|
İlkokuldan itibaren çocuklara söylettirilen antlar, marşlar, Türküm doğruyum, ne mutlu Türküm diyene, Atam sen kalk ben yatam vesaire türevi savaş ve kahramanlık hikayeleri benim anlamlandırdığım dünya değil yaşadığımız gerçek dünyadır. Devlet tarihi ya da olayları işine geldiği gibi anlatır, kendini yüceltirken gerçeklerden bahsetmez. İnsanların düşünmesine ve sorgulamasına olanak sağlayacak bütün etkenleri ortadan kaldırır ya da yasaklar. “Atatürk’ü sevmiyorum” demek yasal bir işlem gerektirmiyorsa dahi devletin eğitim kurumlarınca zihni köreltilmiş toplumun hedefi olur.
Burada fikirlerimi savunmam tabi ki karşımdaki sabit fikirli karakter üzerinde bir değişikliğe yol açmaz ancak burada yazılanları okuyanların sabit fikirli bireylerden oluşmadığını, sabit fikirli olmayan ve sorgulamaktan çekinmeyen nicelerinin de yazılanları okunduğunu unutmamak gerekir. Bu tartışmalarda amaç dogmatik bireyin fikrini değiştirmenin aksine özellikle genç arkadaşların her iki tarafın çıkarımlarını karşılaştırması, kıyas yapmasını sağlamaktır. Bu yüzden özellikle popüler kültürü karşısına alan hiçbir konunun burada tartışılmasını beyhude ya da anlamsız bulmuyorum.
Sevmek öğretilebilir mi ya da sevdirilebilir mi?
Devlet kurumlarının ve ailemin bana verdiği eğitim çerçevesinde hiç görmediğim bir Atatürk’ü sorgulamaksızın kutsayıp sevebilirim -ki benim için de belli bir süre de öyleydi- ancak sorgulamaya ya da düşünmeye başladığınız zaman değerlerin değersiz olduğunu, onlara değer yükleyenin insanlar olduğunu fark etmek pek zor olmuyor. Kutsal olan ne varsa sorgulamak gerektiğine inanıyorum.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|