|
Yazan = Anibal
Doğanın kanunu der ki, zayıf olan güçlü olan ezer, yer, bitirir.
Örnekleri pek çoktur.. Peki insana uygulanabilir mi? Elbette, işte tarih, hep öyle olmadı mı?
Asıl soru şudur, insanlar arasında böyle bir doğa kanununu koymak, insanların topu birden için, fayda mı, zarar mı getirir?
Bugün siz güçlüsünüz, ben güçlüyüm, zayıfı ezerim, öldürürüm ederim.. Unutmayın, yarın sizden güçlüsü gelecektir. O zaman ölen siz olacaksınız..
Evrimi anlamanın önündeki engel benzer bir indirgemeciliktir zaten..
Sizin vicdan, toplum kuralı vs. dediğiniz, genlerinizin sizin adınıza imzaladığı bir anlaşmadır. Diyorsunuz ki, ben sana yapmam, sen de bana yapma. Ben sana iyi olurum, sende bana iyi olacaksın. Bu anlaşmayı bozan, her durumda bu anlaşmadan zararlı çıkacak olandır..
Sinek ve insan öldürmek arasında bir fark var mıdır? .. Bir uzaylı olsaydım, Andromeda'nın bir köşesinden gelmiş.. Benim gözümde sinek öldürmek ile insan öldürmek arasında pek bir fark olmazdı. Predatör gibi amacı av olan birisi isem, sinek öldürmek ehven olacağından, umrumda olmazdı. Ama insan öldürmek zor, kaçıyorlar, direniyorlar, onu öldürene aferin denmesi ihtimali daha yüksek. O halde gider insanları öldürmeye çalışırdım..
Veya, ben bir tür başak uzaylı olsaydım.. Öldürmekle filan işim olmasaydı, ama obur olsaydım.. Ve sinekler tam aradığım besin olsaydı.. Ne işim var bu kart insanlarla, sinekler gelsin der devam ederdim. Ama bir gün görürdüm ki, bu insan denen şeyler, benim leziz gıdamı DDT sıkarak yok ediyorlar, benim gıdamı eksiltiyorlar.. O halde, bu zararlıları öncelikle yok etmeyi düşünürdüm pekala..
Peki bir insan olarak? Ben insansam, o zaman doğa benden olanlar (insanlar) ve diğerleri olarak ikiye ayrılır. Benim var olma sebebim, genlerim. Hayat dediğiniz şeyin anlamı, bu genlerin ilerlemesi, hayatta kalması.. Ve dünya değişiyor. Doğa değişiyor. Benim genlerimin ilerde mevcut olmasının tek yolu, evrimle adaptasyon yeteneğini artıracak şekilde, geniş bir varyasyon havuzuna sahip olması. Demekki, insanların yaşaması benim genlerimin avantajına. O halde??
Peki sinekleri öldürmek? Bakacağınız şey gene aynen budur. Hayatın anlamı, genleri sürdürmekten ibarettir. Eğer sinekler sizin bu yolunuza taş koyuyorsa, bu taşı oradan alıp atmak sizin yapmanız gerekendir. Ama aynı şekilde bir taşı, bir insanda koyabilir. Size kalan, gene o taşı alıp atmaktır. Gerekiyorsa o insan ile birlikte.. İşte buna meşru müdafaa denir. Ha sineğinde böyle bir hakkı vardır. Ve bu durumda "güçlü zayıfı yener" kuralı geçerli olur. Ama kim güçlü, kim zayıf, ancak kazanana bakarak söylenebilir. Sinek bir sivrisinek ise, sizden yumurta yapması için gereken kanı alır. Siz sıtma olur, ölür gidersiniz, umurunda olmaz, sizi yolundan atmıştır. Sinek yerine bir karamamba da olabilir, sizi sokar öldürür. Bir su aygırıda olabilir, tıpkı uzaylının gıdası sinekleri sizden sakınacağı gibi, bölgesini sakınır, sizi gelir öldürür.
İşte hak bundan ibarettir. Bir bütün olarak yaşama hakkı. Siz güçsüzseniz, güçlü kendi yaşama hakkı namına sizi siler..
İnsan türü olarak, biz bu kurala karşı geliyoruz. Aslında gelemiyoruz, insan doğaya hükmedemez. Ama insanlar olarak bir anlaşma yapıyoruz. Güçlü olanımız, zayıfı ezmesin diyoruz. Sebebi de gayet açık: güç mutlak değildir. Elbet bir gün sizden güçlüsü gelir. Böylece, bir karşılıklı fedakarlık ile, hep birlikte karlı çıkıyoruz.
Ama bunun dışı için.. Sinek için bunu yapamıyoruz, bizi anlamıyorlar.. O halde, bu kuralı onlara karşı kullanıyoruz. Ki onlarda tepe tepe bize karşı kullanıyor, merak etmeyin.
Fakat, insan ilişkilerimizden öğrendiğimiz bir şey var. Orantısız güç kullanmak, kullananın başında patlar.. İşte o nedenle, sinekleri topluca öldürmek için uğraşmıyoruz. Ama çekirgeleri, elimizden gelse bir kaşık suda boğacağız, beceremiyoruz.
Fakat elimizde orantısız bir güç var. Bu kesin. Onlar daha taş balta yapamıyor, biz ise nükleer bomba yapıyoruz. Şimdi hepsini silelim mi dünyadan? Silkinin ve kendinize gelin. Dünyadaki hayat bir bütün. Siz onun bir parçasısınız. Onları yok edip, bütünün kalanını silerseniz, bütün bir noktada artık bütün kalamaz ve sizde yok oluverirsiniz. İşte mesele bu. Bu açıdan bir sinek öldürmekle, bir insan öldürmek arasında nitelik olarak fark yok.. Önemli olan, bunu yaparken, bütünün dengesini sağlayabiliyor olmak. Bütün insanları öldürürseniz de, bu bütünde bir soruna sebep olursunuz, bütün sinekleri öldürsenizde.. Eee, bir tek sinek, bir tek insan... Bir insan ölünce, bütünün bir parçasının 6 milyarda biri eksilir. Diğer yandan boyuna doğup durdukları için, bu eksik kapatılır. Bir sinek ölünce.. O bütünün bir parçasının trilyonlarda biri eksilir. Doğanlarda cabası.. İşte o yüzden, doğada bir sinek öldürmek, doğa için, bir insan öldürmekten daha ehemmiyetsizdir.
Asıl mesele, bir sinekle anlaşarak, hayatı her iki taraf içinde anlamına uygun olarak sürdürülebilir kılamıyor olmanızdır. Ama insanlar arasında bu geçerli değildir. İnsanlar, anlaşıp, birlikte hareket ederek, daha uzun süre hayatta kalmayı ve genlerini sürdürmeyi daha kesin olarak sağlayabilirler.
Bir insan için, insan öldürmek, bir diğer insanın gelip onu öldürebilecek olmasını gösterir. İşte asıl mesele budur.
Ama tarih boyunca, herhangi pek çok savaşta dahi, mesela bakteri ve virüslerin öldürdüğü insan sayısı, insanların öldürdüğü insan sayısından kat kat fazladır. Genel toplamda, insanların öldürdüğü insanların sayısı, diğer canlıların öldürdüğü sayının çok küçük bir kesri olabilir ancak..
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|