Alıntı:
sonsuz´isimli arızadan alıntı
hıhı dejavu..otekileştiriyoruz birbirimizi belkide ondandır.2 kutup var sanki.ille birinde olmak gerek...suc işlemiş gibi demeyelim doğrularımıza saldırcı bir uslubla yaklaştığınız için doğal refleks savunma mekanizması..tıpkı dejavu yaşadığınız konunuzdaki.ewet sayın abdullah gul o çocukla evlenir first ladysi yapar..ve omrunce ayrılmaz..oysa benim çocuk arkadaşım hiçbiri tarafından tam olarak sevilmediği için ruzgarın savurduğu yere doğru sürüklenir..ve o derken o derken tam anlamıyla pörsür..
|
Hayır, saldırmıyor, sorguluyoruz. Zaten niyetim saldırmak falan olsa bunun için teistlerin çoğunlukta olduğu alanları seçerdim ateistlerin değil.
Niyetim saldırmak olsa ahlakımıza yönelik değerlendirmelerinize alacağınız yanıt da bu kadar yumuşak da olmazdı.
Niyetim saldırmak olsa siz kaçıksınız derdim, saplantılarınız var! Evet bu saldırmak olurdu. Kendinizi bir tasarım içerisinde görüyorsunuz, bir trajedinin oyuncusu olarak. Ve kendinize dışarıdan bakamadığınız için nasıl göründüğünüzden haberiniz yok. Kafasında büyük şeyler ve tanrılar dünyası kuran ve kurduklarına inanan siz, kendinizi kurduklarınıza karşı vazifelendirerek sorumluluk hissediyorsunuz derdim.
Niyetim saldırmak olsa derdim ama bunlar saldırmak bile değil.
Dejavu söylemimden ne anladınız çıkartamadım ama burada bahsettiğim dejavu yani acıların çocuğu moduna giriş tekrarlaması şuradaki mesajınızdan gelir: Bkz.:
http://www.anarsist.org/77356-post141.html
Ve bayan kimliği ya da kız arkadaşınız korunmaya muhtaç, her an pörsüyecek bir obje değildir. Onun da kendi iradesi ve savrulmak istediği bir hayatı, bir benliği var. Ona bir obje olarak bakamaz ve tercihlerini belirleyemezsiniz, böyle bir despotluk kabul edilemez.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."