|
Ne tezat, ne karmaşa... Başkalarının malı olmamak, başkalarına malolmamak, başkalarınc/da şekillenmemek için saklanmak hatta yokolmak... Ya da inatla "hayır, öyle değil, böyle!" diye haykırmak... İnsanların öznel algı filtreleri suyun ışığı kırması gibi olanı kırıyor... O nedenle olan, olduğu şekilde gitse vuracağı noktanın uzağında bir noktaya vuruyor algılayanın beyninde... Böylece, bazan o noktanın civarında, bazan çok uzağında, ama ille de başka yerinde yer alıyor olan, olması gerektiği yerden... Olan, ne olduğunu ne kadar da söylese, algılayan inatla bu algı yanılsamasına düştüğü için, arada hep de bu mesafe oluyor... Herkesin tamamen saygılı ve hoşgörülü olduğunu varsayma ütopyasında gezinsek bile, zaten hiçbir zaman olduğumuz şekliyle yansıyamayız sonucuna çıkılır bu durumda, etrafımızdaki canlı aynalardan... Kabullenmemek ve değiştirme çabaları daha işin içine girmedi bile...
İnsanlar böyle algı çarpıklığı yaşıyor diye, hiç olmamalı mı peki...?

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|