'lerin başında diğer girdiği İTÜ Orman Mühendisliği bölümünden Marksist-Leninist bir ideolojiyi benimsemiş ihtilalci komünist bir genç olarak çıktı. Orman Fakültesi'ni bitiremeden okulu bıraktı. 1977'de İstanbul Bakırköy Nikâh Dairesi'nde Sabahat Karataş ile evlendi. 17 Nisan 1992'de İstanbul Bostancı'daki örgüt evi operasyonunda karısını bırakıp kaçarak kurtuldu. Karısı polisle çatışarak öldü. Bundan sonra Avrupa'ya çıktı ve örgütü buradan yönetti. İddiaya göre, tam 29 kez baskından kurtulmuştu. 1970 yılında yapılan Dev-Genç kurultayından sonra Milli Demokratik Devrim Stratejisi çizgisinde, Marksist-Leninist, proleter, devrimci bir savaş örgütü olmak üzere Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve Cephesi (THKP-C) kuruldu. Mahir Çayan'ın "Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi"ni benimseyen Karataş, örgütsel çalışmalarını bu doğrultuda devam ettirdi. 1973 yılında Dev-Yol bünyesinde çıkan görüş ayrılığı sebebiyle örgütten arkadaşlarıyla birlikte tasfiye edildi. Ama onları kimse polise ihbar etmedi. Mart 1976 tarihinde THKP-C öncülüğünde Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu (DGDF) oluşturuldu. Ancak "Öncü Savaşı"nın başlatılması ve "Direniş Komitelerinin Oluşturulması" konularında çıkan görüş ayrılığı nedeniyle örgüt Haziran 1978'de Ankara "Devrimci Yol" (Dev-Yol) ve İstanbul "Devrimci Sol" (Dev-Sol) olarak ikiye ayrıldı. Örgüt bölündükten sonra yayın çalışmalarına ve sempatizan kazanma faaliyetlerine ağırlık veren Karataş, İstanbul'daki örgüte mensup 40 kadar gencin desteğiyle 1978'de İstanbul Teknik Üniversitesi Derneği'nde Devrimci-Sol örgütünü kurdu.
Karataş liderliğindeki örgüt Nihat Erim, Gün Sazak, Özdemir Sabancı, Hiram Abas gibi yüzlerce suikastları, üstlendi. Bu insanların ölüm emrini veren Dursun Karataş 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra 30 Eylül 1980'de İstanbul'da yakalandı. 3 Kasım 1980'de İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'na sevk edildi. Yargılanıp idama mahkum oldu. Cezası müebbet hapse çevrildi. Hapse girinceye dek örgütü İstanbul Harbiye'de İsmail Baran sahte adıyla kurduğu "Baran Ticaret" adlı şirketten yönetti. Cezaevinde 9 yıl kaldıktan sonra, 25 Ekim 1989 günü gardiyan kıyafeti giydiği arkadaşlarıyla birlikte İstanbul'da Bayrampaşa cezaevi'nden 'kolayca' firar etti. Ergenekon iddianamesinde bu firarla ilgili çeşitli iddialar var.
1993 yılında aynı örgütte birlikte çalıştıkları Bedri Yağan ve arkadaşlarını İstanbul polisine ihbar edip 11 yoldaşının ölü ele geçirilmesini sağlayarak tasfiye ettikten sonra DHKP-C'yi mezhepsel bir örgüte dönüştürdü. İstanbul'da kaldığı yıllarda da kılık değiştirerek dolaştı. Yurtdışına kaçtıktan sonra bulunduğu devletlerin gizli himayesinde yaşadı.
Örgütün 'Dayı' lakaplı yöneticisi Dursun Karataş, son dönemde Ergenekon terör örgütüyle anıldı.
Özdemir Sabancı suikastını DHKP-C üstlenmişti. Ergenekon'a ismi karışan Aydınlık dergisindeki 1995'e ait bir ajandada, gerçekleşecek Özdemir Sabancı suikastı sanıkları Mustafa Duyar, Fehriye Erdal ve İsmail Akkol'un isimlerine rastlandı. İdeolojik ayrım gözetmeksizin hemen her örgüt ve kurumda yapılanarak örgütlenen ergenekon, bazan devrimcilik iddiasındaki Paşa Güven'i, Dursun Karataş'ı; bazan da Abdullah Çatlı gibi ülkücüleri kullanabiliyordu.
İki ayrı davada müebbet hapis talebiyle yargılanıyordu
Dursun Karataş, hakkında İstanbul ve Üsküdar adliyelerinde açılan 2 ayrı davada ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanıyordu. Karataş, 'örgüt yöneticiliği yapmak', 'adam öldürmek', 'polise mukavemet etmek' suçlarından yargılanıyor ve "anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek'' suçundan müebbet ağır hapsi isteniyordu.
Bu mu "Önder"
Ülkemizde Ölenin arkasından kötü konuşulmaz gibi bir anlayış vardır. Doğru bir anlayış.
Ama "iyi" denebilecekbirşey yaptığı bilinmeyen biri için "önder" "Soyları tükenmeyen birer şahin" "evladımız" gibi tabirler kullanılınca dayanamadım.
Kimin önderiyse...
Ha bir de cenaze namazı kılmaya camiye davet ediliyoruz...
Artık yoruma takatim kalmadı...
|