|
Evvelâ mesajım da tırnak içinde yazdığım saf kan hususuna açıklık getireyim. Ben bu kan/soy/sop muhabbetine tümden inanmam. Millet denilen toplulukları sosyolojik olarak bir birinden ayıran yaşama biçimleridir. Her kültür, siyasal üst yapı egemenleri tarafından menfaatler doğrultusunda başka kültürlere dayatılmıştır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Ama biz de uygulanan resmi tarih anlayışında bu dayatmayı yapan devlet olarak göründüğü için, meselenin arkasında ki sosyo-ekonomik boyut pek görülmez. (Görenlere sözümüz yok)
Bir çok savaşın "Yüce idealler" doğrultusunda yapıldığı iddia edilir. Bu yüce ideal'in Viyana önlerinde ne işi var; Ya da adam istemiyorsa, ABD gibi zorla "Demokrasi" mi götüreceksin ? diye sormayız hiç. İlk çağdan günümüze göçler ve kültürlerin hakimiyet sahalarını genişletmeleri sebebiyle, bazılarının varsaydığı biçimde "Kan" a dayanan saf bir ırk kalmamıştır.
Resmi ideoloji doğrultusunda basılmış tarih kitplarında, kültürler arası savaşların hep sahte/görünürdeki sebepleri verilir. Gerçek sebepler saklanır. Çünki amaç; akıllı, düşünen, alternaif düşünce üreten insan yetişltirmek değil, sistemi körü körüne sahiplenip, piyonluk edecek kişileri çoğaltmaktır
Bir süre forumlarda çok dillendirilen, "Küvetin içini su ile doldursam. Sana da, bir kaşık, bir bardak, bir de kova versem. Küvetteki suyu ne ile boşaltırsın ?" sorusuna;
"Bundan kolay ne var yaw. Tabiki kova ile. O bana verdiklerin içinde en büyüğü" muhabbetini hatırlayıverdim birden. İşte resmi ideolojinin amacı, insanın kendi verdikleri kadar düşünmesini sağlamaya yöneliktir.
Bize sunulanlardan farklı düşünmeyi öğrenen, küvetin tıpasını çekerek boşaltmayı akıl eden insan yetiştirmeyi istemez. Çünki "Ulu Devlet" (!)kendisini koruyacak muhafızlar ister.
Sayın alchemy'in mesajındak tesbitlere genel mânâ da katılmakla beraber, sanki bir "Türk düşmanlığı" sezinledim. Yanlış anladıysam lütfen mesleye bir açıklık getirsin. Bu başlığı açmakdaki esas gayem, bazı söylemlere uygun ortam hazırlamak değil, sadece kültürlerin siyasallaştığında, başka kültürleri benimsemiş insanlara baskı aracı olarak kullanıldığında, ortaya çıkan tehlikelere dikkat çekmekti.
Dünya tarihinin hiç bir döneminde bir kültürün tabanının oluşturan insanlar, bilerek ve istiyerek diğer kültürlere düşmanlık etmemişlerdir. Toplumdaki insanların zaafları/cehaleti/ihtiyaçları siyasal üst yapı trafından kullanılmış ve yönlendirilmiştir. Cephe de birbirleriyle öldüresiye savaşanlar, gerçekte ne için savaştıklarını bilmezler.
"Ya sev, ya da terk et" diyen ne kadar hamaset içerisinde ise, Türklerin hepsinin böyle düşündüğü zannına kapılmak da, aynı derece de hamasettir. Kin ve nefreti pompalama üzerinden yeni kin ve nefretler oluşturmak suretiyle, -gerçekte isetmesek de -tüm varlık ve güçlerini kitlelerin bir birini kırmasına dayandıranların ekmeğine yağ sürmüş oluruz.
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
Konu Erdoğan tarafından (24-07-2008 Saat 13:52 ) değiştirilmiştir..
|