Alıntı:
ferdaa´isimli arızadan alıntı
öncelikle bence tanrı demek bıle yanlıs ALLAH'ın 99 ismi varken bi yenısıne gerek yok ayrıca ınsanın acız beynı bazı seylerı kavrayamaz daha bıkac bılınmeyenlı denklemı gordugunuzde kalakalıoken nasıl boyle bu konuda yorum yapma cesaretını kendınızde buluyorsunuz anlamadım dogrusu bence önce inançlara saygı duymayı ogrenın ALLAH'ın yarattıgı bır kul olan ataturk'e laf eden bırını gunah kecısı yaperken YUCE ALLAH hakkında nasıl yorumlar ettıgınızın farkındamısınız
|
Allah, tanrının islamiyette ki özel ismidir.. Müslümanlar tanrılarına Allah der, Antik Yunanda Dionysos vardır örneğin, Hintlilerde Krişna vs vs.. Her dinin kendi özel tanrısı vardır.. Ve siz bir müslüman olarak Allah demelisiniz tabii .. Ama ben bir ateist olarak hiç bir dine mensup olmadığımdan dolayı tanrının her hangi bir özel ismini söylemek zorunda değilim.. Anlaştık mı?? Ayrıca o, aciz beyin diye tarif ettiğiniz beyin körü körüne inananların beynidir.. Sorgulayan bir beyne, aciz demek, gerçekten çok büyük bir acizliktir.
Alchemy,
Haklısın, new age dinlerde her insanın tanrıdan bir parça taşıdığı ve öldükten sonra tekrar tanrıya döneceği inancı yaygındır.. Ama aslında, bu görüşün çok uzun bir geçmişi vardır.. Hatta tek tanrılı dinlerden bile daha eskiye dayanır bu durum.. Şu anda new age dinler, bir öze dönüş süreci içerisindeler ve artık ''büyük işçinin(tanrı)'' insanlığın oluşması üzerinde etkisi olmadığı, bilim adamalarınca da kabul edilince.. Tanrıyı yüceltmekten ziyade, insanın kendini yüceltmesi başlamıştır... Her insan tanrıdan bir parça taşır demek, hepimiz birer parçayız ve bu parçalar aslında tanrıyı oluşturuyor demekle eşdeğerdir.. Ve tekamül inancı ile, öldükten sonra ''tanrı'' olacağı inançları vardır.
Bildiğim kadarıyla Mani isimli İranlı bilgin, ruhani bir din kurmuştu.. Muhammed'den önce bu görüşü savunan bir kişiydi ve tüm dinleri birleştirme yoluna gitmişti.. Şimdilik bildiğim en eski spiritüalist, ''Her insan tanrının bir parçasıdır'' diyen kişi.. Onunla ilgili kısa bir yazı asıyım.. Tabii bu, çok daha eskiye dayanıyor.. Eğer aklıma gelirse, daha eski spiritüalistleri de yazarım.
Alıntı:
İ.S. III. yüzyılda İran’da akıllı bir adam yaşadı. Bu adam, bütün dinlerin aynı kaynaktan doğduğunu, değmez ayrıntılar yüzünden bunca yıldır insanların boş yere birbirleriyle boğuştuklarını görerek bütün dinleri tek bir dinde toplamaya, bir çeşit dinler bireşimi (sentez) yapmaya kalktı. Bu akıllı adamın adı Mani’dir (İ.S. 216-276). Fransızlar, Manés ya da Manichée diyorlar, Latincede de Mancius deniyor. Bu büyük İranlının kurduğu dinin adı Manilik’tir (Manicheisme). Manilik dünyanın dört bucağına hızla yayılmış, XI. yüzyılda Fransa’ya bile sokulmuştur. Ermiş Augustinus bile bir ara bu dini benimsemiştir. Manilik, dinlerin bireşimini yaparak, dinler arasındaki kavgayı kaldırmak amacını güdüyordu. Zerdüşt rahipleri İ.S. 276 yılında Mani’yi yakalayarak derisini yüzüp astılar. Oysa Manilik akımını önleyemediler. Bu akım, için için kaynayarak yüzyıllar boyunca yaşadı ve günümüze dek geldi.
Maniliğin temelinde hemen her dinden, akıl ölçüsüne uyularak alınmış, bir parça vardır. Dinin ana kuralı, iyilikle kötülük karşıtlığına dayanmaktadır. İyilik, ışık ve ruhtur, kötülük de karanlık ve bedendir. Evren, bir iyilikle kötülük karışımıdır. Evrenin bir parçası olan insan da öyledir, ruh ve bedenden, iyilikle kötülükten yapılmıştır. Bedenin (maddenin) içine hapsedilip acı çeken ruhları kurtarmak gerekir. Bütün ruhlar arınarak maddeden kurtulup gerçek yerlerine, ışık göğü’ne çıktıkları zaman dünyanın sonu gelecektir.
Mani, İsa’dan da yararlanmış; İsa’nın kendisini müjdelediğini, sözünü ettiğini Kutsal Ruh’un kendisi olduğunu ileri sürmüştür.
Mani, bütün dinlerin güneş-ışık gücü temeline dayandığını görmüş, dinin bütün dualarını bize ışık gönderen güneşe ve aya yöneltmiştir. Oruç tutmak, kardeşçe bir arada yemek yemek gibi çoğu dinlerdeki ortak biçimlere de önem vermişti. İnsanların, kendilerini bağlayan ve zora sokan biçimlerden ne kadar hoşlandıklarını biliyordu. Hıristiyanlara ermiş Pavlus’un yazdıklarına aldırmamalarını söyleyerek, gerçek İsa’nın bir ışık habercisi olduğunu, bu ışığın da Manilik bireşim diniyle gerçekleştiğini bildiriyordu. İyi bir Mani olabilmek için her türlü tutkudan ve yalancılıktan sakınarak yaşamak yetecekti. İyiliğin ilkeleri, tutkularını yenmesini bilmekle doğru sözlü olmaktı. İnsanlardan istediği, yaşadıkları sürece, bu kadarcık bir çaba gösterebilmeleriydi. Bu çabayı gösterebilenler arınmış, kurtulmuş (erdemli) ruhlar olacaklardı.
|