islamda hoşgörü ve seçme özgürlüğü diye birşey yoktur elbette , varsa da çelişiktir. Bir yanda hoşgörü, öbür yanda inanmayanın katli vacip denilirse ortaya çıkan manzara karşısında ikileme düşecek olan kullara olsa olsa "Allahın lafından sual olunmaz" denilir çıkılır işin içinden.
Resmi dini olmayan bir ülkenin resmi okulunda din zorunlu ders olarak okutulamaz. Okutulursa o sadece islam olamaz, yeryüzünde mevcut tüm dinler okutulmalıdır. Her dinin inceliği de okutulamayacağına göre, şu halde dinler tarihi ve bir genel çerçeve içinde ana pratikler okutulmalıdır. Ama bu olamaz, bu şekilde hoşgörülü ve geniş bir bakış açısıyla uygulanamaz tabi. Hele de İslamın en vahşi ve acımasız mezheplerinden biri olan sünniliğin çoğunluğu oluşturduğu bir ülkede...
Sonra nasıl çıkacak ortaya "siz ne derseniz deyin tek şey budur, islamdan başka din ve de gerçek yoktur" diyen plaklar? Düşünmeye ve sorgulamaya, şüphe etmeye başlanır alimallah... Bu hiç olacak şey mi?
Şimdi de ben diyorum: İnsanın vicdan potansiyelinden öte ve üstün bir şey yoktur...
İtiraz etmeden evvel bir derin nefes almak lazım: İNANÇ HÜRRİYETİ VAR YA HANİ!! Yoksa aynayı almalı karşımıza, bana söylenecek ne varsa içerde, orda kimi görebilme kapasitesi mevcutsa ona söylemeli...
