|
Bence mevcut çelişki, genlerin insanları uygarlık öncesinin evrime olanak tanıyan koşullarına uygun şekilde şekillendirdiği ancak evrimin işleyişinin kırıldığı tarihten bu yana ; organizmanın şuanki uygar yaşayış şekline uyum göstermekte zorlandığındadır .
10 yıl öncesinin bilgisayarları ile bugünün daha gelişkin oyunlarını çalıştırmak , hadi çalıştırdığını bulsan bile o oyundan performans almak mümkün değildir . İki seçenek var : Ya bilgisayarı upgrade edeceksin ya o yüksek gerekirlikli oyunları ve onu yapanları , onu yaptıran zihniyeti yokedeceksin . İkinci seçeneği uygarlığın bu gidişatını tümden yokedip "mutlu kabile"ye , "genlerin %100 uyum göstereceği 2000 yıl öncesine benzer koşullara" geri dönmeye çağıran primitizmde görüyorum .
Benim düşündüğüm ise (ki bu muhakkak düşüneli asır geçmiştir) bizim birinci seçenekteki gibi bilgisayarı , ya da genlerimizi upgrade ederek "gelişim"i içimizden geçirerek ona ait olma . "Gittikçe topluma ve kendine yabancılaşıyor insanlar" deniyor . Ama bunun aksi de "gelişime yabancılaşmak" .
Mutluluk genetik bilimi içerisinde genlerin çıkarkarına uygun davanışları gerçekleştirme sonucunda işleyen bir mekanizma . Genlerin kör iradesine boyun eğildiğinde ağzımıza çalınan bir parmak bal .
Ama benim aklımda mutluluğun ciddi birşekilde kapı dışarı edilebileceği bir genetik yapıya kavuşma hayali var .
Çağı ilerleten bilim adamları ve düşünürler pek çok durumda genetik eğilimlere direnerek o duruma geliyor . Ama yine de o genetik yapı onların çok daha ileri gidebilme potansiyellerini engelliyor . Hiç cinsel arzu hissedilmese, şehvete beynimizi işgal ettirip bizi üremeye ve genlerimizi kopyalayıp yaymaya iten bir yapımız olmasa , beyin yapımıza daha hızlı ve daha komplike bilgi alma ve işleme yapıları kazandıracak genetik altyapıyı hazırlasak ; yeni-tür için sadece işleyiş olsa , mutluluk ya da mutsuzluk diye kavramlar olmasa ; sadece yeni genetik - dizayn - ın fenotipi ve onunla uyumlu memotipi olan bir işleyiş olsa ... sizce de bu ultra-uygar bir ZEN-Budizm olmaz mıydı ?
Sıkıntı, gerçekliğe sinmiş hiçliğe dayanır . - Kierkegaard -
Konu Uzak tarafından (11-06-2008 Saat 15:42 ) değiştirilmiştir..
|