|
“Hastalık” diyordu SPK, “tekil insanlarda gerçekleşen bir şey değildir, hasta olan toplumumuzdur.” ‘Hastalık’ diye adlandırılan şey, aslında kapitalizmdeki “toplumsal çelişkilerin bilinçdışı bireysel ifadesi”ydi. Kapitalizm sermaye yaratmak için hastalık ve tıbbın, özellikle de psikiyatrinin içinde işlevlerini bulduğu bir imha sistemi üretiyordu. “(Tıp) hastayı çalışma süreci için yeniden üretir, böylece hasta tekrar artı-değer üretebilir. (İşçi) kliniğe yıkıcı olarak gelir ve orada uzuvları tümüyle kesilir.”
“Hastalar için hastalıklarına karşı sonuca ulaşabilecek, yani nedensel, yalnız bir tek mücadele vardır, hastalık yapıcı, özel mülkiyetçi-ataerkil toplumun kaldırılması.” Geleneksel psikiyatri hastayı, zaten kendini hasta etmiş olan ilişkilere yeniden uyarlamaktan hareket ederken, SPK’nın önerisi “kurtuluş”u hedefler. Hasta görünüşte bir zaaf olan hastalığını üretken kılmalı, onu “bilinçsiz bir talihsizlikten” acılarının nedeninin farkında olan “talihsiz bir bilince” çevirmelidir. Arzulanan sonuç: “Acıların baskısı değişimin öznel gerekliliği olarak politikleşir”, hastalık “kendi karşıtını” üretir: “devrimi.” * sosyalist hastalar kollektifinin çıkardığı SPK “Patienten-Info”nun birinci sayısından bi bölüm
|